Suriye bizim için büyük bir sorun alanı

Hakan Fidan: Suriye bizim için büyük bir sorun alanı

HÜRMÜZ BOĞAZI BUNDAN SONRA NASIL İŞLETİLECEK?

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın dünya doğalgaz ve petrol ihracatının yüzde 20 ila 25’inin yapıldığı bir yer olduğunu belirterek, bunların sadece doğalgaz ve petrol alımı değil yan sanayi petrokimya tesislerinde üretilen birçok ürünün de ham maddesini teşkil ettiğini söyledi.

Bakan Fidan, “Çok büyük bir lojistik zincirinin, üretim ve sanayi altyapısının aslında inkıtaya uğramasıyla karşı karşıyayız burada. Dünya piyasalarının bunu bu kadar yakından hissettiği bir yerde, global bir ilginin, global bir çözüm arayışının olması normal” ifadelerini kullandı.

Ateşkesle beraber Hürmüz Boğazı’nın açılması, her iki tarafın da ateşkese riayet etmesi prensibinin geliştirildiğini vurgulayan Fidan, “Şimdi Hürmüz Boğazı bundan sonra nasıl işletilecek diye bir soru var. Bütün bölge ülkeleri ve dünyanın istediği Hürmüz Boğazı, uluslararası geçişleri tamamıyla serbest olan yani hiçbir ülkenin burada herhangi bir para ödeme durumunda kalmadan geçmesi ve geçişinde engellenmemesi gerekiyor. Genel kabul bu, yani savaştan önce olduğu gibi” diye konuştu.

“HİÇBİR ÜLKE İRAN’A KARŞI YÜRÜTÜLEN SAVAŞIN PARÇASI OLMAK İSTEMİYOR”

Fidan, öte yandan tarafların şu anda görüştüğünü ve herkesin ciddiyetin farkında olduğunu belirterek, “Bu mümkün, yakında olacak diye bir beklenti de var. Şimdi Başkan (Donald) Trump’ın yaklaşımı burada uluslararası bir güç oluşturup, bu güç vesilesiyle herkesin ihtiyacı olan bir çözümü getirmeye çalışırken Avrupalılar hiç bu konuya girmek istemiyorlar” ifadelerini kullandı.

Burada ince bir çizginin olduğunu, “Hürmüz Boğazı’nın açık tutmasını sağlamakla İran’a karşı yürütülen savaşın bir parçası olma” gibi bir durumun söz konusu olduğunu kaydeden Fidan,”Hiçbir ülke İran’a karşı yürütülen savaşın parçası olmak istemiyor. Bunu Avrupalılar da açıktan söylediler” diye konuştu.

Bakan Fidan, Türkiye’nin duruşunun, “Türkiye’yi savaşın dışında tutma politikası” olduğunu dile getirdi.

SURİYE’DEKİ DURUM

Fidan, Suriye ile son 10 günde yoğun bir trafik içinde olduklarını, sürekli telefonla görüştüklerini ancak yüz yüze iştişare edilmesi gereken önemli konular olduğunu vurguladı.

İsrail’in “Suriye’ye yönelik ertelediği politikaların” oluşturacağı risklere yönelik Fidan, “(İsrail) Şimdi İran’daki savaştan dolayı bazı şeyleri yapmıyor ama bunun olmayacağı manasına gelmez. Zamanı geldiğinde yapmak isteyecektir” dedi.

Fidan,”(İsrail’in Suriye politikasının riskleri) Bizim için hayati bir çıkar alanı, güvenlik alanı, burada her türlü senaryoya bizim hazırlıklı olmamız gerekiyor” dedi.

Fidan, “İsrail, Türkiye’ye bakışında farklı bir agresyona mı girmiş durumda mı? Kalıcı bir politika mı yoksa konjonktürel mi davranıyor?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“İran’dan sonra İsrail düşmansız yaşayamaz; biliyorsunuz bir retorik geliştirmek zorunda. Sadece Netanyahu yönetimi değil, muhalif olan bazı insanların da, hepsi değil bazılarının, Türkiye’yi bir yeni düşman ilan etme arayışında olduğunu görüyoruz politik dil olarak. Bu da önce İsrail’de ilk önce sokak siyasetinin gerekliliği olarak ortaya çıkartılıp daha sonra devlet stratejisine dönüştürmeye çalışılan yeni bir husus. Netanyahu var diye bir siyasal parti stratejisi görüyoruz. Netanyahu’dan sonra da bunun devletin bütün siyasi organları tarafından kabul edilmesi için bir çaba olduğunu da görüyoruz ve bunun seçim diline de yansıdığını görüyoruz.”

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu