ABD güçlerine hizmet veren Afgan vatandaşı da ICE’ın kurbanı oldu

41 yaşındaki Afgan vatandaşı Mohammad Nazeer Paktiawal, gözaltına alındıktan bir gün sonra ICE gözetiminde yaşamını yitirdi. Bu, son 14 ayda kaydedilen 41. ölüm vakası oldu. Tartışmalı federal kurum, yaptığı açıklamada Paktiawal’ın “yalnızca bir gün gözaltında tutulduğunu” kabul ederken, ölüm nedeninin belirlenmesi için “soruşturmanın sürdüğünü” bildirdi.

Müslüman olan, evli ve altı çocuk babası Paktiawal, 13 Mart Cuma günü Texas eyaletine bağlı Richardson’da evinin yakınında gözaltına alındı ve Dallas’taki bir gözaltı merkezine götürüldü. ICE’a göre, gözaltına alındığı sırada “sağlık geçmişine dair herhangi bir bilgi vermedi”. Ancak kısa süre sonra “göğüs ağrısı” ve “nefes darlığı” belirtileri göstermeye başladı. Bunun üzerine Dallas’taki Parkland Hastanesi’ne sevk edildi ve ertesi gün hayatını kaybetti. Açıklamaya göre kahvaltı sırasında “dili şişti” ve “birkaç canlandırma girişiminin ardından saat 09.10’da öldüğü ilan edildi.”

Paktiawal, Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinin ardından 21 Ağustos 2021’de ABD’ye gelmişti. ABD’de bulunan yaklaşık 190 bin Afgan gibi, Afganistan’da ABD güçleriyle çalıştığı için olası saldırı ve misillemelerden kaçmak zorunda kalmıştı. Bu nedenle kendisine “Humanitarian Parole” statüsü verilmişti; ancak bu statü Ağustos 2025’te sona erdi.

Kardeşi Naseer Paktiawal, Mohammad’ın “sabah saat 7’de çocuklarını okula götürürken, onların gözleri önünde” gözaltına alındığını söyledi. Naseer, kardeşinin “bir grup kişi tarafından çevrildiğini, bir araca bindirilip götürüldüğünü ve çocukların yardım çığlıkları attığını” anlattı. “24 saat geçmeden ICE beni arayıp öldüğünü söyledi,” diyen Naseer, kardeşinin “ailesi, halkı ve ülkesi için bir kahraman” olduğunu belirtti ve ekledi: “Sadece kardeşim için adalet istiyorum, başka bir şey değil.”

Ailesi Paktiawal’ı “ilgili bir baba ve eş” olarak tanımlarken, gözaltına alınmadan önce sağlıklı olduğunu savundu: “Helal bir fırında çalışıyordu. Sadece 41 yaşındaydı, güçlü ve sağlıklı bir adamdı.”

ABD İç Güvenlik Bakanlığı ise, ABD’ye girişinde “Afganistan’daki askeri hizmetine dair herhangi bir belge sunmadığını” ileri sürdü. Buna karşılık AfghanEvac adlı savunma grubu, ABD özel kuvvetleriyle birlikte görev yaptığını belgeleyen sertifikanın mevcut olduğunu belirtti: “Pakistan sınırına yakın doğu Afganistan’da özel kuvvetlerle birlikte görev yaptı.”

ICE, gözaltı kararını “bilinen sabıka kayıtlarına” dayandırdı. Bu kayıtlar arasında Eylül 2025’te SNAP gıda yardım programına yönelik 200 dolarlık “dolandırıcılık” suçlaması ve yaklaşık bir ay sonra, Kasım ayında gerçekleşen bir “hırsızlık” olayı yer alıyor.

ABD’deki Afgan toplumu da olaya tepki gösterdi. Dallas’taki Afgan toplumunun liderlerinden Rahmanullah Zazy, CNN’e yaptığı açıklamada, “Bir vatandaşımızı aldılar. İyiydi. Şimdi bize cansız bedenini geri veriyorlar,” dedi ve ekledi: “Buraya ABD’ye barış arayışıyla geldik.”

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) de olaya tepki göstererek, Paktiawal’ın gözaltı ve ölüm koşullarına ilişkin “kapsamlı ve şeffaf bir soruşturma” talep etti. Dallas-Fort Worth bölgesi direktörü Mustafaa Carroll, bu trajedinin “Ramazan’ın son günlerinde, merhamet ve adaletin öneminin hatırlandığı bir dönemde” yaşandığını vurguladı. Carroll, “Bir kişinin gözaltında olması onun insanlığını ortadan kaldırmaz; herkes onur, güvenlik ve saygıyla muamele görmelidir” dedi.

Buna karşılık ABD İç Güvenlik Bakanlığı, ICE gözetimindeki hiç kimsenin “yeterli tıbbi bakımdan mahrum bırakılmadığını” savundu. Bakanlık yetkilisi Lauren Bis, “Bu, birçok yabancının hayatında aldığı en iyi tıbbi bakım olabilir” diyerek, gözaltının ilk anından itibaren “kapsamlı sağlık hizmeti” sağlandığını ileri sürdü.

Başa dön tuşu