Avrupa’nın aşırı sağı ABD’den köşe bucak kaçıyor
En iyi ihtimalle, JD Vance’in geçen hafta seçim öncesi Macaristan’a yaptığı ziyaret Orbán’a fazla yardımcı olmadı. En kötü ihtimalle ise ters etki yarattı ve rakibi Péter Magyar’ın tarihi bir zafer kazanmasına katkıda bulundu.
Orbán’ın 16 yıllık iktidarını sona erdiren seçimlerin ardından, Avrupa’daki bazı aşırı sağ çevreler Trump ve Vance gibi isimlerin desteğinin değerini sorgulamaya başladı.
Bu yeniden değerlendirme, daha geniş bir endişeyi yansıtıyor: Trump’ın söylemleri ve öngörülemez dış politika yaklaşımı, Atlantik’in diğer yakasındaki müttefikleri için artık bir avantajdan çok yük olarak görülüyor. Özellikle Orbán’ın partisi Fidesz gibi yakın müttefikler için bu durum dikkat çekici.
Fransız aşırı sağcı siyasetçi Thierry Mariani, “Macarlar her zaman ABD’ye çok yakın olmuştur. Bu bizim durumumuz değil” dedi.
Bir diğer Fransız siyasetçi Fabrice Leggeri ise ABD’nin Avrupa’ya uyguladığı gümrük tarifelerini “cezalandırıcı” olarak nitelendirirken, İran’daki savaşa müdahalesini “anlaşılması zor” buldu. Leggeri, “ABD’den farklı siyasi kültür ve geleneklere sahibiz” dedi.
JD Vance’in Budapeşte ziyareti sırasında yaptığı ve “Brüksel bürokratlarını” Macar ekonomisini yok etmeye çalışmakla suçlayan açıklamalar, aşırı sağın klasik söylemlerini yansıttı. Ancak bu tür desteklerin artık ters tepebileceği değerlendiriliyor.
Avrupa Parlamentosu kaynaklarına göre Trump, Avrupa’daki milliyetçi hareketler arasında cazibesini kaybetmeye başladı. Önümüzdeki seçimlerde aşırı sağ partilerin, MAGA hareketiyle olan bağlarını daha az vurgulaması bekleniyor.
Patriots for Europe (PfE) grubundan bazı siyasetçiler de Vance’in ziyaretinin etkisini küçümserken, ABD’nin Venezuela ve İran’daki hamlelerinin, aşırı sağın savunduğu ulusal egemenlik ilkesine ters düştüğünü kabul etti.
İtalyan siyasetçi Paolo Borchia, “Dünyada demokratik olmayan rejimleri değiştirmenin en iyi yolu uluslararası hukuka saygıdır. ABD’nin son sert adımları bazı soru işaretleri doğurdu” dedi.
Aşırı sağın Trump’tan uzaklaşmasının en önemli nedenlerinden biri İran’la süren savaş. Avrupa’da birçok kişi, ABD’nin Tahran’a yönelik saldırılarının enerji fiyatlarını artırdığını ve bunun tüketicilerin alım gücünü düşürdüğünü düşünüyor.
Ayrıca göç gibi konularda benzer görüşlerin paylaşılması, Trump yönetimine destek anlamına gelmiyor.
Brüksel Özgür Üniversitesi’nden siyaset bilimci Dave Sinardet’e göre, Macar seçmenler ideolojik tartışmalardan ziyade günlük yaşamlarını etkileyen sorunlara odaklandı.
Sinardet, “Vance’in ziyareti muhtemelen ters etki yarattı ve Fidesz’e yardımcı olmadı” dedi.
Ayrıca Trump ve Vance’in desteğinin, muhalefetin “dış müdahale” argümanını güçlendirmiş olabileceğini belirtti.
“Bu sonuç, aşırı sağ liderlerin Trump ve Putin gibi figürlerle fazla yakın ilişki kurarken dikkatli olması gerektiğini gösteriyor” diyen Sinardet, ulusal egemenliği savunan partilerin dış müdahaleyi kabul etmesinin ironik olduğunu vurguladı.
Belçika Savunma ve Ticaret Bakanı Theo Francken de bu görüşe katılarak, “Vance’in desteği çok yanlış bir kampanya hamlesiydi” dedi.
Aşırı sağ için kaybedilmiş bir mücadele mi?
Macaristan seçimleri, Avrupa aşırı sağı için önemli bir darbe olarak görülüyor. Çünkü Orbán, bu hareketin iktidardaki en güçlü figürü ve diğer liderler için bir modeldi.
Fransa’daki Ulusal Birlik’ten İtalya’daki Lig Partisi’ne ve İspanya’daki Vox’a kadar birçok aşırı sağ parti, seçim sonrası Orbán’a destek mesajları verdi ve Avrupa Komisyonu’nu eleştirdi.
Marine Le Pen, Orbán’a yönelik “diktatörlük” suçlamalarını reddederek, onun Macaristan’ın özgürlüğünü ve egemenliğini savunduğunu söyledi.
Diğer aşırı sağ siyasetçiler de AB’nin Macaristan’a müdahale ettiğini savundu. Almanya’dan AfD’li Petr Bystron, AB’nin Macaristan’a yönelik mali baskıları hakkında soruşturma çağrısı yaptı.
Vox’tan Hermann Tertsch ise “AB bu seçimlere açıkça müdahale etti ve bu tekrar yaşanacak” dedi.
Ancak analistlere göre, Orbán’ın yenilgisi Avrupa’daki aşırı sağın genel olarak gerilediği anlamına gelmiyor.
Sinardet, bu hareketlerin hâlâ birçok ülkede güçlü olduğunu ve tek bir seçime bakarak genel sonuç çıkarmanın yanlış olacağını belirtti.
“Orbán’ın yenilgisi önemli, ancak bu aşırı sağ popülizminin sonu değil” değerlendirmesinde bulundu.