“Zorunlu, kamusal ve karma eğitimden vazgeçmeyeceğiz”
SOL Parti, eğitim sisteminin AKP iktidarı döneminde “parça parça özelleştirildiğini ve tarikatların etkinliği altına sokulduğuna” dikkat çekti. Açıklamada, karma eğitimin ve zorunlu eğitimin tartışmaya açılması ile MESEM ve yeni mesleki eğitim modellerinin yaygınlaştırılmasının aynı dönüşümün parçaları olduğu belirtildi. Parti, “bilimsel, laik ve kamusal eğitim” vurgusu yaparak eğitim hizmetlerinin patronların ve dini yapıların ihtiyaçlarına göre düzenlenmesine karşı çıkacağını bildirdi.
Açıklamanın öne çıkan başlıklarından biri öğrencilerin beslenme ve eğitim giderleri oldu. SOL Parti, okul öncesinden üniversiteye kadar eğitimin tümüyle parasız olması gerektiğini belirterek tüm öğrencilere ücretsiz ve sağlıklı okul yemeği sağlanmasını istedi. Kamu okullarında “bağış, aidat, kayıt parası ve katkı payı” gibi adlarla velilerden ücret alınmasına da son verilmesi çağrısı yapıldı.
Okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, 4-6 yaş Kur’an kurslarının okul öncesi eğitimin yerine geçirilmesine tepki gösterildi. Parti, küçük çocukların eğitim hakkının Diyanet’e, vakıflara, tarikat yapılarına ya da özel okul işletmelerine devredilemeyeceğini belirtti.
SOL Parti, Mesleki Eğitim Merkezlerini (MESEM) ise “çocuk işçiliği fabrikaları” olarak nitelendirerek kapatılmaları gerektiğini vurguladı. Meslek ortaokulları ve yeni mesleki eğitim modelleriyle çocukların daha erken yaşlarda çalışma hayatına yönlendirildiği belirtilen açıklamada, zorunlu eğitim süresinin kısaltılmasına yönelik tartışmalara da karşı çıkıldı. Açıklamada, zorunlu eğitimin kaldırılmasının özellikle yoksul ailelerin ve kız çocuklarının eğitimden kopmasına yol açabileceği belirtildi.
Açıklamada özel okullara verilen teşvikler de eleştirilirken, özel öğretim kurumlarının kamulaştırılması istendi. Eğitim emekçileri açısından ise ücretli ve sözleşmeli çalışma biçimlerinin sonlandırılması, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile Milli Eğitim Akademisi uygulamasından vazgeçilmesi ve 100 bin öğretmenin kadrolu olarak atanması talep edildi. Okullardaki temizlik ve güvenlik personelinin de geçici programlar yerine kadrolu istihdam edilmesi gerektiği ifade edildi.
SOL Parti ayrıca taşımalı eğitimdeki sınırlamaların kaldırılmasını ve kapatılan köy okullarının yeniden açılmasını talep etti. Deprem bölgesinde derslik, öğretmen, ulaşım ve materyal eksikliklerinin sürdüğü belirtilen açıklamada, bölge için ayrı bir eğitim bütçesi oluşturulmasını; öğrencilere ücretsiz yemek, ulaşım ve ihtiyaç halinde burs sağlanması gerektiği belirtildi.
Açıklamada ayrıca karma eğitimin korunması, öğretmen ve öğrencilere yönelik “manevi değerler” ve kıyafet dayatmalarına son verilmesi, MEB’in tarikat, vakıf ve şirketlerle yaptığı protokollerin iptal edilmesi çağrıları öne çıktı.
SOL PARTİ tarafından yeni eğitim-öğretim yılının başlangıcı ile birlikte yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
“Eğitim sistemi yeni ve kapsamlı bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya.
AKP iktidarında eğitim parça parça özelleşti ve tarikatların etkinliği altına sokuldu.
Gelinen aşamada tüm eğitim sistemi özelleştirme ve gericileştirme ekseninde kökten dönüştürülmek isteniyor.
Bir yanda “karma eğitime son verilmesi” ve “zorunlu eğitimin sona erdirilmesi” gerici kamp tarafından bir kampanya olarak sürdürülüyor. Tarikatların sözcüsü olarak Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturan Yusuf Tekin de bunun hazırlıklarını sürdürüyor.
Öte yandan da MESEM’lerle başlatılan çocuk işçilik yeni modellerle hızlandırılmaya çalışılıyor. Zorunlu eğitimin kaldırılması, lise ve ortaokulların bir tür fabrika-okul ve medrese-okul biçimlerinde dönüştürülmesi yönündeki eğilimler bunun göstergesidir.
Bilimsel, laik ve kamusal eğitim sistemine yönelik bu yeni saldırı dalgasıyla ülkenin geleceğinin bir avuç patrona ve gericiye teslim edilmesine izin vermeyeceğiz.
SOL Parti bu adaletsiz, sömürücü ve gerici köhne eğitim düzeninin kökten değişmesi için mücadele edecektir
Okulda patron olmaz, eğitim parasız olacak, özel okullar kamulaştırılacak. Çocukları sermayenin sömürü çarklarına iten MESEM başta tüm uygulamalar iptal edilecek, sömürücü para babalarının elleri okuldan çekilecek.
Okulda para sorulmaz, okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim her düzeyde parasız olacak, yemek ve barınma başta öğrencilerin tüm ihtiyaçları kamu eliyle karşılanacak.
Okulda tarikat olmaz, tarikatlar okullardan kovulacak, onlarla imzalanan tüm protokoller iptal edilecek.
OKUL YEMEĞİ HAKTIROkul yemeği haktır, öğrenciler ücretsiz ulaşabilmelidir.
Dünyada 113 ülkede 400 milyondan fazla çocuk okul yemeğine ücretsiz ulaşabiliyor. Türkiye’de ise milyonlarca çocuk “bütçeye yük” görülerek bu haktan mahrum bırakılıyor.
Çünkü kaynaklar çocukların beslenme ihtiyacı için değil, tarikatların-yandaşların kasalarını doldurmak için kullanılıyor.
Okul öncesinden yükseköğretime kadar tüm öğrencilere ücretsiz, sağlıklı ve nitelikli okul yemeği hakkına sahip olmalıdır.
OKULLARDA PARA TOPLANMASINA SONOkullar yine velilerden bağış gibi isimler altında ücretlerin toplanmasıyla açılıyor.
AKP kamu okulları bağış, aidat, kayıt parası, katkı payı, proje sınıflar gibi isimler altında velilerden toplanılan ücretlerle paralı hale getirildi.
Eğitim kamusal bir hizmet olarak her düzeyde parasız olmalıdır, okulların tüm ihtiyaçları bütçeden karşılanmalı, okullarda hangi isim altında olursa olsun velilerden ücret toplanmasına son verilmelidir.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ZORUNLU VE PARASIZ OLMALIDIR!
Okul öncesi eğitim en önemli kazanç kapılarından birisi haline getirildi. Devlet okullarında dahi okul öncesi eğitim paralı iken, 4-6 yaş Kuran kursları ücretsiz verilerek, parası olmayanlara Kuran kursu bir zorunluluk haline getiriliyor.
MEB dışı kurumlar adıyla vakıf, dernek adı altında faaliyet yürüten tarikat yapıları da 4-6 yaş Kuran kursları açabiliyor.
Bunun bir başka yanı da Kuran kurslarının tasfiye edilen köy okullarının yerine ikame edilmesidir. 5 öğrencinin olduğu yerleşim yerlerinde 4-6 Kuran kursu açılabiliyor. AKP döneminde 20 bini aşkın köy okulu kapatıldı. Bunun sonucunda tarikatlara mahkum edilen çocuklara Ensar’lar Aladağ’larda cehennem yaşatıldı.
Okul öncesi eğitimde özel okulların oranı ise yüzde 41,22’ye ulaştı. Çocuklar tarikat-diyanet-şirket kıskacına hapsediliyor.
Okul öncesi eğitim tüm çocukların hakkıdır.
Çocukların eğitim hakkı tarikatlara, Diyanet’e, özel okul patronlarına devredilemez.
Okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alınmalı ve tüm çocuklar için ücretsiz olmalıdır.
MESEMLER KAPATILMALIDIR
MESEM’ler bir eğitim kurumu değil, çocuk işçiliği fabrikalarıdır.
Eğitim adı altında çocukların köleleştirilmesidir. Geleceksizlik bırakılmış milyonlarca genç, meslek sahibi olma umudu ile, azgın sömürü çarklarının içine itilmektedir.
MESEM; dört yeni okul modeli, meslek ortaokulları adıyla çocuk yaşta işçiliği yaygınlaştıran tüm uygulamalara son verilmelidir.
Çocukların ait olduğu yer inşaatlar, atölyeler, organize sanayi bölgeleri değil okullardır. Kamu kaynaklarından ücret adıyla aktarılan kaynaklar öğrencilere burs olarak verilmelidir.
ZORUNLU EĞİTİME DOKUNULAMAZAKP’nin yeni hedefi zorunlu eğitim süresinin kısaltılması. Bunun için tarikatlarından para babalarına kadar hepsi, eğitimin kısaltılması gerektiğini ileri sürüyor.
Hedefleri devlet için yük olarak gördükleri eğitimin tümüyle özelleştirilmesi. Lise ve ortaokulda zorunluluğun kaldırılması, bunun yerini eğitimin fabrika-okul, sanayi-okul, cami-medrese-okul gibi modellerle sermayenin ve tarikatların ihtiyaçlarına göre düzenlemesi.
Öte yandan da tarikatlar zorunlu eğitimin kaldırılmasını, kız çocuklarının okullardan koparılmasını için fırsat olarak görüyorlar.
Zorunlu, parasız, kamusal eğitim hakkının kaybedeni yoksul ve emekçi halkın çocukları olacaktır.
Zorunlu, kamusal, karma eğitim; sınıf mücadelesinin, laiklik ve aydınlanma mücadelesinin kazanımıdır.
Bu eğitim yılında çocukların kamusal ve zorunlu eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz
ÖZEL OKULLAR KAMULAŞTIRILMALIDIR
Devlet okullarına ayrılmayan bütçe, kaynaklar teşvik adıyla özel okul sahiplerine aktarıldı. Teşvikler sonucu özel okullar ülke tarihinin en yüksek oranına ulaştı yüzde 20’leri aştı. Son teşvik Ağustos ayında açıklandı. Organize sanayi bölgesi (OSB) içindeki özel meslek lisesi sahiplerine her öğrenci için 46 bin 332 lira ile 77 bin 626 lira, OSB dışındaki liselere ise 36 bin 482 ile 48 bin 894 lira arasında miktarlar aktarıldı.
Teşvikler, vergi indirimler, kamu arazi tahsisleri özel okul patronları ne istedilerse verdiler.
Uyguladıkları okullaşma politikası ile akademik liselerin (Fen, Sosyal Bilimler, Anadolu Liseleri) sayıları, kontenjanları azaltıldı. Meslek liseleri, imam hatip liseleri sayı ve kontenjanları ise her geçen yıl artırıldı.
Öyle bir sınav ve yerleştirme sistemi planladılar ki belirli dilime giremeyen, kriterleri karşılayamayan öğrenciler tercih edilmeyen, kontenjanı boş kalan meslek veya imam hatip liselerine yerleşmeye zorunlu bırakıldı veya komisyonlar eliyle imam hatip ve meslek liselerine zorunlu yerleştirildi. Çocuklar ya istemedikleri okul türüne mecbur kaldı ya da okul, örgün eğitim dışına çıktı.
Özel öğretim kurumları öğretmenlerinin 2014’te Akp döneminde ellerinden alınan taban maaş hakkı mücadelesi mücadelemizdir. Eşit işe eşit haklar mücadelesi mücadelemizdir.
Öğrencilerin kamusal eğitim hakkı için eğitim emekçilerinin hakları için özel öğretim kurumları kamulaştırılmalıdır.
KADROLU İSTİHDAM/ YÜZ BİN ÖĞRETMEN ATAMASI/ ÖMK-AKADEMİYE SON!
Öğrencilerin eşit, nitelikli, parasız, kamusal eğitim hakkı için öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin hakları için tüm öğretmenler, tüm eğitim emekçileri kadrolu atanmalıdır.
Eğitim Fakülteleri’ne kilit vurulmasının, öğretmenlik mesleğinin bitirilişinin adı olan Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Milli Eğitim Akademisi’ne son verilmelidir. Ücretli, sözleşmeli adıyla esnek, güvencesiz çalışma biçimleri sonlandırılmalıdır.
Yüz bin öğretmen ataması hemen yapılmalıdır.
TEMİZ VE GÜVENLİ OKULLAR
AKP dönemi kamuda esnek, geçici, güvencesiz, emeklilik hakkından yoksun, düşük ücrete çalışma koşullarını temel bir çalışma rejimi haline getirdi.
Emekçiler, temizlik, güvenlik başta olmak üzere kamuda uzun yıllardır TYP (Toplum yararına program), İUP (İşgücü Uyum Programı) gibi isimlerle bir kölelik rejimi ile karşı karşıya bırakılıyor.
Bu eğitim yılında da yeterli istihdam sayısına da karşılık gelemeyecek bir şekilde okullarda temizlik, güvenlik görevlendirmeleri kadrolu atama olarak değil, TYP ve/veya İUP kapsamında yapılacak.
Hem emekçilere hak gaspları yaşatılacak. Hem de öğrenciler, öğretmenler açısından kamu hizmetlerinin nitelikli olması ve sürekliliği ilkeleri yok sayılacak.
MEB otuz bin güvenlik görevlisinin TYP kapsamında görevlendirileceğini ve illere göre sayısını açıkladı. Okul sayısı ise 59 bin 336. Okulların ancak yarısı için bir görevlendirme sayısı söz konusu. Yoksul mahallelerdeki çocuklar eğitime erişimdeki eşitsizliği temizlik ve güvenlik konusunda da yaşayacaklar.
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi temizlik, güvenlik görevlisi istihdamı için yine velilerden ücretler toplanacak. Geçici istihdam edilecek emekçilere yönelik pedagojik bir eğitim süreci planlaması da yok.
AKP iktidarının eğitimde ve toplumsal hayattaki politikalarının sonucu okullara kadar yaygınlaşan şiddeti üreten nedenlere ilişkin de bir hazırlık bir çalışma yok.
Eğitimde, kamuda esnek, geçici, güvencesiz tüm çalışma biçimleri sonlandırılmalıdır. Öğrenci, sınıf sayısı ile orantılı olarak tüm okullara kadrolu atama yapılmalıdır.
TAŞIMALI EĞİTİM SINIRLAMASINA SON! KÖY OKULLARI AÇILSIN!
Taşımalı eğitimde tasarruf dediler artan yoksulluğun sonucu ilkokuldan itibaren her kademede bir yıl içinde 300 bin çocuk okulu bıraktı.
Her kademede ciddi bir düşüş yaşandı. İlkokulda taşınan öğrenci sayısı %7,2 azalarak 240 bin 48’e, ortaokulda taşınan öğrenci sayısı %8,8 azalarak 324 bin 603’e ve ortaöğretimde taşınan öğrenci sayısı ise %28,6 azalarak 281 bin 517’ye düştü.
5,5 yaşından itibaren çocukların pansiyonda kalması o kadar dâhiyane bir çözümdü ki pansiyonda kalan öğrenci sayısı da bir önceki yıla göre %7,9 azalarak 244 bin 666 oldu.
AKP döneminde yirmi bine yakın köy okulu kapatıldı. Köy okullarının kapatılması ideolojik bir tercihti. Köy okulu demek aynı zamanda eşitlik demekti, Cumhuriyet demekti, aydınlanma demekti. Her köyde öğretmen olması, memleketin en ücra köşesindeki en yoksul çocukların, kız çocuklarının eğitime erişebilmesi demekti.
Eğitimde tasarruf adıyla alınan tüm kararlar geri çekilmelidir. Eğitim haktır. Öğrencilerin eğitim hakkından tasarruf edilemez.
Taşımalı eğitim sınırlamasına son verilmeli, kapatılan köy okulları açılmalıdır.
EĞİTİMDE TASARRUF ADIYLA OKUL, SINIF BİRLEŞTİRMELERİNE, OKULLARIN KAPATILMASINA SON!12. Kalkınma Planı’nda öne çıkan maddelerden biri yine eğitimde tasarruftu. Tasarruf adıyla okulların, sınıfların birleştirilmesi, kapatılmasıydı. Az sayıda kalan köy okulları kapatılıyor. Her ilde sınıf, okul birleştirilmeleri yapılıyor. Öğrencilerin ders süreleri azaltılıyor. Öğrenciler, öğretmenler kalabalık sınıflara mecbur bırakılıyor. Her sınıf, okul birleştirildiğinde, kapatıldığında öğretmenler norm fazlası ilan ediliyor. Öğretmenlere sürgünler yaşatılıyor. Öğrencilerin eşit, nitelikli eğitim hakkı ellerinden alınıyor.
Okul, sınıf birleştirmelerine, okulların kapatılmasına, dönüştürtülmesine son verilmelidir.
DEPREM BÖLGESİ VE ÖĞRENCİLERİN, EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN SORUNLARI
Depremin ilk günlerinden bugüne yürütülmeye çalışılan algı kampanyası sürüyor. Gerçek ise deprem bölgesinde öğrenciler, öğretmenler, eğitim emekçileri depremin kalıcı etkilerini yaşamaya devam ediyor.
Yeterli derslik, okul, öğretmen yok. İkili eğitim deprem bölgesinin rutini haline getirildi. Sınıflar kalabalık. Okullara ulaşım imkanı yok. İnternet, yeterli ders materyali yok. Okulların ortak alanları laboratuvarlar, kütüphaneler, konferans, spor salonları yok. Yoklar arasında yalnızca okuldan, eğitimden kopmamak için çabalayan çocuklar ve gelecek umutlarından vazgeçmesinler diye emek veren öğretmenleri, aileleri var.
Deprem bölgesinde okul terkleri artıyor. Öğrenci sayısı deprem öncesi ile karşılaştırıldığında Hatay’da 65 bin 248, Malatya’da 29 bin 383, Kahramanmaraş’ta 29 bin 91, Adıyaman’da 18 bin 452 azalmış durumda. Çocukların okula kayıt olması okula devam ettikleri anlamına gelmiyor. Deprem bölgesi özelinde devamsızlık verileri paylaşılmıyor. Okuldan kopuşu devamsızlık verileri ile birlikte değerlendirmek gerekirken hakikat bir kez daha görünmez hale getiriliyor.
Deprem bölgesi için ayrıca bütçe açıklanmalı, tüm çocuklara okul yemeği, ulaşım ücretsiz sağlanmalı, ihtiyacı olan tüm çocuklara burs verilmelidir. Deprem bölgesindeki eğitim emekçileri için ek ödeme (?) yapılmalıdır.
Deprem bölgesi ve tüm iller için depreme dayanıksız okul binaları için onarım, güçlendirme, yeniden inşa ile ilgili bütçe ayrılmalı, planlama kamuoyuna açıklanmalıdır.
KARMA EĞİTİM KAMUSAL EĞİTİM HAKKIDIR!
Laik, kamusal, bilimsel eğitimde Akp’nin yarattığı yıkımın yeni halkası karma eğitim hakkı. Yirmi dört yıldır kesintisiz sürdürülen eğitimin dinselleştirilmesi ve piyasalaştırılması hattında yeni hedefleri karma eğitimin hak olmaktan çıkarılması.
İçlerinde sermayenin-tarikatın bakanı Yusuf Tekin’in de kurucu ve eski başkanlığını yaptığı Cihannüma Derneği, İHH, TÜGVA, Ensar, İlim yayma Cemiyeti, Memur-Sen, Eğitim-Bir-Sen gibi yapıların olduğu iktidar yandaşı yapılar 81 ilde 335 STK adıyla karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılması için ortak açıklama yaptı.
Tarikatı, yandaş sendikası, vakfı, derneği, yayın organı tek koro olmuş “karma eğitim zorunlu olmaktan çıkarılsın, tek cinsiyetli okullar açılsın” diyor. Bildik oyunu oynuyorlar. Bir kez daha her şey sermaye için. Siyasal islam rejiminin bekası için.
Aile yılı politikaları, Medeni Kanun’un değiştirileceği açıklamaları, karma eğitimin kaldırılması Anayasa değişikliğine giden sürecin yol taşlarının döşenmesi anlamına geliyor.
Yoksulluğun artışı ile ülkemizde ve dünyada doğum oranlarının ve esnek, ucuz, güvencesiz çalıştıracakları genç nüfusun azalması patronların korkulu rüyası. Fıtrat, kader söylemleriyle siyasal islam rejiminin ve patronların bekası için karma eğitim hakkı hedef tahtası haline getiriliyor.
Karma eğitim kamusal eğitim hakkıdır. Kız çocuklarının, yoksul, emekçi halk çocuklarının gelecek umududur.
ÖĞRETMENLERE ÖNLÜK ÖĞRENCİLERE “MANEVİ DEĞERLER” DAYATILAMAZ!
Öğretmenlere önlük öğrencilere “manevi değerler” dayatması öğretmenlerin ve öğrencilerin nasıl giyineceğine genelgelerle karar verildiği bir ülke gerçeğidir. Siyasal islamın bir yaşam biçimini öğretmenler, öğrenciler üzerinden tüm topluma dayatmasıdır.
TARİKAT-DİYANET-ŞİRKET PROTOKOLLERİNE, İŞ BİRLİKLERİNE SON!
Okullar tarikat-diyanet-şirket protokol ve iş birlikleri ile kuşatma altında. MÜSİAD’INDAN, TOBB’una, TÜGVA’sından, Ensarına eğitim adım adım şirketlere, şirketleşmiş tarikatlara devrediliyor. MESEM; dört yeni okul modeli gibi isimlerle okullar çocuk yaşta işçi bulma kurumlarına dönüştürülüyor. Yaz okulu, seminer, kamp gibi isimlerle çocukların, ailelerinin kişisel bilgileri de alınarak öğrenciler, okullar vakıf, dernek adındaki tarikat yapıları ile kuşatılıyor.
Yaz dönemi boyunca ülke genelinde TÜGVA okullarda çocuk yaz kampları düzenledi. Çocukların eğitim hakkından sorumlu olan MEB’in yerini şirketler, şirketleşmiş tarikat yapıları aldı.
Eğitim ancak öğretmenler eliyle yürütülür. Çocukların eğitim hakkı eğitimci niteliği taşımayan hiçbir isme, yapıya devredilemez. Tüm protokol ve iş birlikleri sonlandırılmalıdır.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM HAKTIR! 4-6 YAŞ KURAN KURSLARI İLE EĞİTİM HAKKI DİYANETE, TARİKATLARA DEVREDİLEMEZ!
Okul öncesi eğitim zorunlu ve parasız değilken 2021 Şurası sonrası 4-6 yaş –her yaş grubundaki çocuklar için de- Kuran kursları yaygınlaştırıldı. 4-6 yaş Kuran kursları okul öncesi eğitim yerine ikame edildi. Şubat 2026’da “Nüfusu az ve dağınık olan köy ve benzeri yerleşim yerlerinde 4-6 yaş grubu için en az 5 öğrenci” olduğunda 4-6 yaş Kuran kursu açılacağı hatta ulaşımın da kamu bütçesinden karşılanacağı yönetmelikle düzenlendi.
Devlet okullarında okul öncesi eğitim paralı, 4-6 yaş Kuran kursları –tam gün hariç- ücretsiz. Çocuklara, ailelerine yine yoksulluğun çaresizliği yaşatılıyor. Para ödersen okul öncesi eğitim, paran yoksa yoksulsan 4-6 yaş Kuran kursu diyorlar. Binlerce okul öncesi eğitim öğretmeni atama bekliyor iken öğretmen olmayan İlahiyat mezunları, Diyanet görevlileri 4-6 yaş Kuran kurslarında görevlendiriliyor.
Kamusal, eşit, parasız, bilimsel okul öncesi eğitim tüm çocukların hakkıdır. Soyut bilgi çağında olmayan çocuklar için 4-6 yaş Kuran kursu eğitim hakkı, çocuk hakkı ihlalidir, kapatılmalıdır. Okul öncesi eğitim tüm çocuklar için ücretsiz olmalıdır.