Hatların düğümü Türkiye, Ortadoğu’da koridor savaşları

Ortadoğu’da sahadaki askeri gerilim ve çatışmalar sadece sınırları değil, enerji hatlarının yönünü de yeniden belirleyen daha büyük bir jeopolitik hesaplaşmaya dönüşmüş durumda. İsrail’in yayılmacı “Davut Koridoru” stratejisi, bölgedeki yeni nüfuz alanlarıyla birlikte ulaştırma ve ticaret güzergahlarını doğrudan etkilerken, Türkiye ise bölgesel mücadelede en kritik konumdaki ülke pozisyonunda bulunuyor. Doğu Akdeniz ve Körfez eksenli enerji akışının Avrupa’ya taşınmasında Ankara’nın sahip olduğu coğrafi avantaj, yalnızca bir geçiş üstünlüğü değil, yeni dönemin büyük güç mücadelesinde stratejik bir anahtar anlamına geliyor. Tam da bu nedenle son dönemde peş peşe gündeme gelen demir yolu, kara taşımacılığı ve enerji bağlantı projeleri, yalnızca ekonomik değil, doğrudan jeopolitik bir yeniden dizayn hamlesi olarak okunuyor.


Yeni güç mücadelesine ilişkin yapılan analizlere göre Ankara’nın önündeki asıl mesele, yalnızca yeni bir hat açmak değil; mevcut enerji akışını Körfez, Levant ve Avrupa bağlantısıyla büyütüp çok daha stratejik bir merkeze taşımak.

STRATEJİK OMURGA

Stratejistler ise Suriye ile Suudi Arabistan arasında yapılan temaslarda, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye uzanacak demir yolu ve kara taşımacılığı hattına dikkat çekiyorlar. Analizlerde, Türkiye’nin yeni denklemde Kızıldeniz’den Levant’a, Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan hatta limanları, kara yollarını, demir yolu ağlarını, enerji nakil hatlarını ve sınır kapılarını tek bir stratejik omurga içinde birleştirme arayışında olduğu vurgulanıyor. Mevcut veriler de Türkiye’nin bu hatta zaten büyük bir geçiş ülkesi konumunda bulunduğunu gösteriyor.

GEÇİŞ VE DAĞITIM ÜLKESİ

BOTAŞ verilerine göre Türkiye’nin 2025 yılı toplam doğal gaz ithalatı 58 bin 920 milyar metreküpe ulaşırken, aynı dönemde doğal gaz ihracatı 2,323 milyar metreküp, yurt içi satış miktarı ise 59,358 milyar metreküp olarak gerçekleşti. Petrol tarafında Ceyhan merkezli hatların önemi sürerken, BTC üzerinden 2025 yılında taşınan ham petrol miktarı 206,434 milyon varil olarak açıklandı. Uzmanlara göre mevcut tablo, Türkiye’nin doğalgazda da petrolde de zaten büyük ölçekli bir geçiş ve dağıtım sistemi kurmuş olduğunun göstergesi niteliğinde.

IMEC ÇÖKTÜ

Jeostrateji Analisti-Tarih Araştırmacısı Dr. Ahmet Uslu ise Gazze’deki katliamlar ve ardından İran savaşının, IMEC’in kuzey ayağını zayıflattığını belirtirken, şunları söyledi: “ABD’nin güçlü diplomatik desteğiyle 2023 G20 zirvesinde ilan edilen Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru, yani IMEC çökmüş durumda. Proje, Hindistan’dan Körfez’e ulaşan yükün, oradan demir yolu ve liman ağları üzerinden İsrail bağlantılı kuzey hattıyla Avrupa’ya taşınmasını öngörüyordu. Başka bir ifadeyle IMEC, yalnızca bir ticaret hattı değil, Amerika’nın Orta Doğu ile Avrupa arasındaki bağlantı mimarisini kendi ortakları üzerinden yeniden kurma hamlesi olarak öne çıktı. Sahadaki gelişmeler bu planın ne kadar kırılgan olduğunu kısa sürede ortaya çıkardı.”

TÜRKİYE DENGE ARIYOR

Ankara’nın sunduğu alternatif, aynı Körfez coğrafyasını bu kez İsrail merkezli kuzey hattı yerine Ürdün, Suriye, Türkiye ekseninden Avrupa’ya bağlamayı hedefliyor. Hindistan, İsrail, Yunanistan, BAE ve Rum Kesimi’nin dahil olduğu ve ABD’nin stratejik destek verdiği hat, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi baypas eden ekonomik-jeopolitik bir aks yaratmaya çalışıyor. Buna karşılık Türkiye ise Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve daha geniş çerçevede Körfez bağlantılarını kendi toprakları üzerinden Avrupa’ya ulaştıracak yeni bir denge üretmeye çalışıyor. Bu büyük rekabette ABD’nin rolü açık, İngiltere ise sessiz ve derinden ilerliyor.”

Hatların düğümü Türkiye, Ortadoğu’da koridor savaşları - Resim : 2
Yaycı, Suriye ile Musul-Kerkük hattındaki İngiliz etkisinin artmasını; Doğu Akdeniz’den Körfez’e uzanan yeni jeopolitik dizaynın parçası olarak yorumluyor.

MÜSTAFİ TÜMAMİRAL CİHAT YAYCI’NIN TESPİTLERİ

“Altıgenler” ağının hedefleri neler?

Körfez ve Doğu Akdeniz eksenli yeni denklemi yorumlayan Müstafi Tümamiral Yaycı’nın dikkat çektiği başlıklardan biri ise, İsrail’in bölgede giderek daha görünür hale gelen yeni ittifak mimarisi. Yaycı’nın “altıgenler ağı” diye tarif ettiği modelde, Ortadoğu’da Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Bahreyn; Doğu Akdeniz’de şekillenen hatta ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan ve Fransa öne çıkıyor. Yaycı’ya göre bu yapıların açık ya da örtülü bir hedefi bulunuyor. İran’a karşı oluşturulan hattın sahadaki yansımalarının, İran’a yönelik saldırılarda bazı üslerin devreye girmesiyle somutlaştığını söyleyen Yaycı, Doğu Akdeniz’de kurulduğu değerlendirilen ikinci hattın ise doğrudan Türkiye’yi çevrelemeye dönük bir stratejik çerçeve taşıdığı görüşünde. Yaycı’nın dikkat çektiği bir diğer başlık ise İngiltere’nin yeniden sahaya dönmesi. Yaycı’ya göre Londra, ABD’nin boşalttığı ya da etkisini gevşettiği bazı alanlarda daha görünür bir rol üstlenmeye çalışıyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu