23 Nisan en büyük Bayram…

23 Nisan en büyük Bayram…

TBMM, bu yeni ve saygın ülkenin “rejiminin parlamenter sistem” olmasına ve laik demokratik sosyal hukuk devletiyle yönetilmesine karar verdi.

Hilafet ve hanedanlığı kaldırarak, ülkeyi çağın gerektirdiği medeniyetin üzerine çıkaracak devrimleri yaptı, böylece sömürülen ülkelere örnek oldu.

∗∗∗

Ve büyük Atatürk, Cumhuriyeti yaşatmak için TBMM’nin Kuruluşunu, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” ilan ederek,” ülkenin geleceği olan çocuklara en büyük değeri, yani “halkın egemenliğini ve meclisini” emanet etti.

Çocuk bayramı olarak kutlanan dünyadaki tek bayram olan “23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı” hepimize kutlu olsun…

∗∗∗

Ne yazık ki, 106 yıllık ulu çatı olan TBMM bugün, hileli bir referandumla kazanılmış gibi kabul edilen bir ucube sistem nedeniyle işlevsiz hale getirildi.

Artık, iktidarı ele geçirenleri frenleyemiyor ve denetleyemiyor!

Yurttaşın vergilerini istediği gibi harcayan, ülke toprağını dilediği kişiye veren, keyfince yöneten, yasa, gelenek ve vicdan dinlemeyen bir güç, TBMM’nin üzerinde yer alıyor…

∗∗∗

Bu ucube sistemle yönetilen Türkiye’de çocuklar aç bırakıldı, eğitim bilimden uzaklaştı, gelecekleri karartıldı, küresel tehlikeler karşısında korumasızca büyüyorlar ve sistemin yetiştirdiği katiller tarafından okullarında öldürülüyorlar.

∗∗∗

İktidar modern Türkiye’den rövanş almanın son yolu olarak, Cumhuriyetin ve devrimlerin siyasal güvencesi olan CHP’yi dağıtmakla uğraşıyor.

Seçilmiş Belediye Başkanlarını tutuklayarak kurumsal gücünü ve toplumdaki önderlik konumunu kırmaya çalışıyor.

Son olarak Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’i rüşvet aldığı iddiasıyla tutukluyor.

Daha mahkemesi olmadan havuz medyası aracılıyla “itibarı” yok edilmeye çalışılıyor.

Tanık ifadesi boy boy sergileniyor. Bir Müteahhitten rüşvet aldığı açıklanıyor.

Öyle rakamlar verildiği iddia ediliyor ki, şayet doğruysa insan  bu parayı niye veriyorlar? Diye düşünüyor…

Malum! müteahhit daha çok para kazanmak adına bu yolsuzluğu yapıyor. Peki bu müteahhit şimdiye kadar ne kadar vergi vermiş? Bu araştırılıyor mu?

Masumiyet Karinesi kullanılmıyor.

Onursal Başkanın Suçsuz olduğu ortaya çıktığında “iftira” atanlar yargılanacak mı? Önceki örneklere bakılınca “zannetmiyorum” diyebilirim.

∗∗∗

İçinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’de yargı, siyaset ve güvenlik kurumları için ortaya atılan iddialar, kamu idaresi ve  yargıya karşı ciddi bir güven bunalımı yaratıyor.

Onursal Adıgüzel hakkında yürütülen süreçte olduğu gibi çok sayıda CHP’li belediye başkanına yönelik davalardaki vazgeçilen gizli tanık ifadelerini gördükçe ve dosyadaki “kanıtlar” üzerine yapılan eleştirilere bakılınca, kamu vicdanında yargının tarafsızlığını iyice yitirdiği anlaşılıyor.

Bu tür dosyalar, henüz kesin hükümle sonuçlanmamış olsa da davaların kamuoyuna yansıma biçimi bile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.

∗∗∗

Gülistan Doku dosyasında, dönemin valisinin, devletin polis ve diğer kamu görevlileriyle birlikte kamu ahlakını bir kenara bırakarak, delileri karartma girişimindeki cesareti, ülkeyi yöneten ucube sistemin sonucu olduğunu görmeliyiz.

∗∗∗

Bu ucube sistemde; Devlet geleneği yok edildi, kamu görevlisi ahlakı çürüdü, yasadışı yönetim alışkanlığı artık kamu yönetimine yerleşti, dolayısıyla hak hukuk ve adalet yerini vatandaşa değil yandaşa bıraktı.

∗∗∗

Son örnek, TMSF eliyle TELE1TV’nin komik bir bedelle satışa çıkarılması…

Merdan Yanardağ ve arkadaşlarının yurttaşlarla birlikte yoktan var ettikleri ve etkili bir TV kanalı haline getirdikleri TELE1, halkın doğru haberi aldığı bir kurumdu.

Doğruyu, dürüsttü, ahlakı ve insan onuru önceleyen, yasalara uyan bir televizyondu.

Bu nedenle halkın çoğunluğunun referansı haline gelmişti.

Havuz medyasının dalkavukluğu yerine gerçeklerin verildiği, konuşulduğu, demokrasi, ifade özgürlüğü, ülke bağımsızlığı ve çıkarı adına mücadele eden bir anlayışıyla yönetildiği için iktidarın bir türlü kapatamadığı bir medya kuruluşuydu.

∗∗∗

Şimdi yok pahasına satıyorlar. Muhtemelen bir yandaşa verecekler.

Ucube sistemin sırlarını sakladığı üzerindeki kara örtüyü kaldıran, ülkesini ve yurttaşlarını sömüren düzene karşı çıkan ve yaptıklarını emekçi halka gösteren TELE1, havuz medyası arasında kaybolacak.

Böylece halkın can ve mal güvencesi de yok olacak.

Ülkenin bekasıyla doğrudan ilgili olan bu duruma dur demek ve Merdan Yanardağ’ın gerçeklerin duyurduğu haykırışına  hepimiz kulak vermesi gerekir.

∗∗∗

Her şey bir yana sevgili çocuklar, umut var!

Umut tüm yurtseverler!

Aydınlık gelecek erken seçimle oluşacak…  

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu