Ekrem İmamoğlu ve savcı arasında gerginlik
İBB davasında 17. gün: Ekrem İmamoğlu ve savcı arasında gerginlik
DURUŞMADAN |
17.00 | Savunma sırası İsmet Korkmaz’a geçti. Kendisine “İstanbul Senin” uygulamasıyla ilgili sorular sorulduğunu aktaran Korkmaz, buna karşın kendisi hakkındaki suçlamanın “İBB Hanem” uygulaması üzerinden yapıldığını söyledi.
Korkmaz, bu projede hiç yer almadığını vurguladı.
15.00 | “İstanbul Senin” soruşturmasında tutuklanan yazılım mühendisi Iraz Bayrak konuşuyor.
Iraz Bayrak’ın projenin tanıtımının Ekrem İmamoğlu tarafından yapıldığının iddianamede yazmasıyla ilgili “Tamamlanmayan projenin nasıl tanıtımı yapılır. Sayın Başkan projenin tanıtımı ilk kez size yapılıyor” cevabını vermesi salonda alkış ve kahkahalara neden oldu.
Bayrak, “İstanbul Senin uygulamasından suçlanıyorum ama ben bu projede hiç yer almadım” dedi.
13.30 | İBB Bilgi İşlem Müdürlüğü bünyesindeki yazılım biriminde çalışan Emrah Yüksel’in avukatı Hayrettin Berksoy, kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun (TCK 135) oluşması için rıza veya kanuni dayanak eksikliği gerektiğini hatırlattı. Berksoy “İstanbul Senin uygulamasında ilgilinin rızası bulunuyor; İBB Hanem uygulamasında ise YSK’nın kanuni dayanağı bulunuyor. Eylem 13, kaydetme yönünden çürüdü gitti Sayın Başkanım” dedi.
12.20 | Avukat Hüseyin Ersöz, Emrah Yüksel’e savcılık ifadesinde geçen “Ulaş Yılmaz” ismini sordu. Yılmaz’ın adının emniyet ifadesinde geçmediğini kaydeden Ersöz, ve Yüksel arasında şu diyalog yaşandı:
Hüseyin Ersöz: Ben, emniyet ifadenizi okudum, savcılık ifadenizi de okudum. Emniyet ifadeniz ve savcılık ifadeniz arasında dikkat çekici bir fark var. O da şu: Emniyet ifadenize baktığımızda size orada bir teşhis işlemi yapılmış ve birtakım fotoğraflar size gösterilmiş. Bu fotoğrafların içerisinde Ulaş Yılmaz yok. Onun fotoğrafı da gösterilmemiş. Sonra emniyet ifadenize baktığımız zaman Ulaş Yılmaz’ın isminin geçtiği herhangi bir yer de görmedik ama bir anda Ulaş Yılmaz, savcılık ifadenizin böyle ortalarında bir yerde, biraz da böyle bağlantıdan kopuk bir şekilde aniden ismi beliriyor. Bu savcılığın size Ulaş Yılmaz ile ilgili olarak bir soru sormasından mı kaynaklanıyor? Sayın savcılık makamı size hangi soruyu sordu da müvekkilimizin ismini savcılık ifadesi sırasında ifade ettiniz?
Emrah Yüksel: Ortalarda değil sanırım başlarda savcılık ifadem zaten oradaki uygulanan etik koduyla başlıyor. Orada, Esma Hanım’ın ilettiği bir mailde Ulaş Bey’in de ismi olması sebebiyle Ulaş Bey’i sormuştur ‘İletişim çadırında mı’ diye. Esma Hanım orada bildiğimden dolayı verdiğim cevap bundan ibarettir.
Hüseyin Ersöz: Yani siz Ulaş Bey’le ilgili olarak, Ulaş Yılmaz’la ilgili olarak herhangi bir beyanda bulunmadınız. Doğru ifade ettiğinizi teyit etmek açısından soruyorum. Savcı Bey size, Ulaş Yılmaz’ın iletişim çadırında olduğunu söyledi ve mail trafiğinde isminin CC’de yer aldığını söyleyerek mi Ulaş Yılmaz’ın ismi ifadenize girdi.
Emrah Yüksel: Evet
Hüseyin Ersöz: Tam olarak böyle mi?
Emrah Yüksel: Zaten var kayıtlarda.
Hüseyin Ersöz: Tamam, yani benim söylediğim şekilde mi? Siz ifade eder misiniz lütfen bunu? Bu yüzden soruyorum.
Emrah Yüksel: Savcı Bey’in, Ulaş Bey’in ismini sormasına istinaden beyan edildiği şekilde yazılmış.
Hüseyin Ersöz: Teşekkür ederim.
Mahkeme Başkanı: Neye istinaden sordu dedin ismini? Neyle, maille ismi mi vardı?
Emrah Yüksel: Esma Bayrak’ın, sayın savcının da gönderdiği bulunan etik kodları var ya, orada bilgide Ulaş Bey de var. Yusuf Utku Şahin de var.
11.05 | İmamoğlu söz aldı
İddianameyi “iftiraname” olarak niteleyen İmamoğlu, “Bu iftiranamenin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ciddi bir siyasi boyutu da vardır. Nitekim ortaya konulan metin, bir iddianameden öte, adeta siyasi bir terfinameye dönüştürülmüştür” dedi.
İmamoğlu, burada ileri sürülen iddiaların ve oluşturulan yapının sorgulanması, açıklığa kavuşturulmasının bir zorunluluk olduğunu söyledi.
10.30 | Duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu’na dünkü celsede söylediği “Tek suç örgütü iddia makamıdır” ifadelerini sordu. İmamamoğlu, savcının, “Dün bir beyanda bulunmuşsunuz doğru mu? İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz” şeklindeki ifadelerine tepki gösterdi.
İmamoğlu, “Böyle bir diyalog doğru mu? Kabadayılık” derken duruşma savcısı, “Kabadayılık falan olmuyor. Bakın haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz” şeklinde yanıt verdi. Hakim, “Savcı bey lütfen, Ekrem bey lütfen… Polemiğe girmeyelim” sözleriyle tarafları uyardı.
İmamoğlu ve savcı arasında geçen diyalog şöyle:
Savcı: Başkanım, başlamadan İmamoğlu’na bir sorum vardı. Ekrem Bey, buyurun. Sorum var da. Oradan da dinleyebilirsiniz. Dün bir beyanda bulunmuşsunuz sanırım yargılama sonrası; “İddia makamı çöktü” vesaire, doğru mu?
Ekrem İmamoğlu: Birazdan söylerim…
Savcı: Birazdan değil, şu an soruyorum. Yani bize öyle bir beyan olduğu için cevap verirseniz sevinirim o konu hakkında.
Ekrem İmamoğlu: Birazdan arz ederim.
Savcı: Şimdi suç örgütüyle ilgili bir tanım yapmadan önce, iddia makamı hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İlk celse de benzer durum yaşandı, hesap sorma tarzında. İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz.
Ekrem İmamoğlu: (Mikrofon verilmediği için sesi anlaşılmıyor.) Böyle bir diyalog kurulmaz… Sayın Hâkim böyle kabadayılık…
Savcı: Kabadaylık vesaire durumu söz konusu değil. Bakın burada yargılamayı… Bir dakika, bir şey konuşuyorum. Yargılamaya gölge düşüren, savcılık makamını baskı altına almaya çalışan beyanlardan vazgeçin. Bu doğru bir yaklaşım değil.
Ekrem İmamoğlu: (Sözleri anlaşılmıyor…)
Hâkim: Savcım şöyle yapalım, tamam… Şey yapmayalım… Tamam… Şey yapmayalım… Savcım gerek yok şeye.
Savcı: Bakın haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz savcılık makamı olarak. Haddinizi aşmayın.
(Ekrem İmamoğlu ve avukatlar bu sözler üzerine itiraz ediyor…)
Hâkim: Savcım… Şöyle… Savcım… Avukat Bey? Tamam Avukat Bey, sakin olun.
Savcı: Müvekkiliniz beyanlarına dikkat etsin, hadden bahsediyor.
Hâkim: Tamam Avukat Bey, tamam Savcım. Savcım kişisel şeye girmeyelim, diyaloğa girmeyelim. Tamam… Tamam… Tamam Avukat Bey, sakin olun. Tamam, gerek yok şeye. Savcım hiç gerek yok bu diyaloğa.
Savcı: Ekrem Bey, beyanlara dikkat edin.
Hâkim: Savcım, Savcım şey yapmayalım… Savcım tamam Avukat Bey… Savcım şey yapmayalım, kişisel şeye girmeyelim. Savcım uzatmayalım.
Avukatlar: Savcı haddini bilsin Sayın Başkanım.
Hâkim: Tamam Avukat Bey. “Had bildirmek” kelimesine tepki gösteriyorsunuz, aynı cümleyi kuruyorsunuz. Değişen bir şey olmuyor. Yani hani şimdi Savcım o tarz bir şeye girmeyelim, diyaloga girmeyelim. Gerek yok şu an için.
Avukatlar: Sizden söz alarak konuşsun. Siz de aynı şeyi yapamazsınız. Aynı şeyi yaparız.
Hâkim: Avukat Bey, tamam.
Ekrem İmamoğlu: Kime bakıyorsun yahu?
Hâkim: Ekrem Bey. Ekrem Bey, müdahale etmeyelim.
Ekrem İmamoğlu: Ekrem Bey değil! Hayırdır, kime bakıyorsun sen?
Hâkim: Ekrem Bey, hiç şeye girmeyelim.
Savcı: Ekrem Bey, bakın şu an… Üslubumu bozmuyorum. Benle ‘sen’ diye konuşmayın, benimle ‘sen’ diye hitap etmeyin.
Hâkim: Savcım, şeye girmeyelim. Ekrem Bey, bakın…
Savcı: Benimle ‘sen’ diye hitap etmeyin! Israrla söylüyorum.
Hâkim: Savcı Bey…
Ekrem İmamoğlu: Israrla mı yazdınız iddianameyi?
Hâkim: Ekrem Bey, iddianameyi yazan savcımız şu an huzurda bulunan savcı değil. Evet, söz hakkı… Söz hakkı vermedim zaten. Söz hakkı vermeden sanık da müdahale ediyor, siz de bağırıyorsunuz. Herkes bağırıyor yani şu an. Sadece Savcı Bey açısından söylüyorsunuz da yani herkes aynı şeyi yapıyor şu an. Savcım, savcım girmeyelim şeye. Tamam.
Avukat: Sayın Başkan, bizim meslektaşımızın mikrofonu kapatılmış, onu da açmanız gerekiyor.
10.00 | Mahkeme heyetinin yerini almasıyla birlikte davanın bugünkü duruşması başladı.
Güncellenecek…