Dünya Günü’nde acil çağrı: Fosil yakıtlardan çıkış ertelenemez
Dünya Günü’nde acil çağrı: Fosil yakıtlardan çıkış ertelenemez
KRİTİK EŞİK
Kolombiya’nın Santa Marta kentinde 24–29 Nisan tarihlerinde düzenlenecek Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı (TAFF), bu açıdan kritik bir dönemece işaret ediyor. Kolombiya ve Hollanda’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek toplantı, fosil yakıtlardan adil ve planlı çıkışı savunan ülkeleri ve kurumları bir araya getirecek. Konferans, artık genel hedeflerin ötesine geçilip uygulanabilir yol haritalarının tartışıldığı yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor. Hazırlanan uluslararası raporlara göre, temiz enerji yatırımları hızla artsa da ülkelerin mevcut fosil yakıt planları 1,5°C hedefiyle uyumlu değil.
EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR
Küresel enerji yatırımlarının yaklaşık üçte ikisi temiz enerjiye yönelmiş olsa da, gelişmekte olan ülkelerin bu finansmandan aldığı pay yalnızca yüzde 15 düzeyinde kalıyor. Öte yandan 80’den fazla ülkenin fosil yakıtlardan uzaklaşma hedeflerini desteklemesi ve en az 46 ülkede elektrik sektöründe karbonsuzlaşma planlarının bulunması, dönüşümün artık somut adımlara geçtiğini gösteriyor.
BİR TERCİH DEĞİL
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA), fosil yakıtlardan çıkışın ertelenebilecek bir seçenek değil; iklim hedefleriyle uyumlu, ekonomik olarak rasyonel ve toplumsal açıdan adil bir yön değişikliği olduğunu vurguluyor. Çünkü yaklaşık 10 bin yıl boyunca görece istikrarlı seyreden yeryüzü ortalama sıcaklığı, son 140 yılda 1,3°C arttı. Bilimin ortaya koyduğu sınır ise açık: dünyada güvenli ve yaşanabilir koşulların korunabilmesi için sıcaklık artışının 1,5°C ile sınırlandırılması gerekiyor.
Bu hedefe yaklaşabilmek için yalnızca iyi niyet beyanları değil, çok hızlı ve ölçülebilir adımlar gerekiyor. Küresel emisyonların 2030’a kadar 2019 seviyesine göre yüzde 42, 2035’e kadar ise yüzde 57 azaltılması gerekiyor. Bunun anlamı da net: mevcut fosil yakıt rezervlerinin önemli bir kısmının kullanıma açılmaması gerekiyor. Bilimsel değerlendirmeler, petrol ve gaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 60’ının, kömür rezervlerinin ise yaklaşık yüzde 90’ının toprak altında bırakılmasının zorunlu olduğuna işaret ediyor.
Bu nedenle fosil yakıtlardan çıkış, yalnızca enerji üretiminde teknik bir değişiklik değil; üretimden tüketime, finansmandan yönetişime, istihdamdan sosyal korumaya kadar uzanan bütüncül bir dönüşüm meselesi.
MALİYET GİDEREK BÜYÜYOR
Fosil yakıtlara dayalı sistem yalnızca iklim üzerinde değil, kamu maliyesi üzerinde de ağır bir yük yaratıyor. Hükümetler 2023 yılında fosil yakıtlar için yaklaşık 1,1 trilyon ABD doları tutarında doğrudan sübvansiyon sağladı. İklim ve sağlık üzerindeki fiyatlandırılmamış maliyetler de hesaba katıldığında, toplam yükün 7 trilyon ABD dolarını aştığı; bunun da küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde 7’sine karşılık geldiği tahmin ediliyor.
ASIL MESELE NASIL GEÇİLECEĞİ
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Kurucu Direktörü Bengisu Özenç, şunları söylüyor: “Dünya Günü bize şunu hatırlatıyor: Fosil yakıtlara bağımlı bir gelecek, çocuklarımızın ve toplumların güvenliğini garanti edemez. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, fosil yakıtlardan çıkışı erteleyen değil, bunu sosyal adalet, ekonomik dayanıklılık ve enerji güvenliğiyle birlikte planlayan cesur bir yol haritasıdır. Santa Marta’daki konferansın, ülkelerin artık yalnızca hedef konuşmadığı, bu geçişi nasıl hayata geçireceğini tartıştığı bir dönüm noktası olmasını umuyoruz. Bugün asıl mesele, fosil yakıtlardan çıkışın gerekli olup olmadığını tartışmak değil, bu çıkışın kimin için, nasıl ve ne kadar adil biçimde gerçekleştirileceğini konuşmaktır. Eğer geçiş doğru tasarlanmazsa, mevcut eşitsizlikler daha da derinleşebilir. Ancak kamusal yararı gözeten güçlü politikalarla tasarlandığında, fosil yakıtlardan çıkış hem enerji güvenliğini güçlendirebilir hem dışa bağımlılığı azaltabilir hem de daha sağlıklı, daha dayanıklı ve daha yaşanabilir bir gelecek kurabilir.”