Silah şirketleri fonluyor! Düşünce değil savaş kuruluşları

ABD merkezli analizler Donald Trump’ın seçim öncesi verdiği “ABD savaşmayacak” sözünün aksine sürekli savaşan bir dış politika izlemesi, kendi seçmen tabanı dahil olmak üzere ülkenin genelinde büyük tepki yaratıyor. Buna karşın ülkede liberal ve demokrat kesimlere yakınlığıyla bilinen Responsible Statecraft’ın elde ettiği bilgilere dayandırdığı analize göre Washington’daki düşünce kuruluşlarının büyük bölümü savaşın sürmesi yönünde açıklamalar yapmaya devam ediyor. Elde edilen bilgilere göre düşünce kuruluşları doğrudan ABD askeri endüstrisi, silah şirketleri tarafından fonlanıyor. Söz konusu kuruluşlar bağışçılarının isimlerini açıklamayı da reddediyorlar.


ABD’de savaş çığırtkanlığı yapan düşünce kuruluşlarının önemli bir bölümünün savunma sanayii şirketlerinden on milyonlarca dolarlık bağış ve fon aldığı ifade ediliyor.

SİLAH ŞİRKETLERİNİN DÜŞÜNÜRLERİ

Responsible Statecraft ve Quincy Institute for Responsible Statecraft verilerine göre ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarının önemli bir bölümü savunma sanayii şirketlerinden on milyonlarca dolarlık bağış alıyor. Bu kapsamda Hudson Institute’un 2019’dan bu yana Lockheed Martin, Northrop Grumman ve General Atomics gibi şirketlerden 4 milyon doların üzerinde fon aldığı kaydedildi. Aynı analizlere göre yalnızca Hudson Institute değil; Atlantic Council, Center for Strategic and International Studies (CSIS), Center for a New American Security (CNAS), Brookings Institution, Council on Foreign Relations (CFR), Aspen Institute, Stimson Center, German Marshall Fund ve CIA’ye yakınlığıyla bilinen RAND Corporation gibi kurumlar da Pentagon yüklenicilerinden finansman alan geniş bir ağın parçası olarak öne çıkıyor. Quincy Institute’un Think Tank Funding Tracker verilerine göre, 2019–2023 döneminde savunma şirketleri ABD’deki en büyük düşünce kuruluşlarına en az 34,7 milyon dolar aktardı. Aynı verilere göre bu kuruluşların yaklaşık yüzde 40’ı bağışçılarını açıklamayı da reddediyor.

İSRAİL’İ SAVUNUYORLAR

Analiz yazısında ise şu örneklere yer veriliyor: Hudson Institute araştırmacısı Rebeccah Heinrichs, Fox News yayınında İran’a yönelik saldırıları “stratejik fırsat” olarak nitelendirirken, emekli General Jack Keane’in başında bulunduğu Institute for the Study of War (ISW) ise İran’a karşı daha geniş çaplı saldırılar çağrısında bulundu. İsrail hükümeti ile doğrudan bağı bulunan Foundation for Defense of Democracies (FDD) CEO’su Mark Dubowitz ve analist Ben Cohen, İran’da rejim değişikliğini savunan yazılar kaleme aldı ve savaş hakkında ABD televizyonlarında kendilerine en çok yer verilen isimler oldular. İsrail ile organik bağı bulunan bir diğer enstitü, Jewish Institute for National Security of America (JINSA) ise 75 emekli general ve amiralin imzasıyla yayımlanan açık mektupla askeri operasyonlara destek verdi. Atlantic Council bünyesinde görev yapan Matthew Kroenig, askeri müdahalenin “küresel güvenliği artıracağını” savunurken; Washington Institute for Near East Policy ve Middle East Forum gibi kuruluşlar da ABD Kongresi’ni İran’a karşı askeri güç kullanımını genişletmeye çağırdı.

Silah şirketleri fonluyor! Düşünce değil savaş kuruluşları - Resim : 2
ABD’li düşünce kuruluşları yöneticileri televizyonlarda savaşı haklı göstermeye çalışırken, yapılan anketler halkın çok büyük bölümünün savaşa karşı çıktığını gözler önüne seriyor.

KAMUOYU ARTIK İNANMIYOR

Responsible Statecraft ve Kongre kulis ve haberlerine yer veren The Hill analizlerine göre ABD kamuoyu Irak ve Afganistan savaşlarının ardından yeni bir Orta Doğu savaşına büyük ölçüde karşı çıkarken, Washington’daki politika çevreleri ve medya platformlarında yer bulan düşünce kuruluşlarının söylemleri bu tabloyla çelişiyor. Savunma şirketlerinin hisse değerlerinin savaşın başlamasının ardından yükseldiği, RTX Corporation, Northrop Grumman ve Lockheed Martin gibi firmaların piyasa değerlerinde ciddi artışlar yaşandığı da analizlerde yer aldı. Aynı şirketlerin ürettiği THAAD sistemleri, Tomahawk füzeleri ve insansız hava araçlarının İran operasyonlarında kullanıldığı da biliniyor. Yayın organları ABD kamuoyunun düşünce kuruluşlarının rapor ve açıklamalarına artık itibar etmediğini de gözler önüne seriyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu