Yükümüz ağır!
Yükümüz ağır!MADAM PYLINSKA VE CHOPIN’İN SIRRI
Eric-Emmanuel Schmitt
Doğan Kitap
Schmitt’in dilimize çevrilen diğer eserlerinde de içsel dönüşümler ve varoluşsal sorular karşımıza çıkar. Karakterlerinin ortak çatışması çoğunlukla kimlik arayışı etrafında şekillenir. Bazı eserlerinde okura doğrudan mesaj verme eğilimi taşıdığı gerekçesiyle eleştirilse de sosyolojik olarak işaret ettiği “modern toplumda var olma” hali, insan sevgisini, uyumu ve empatiyi merkeze alan yaklaşımı eserlerinin ilgi görmesinin önemli nedenlerinden biridir.
∗∗∗
Hayatı yapılandırmak kendimizi yapılandırmaktan geçiyor. Kendisini unutan ebeveynin çocuğuna aktardığı yük…Haklarını bilmeden, daha iyi bir yaşamı düşlemeden korku ve sömürü düzenini destekleyen yurttaşın, toplumun aydın ve ilerici insanlarına yüklediği yük…Duygularını tanımadan yola düşen insanın yol arkadaşına, hayat arkadaşına yüklediği yük…Psikolojik dayanıklılığı göz ardı edip yalnızca teknik, sanatsal ya da akademik alkışlar toplamayı hedefleyen insanların, hayatlarının bir döneminde kendi yüreklerine yükledikleri ağır yük…Bunların her biri taşınması zor, devrildiğinde toparlanması kolay olmayan yükler. Çünkü hepsi, insanın kalbinin derinliğinden yükselen sesi duyamamasının sonucu.
İnsan, kendine ve en sevdiklerine yük olmayı bırakmadığı sürece doğaya, çevresine, yurduna, ülkesine ve dünyaya da yük olacaktır. Kendini evrene sığdıramayacaktır. Doğduğunda parıldayan bir cevherken, yaşamını sıradan hatıralar bırakarak tamamlayacaktır. Belki de o hatıraların hiçbiri bir tebessüm bile uyandırmayacaktır.
Dünyanın önce kendi duygularıyla tanışan, sonra dış dünyayla tartışan insanlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Gerçi tartışma kültürünün unutulup linç kültürünün benimsendiği bir çağdayız. Yine de bu konu üzerine düşünen ve çocukların da içselleştirebileceği bir dille anlatan yazarlar var. Hasnain Kazim onlardan biri. Kazim, Lena Hesse’nin resimlediği, Pasta ve Demokrasi adlı kitabında “İnsanlar neden tartışır?” sorusunun peşine düşüyor. İki yakın arkadaşın yaşadığı anlaşmazlık üzerinden hem tartışma, sataşma, çekişme kavramlarını açıklıyor hem de barışmaya uzanan süreci yaşamın içinden olaylar ve olağan eğlenceli diyaloglarla okura aktarıyor. Tartışma ile kavga arasındaki o ince çizgide; öfke, karmaşa, hayal kırıklığı, hak, demokrasi, şiddet ve rekabet kavramları birer birer karşımıza çıkıyor. Bu geçit töreni, okuru hem gülümsetiyor hem de düşündürmeyi başarıyor. Grafik anlatı boyunca çocuklar önce kendileriyle sonra arkadaşlarıyla güçlü bağlar kuruyor.
PASTA VE DEMOKRASİ
Hasnain Kazim-Lena Hesse
Mea Kitap
∗∗∗
Çocuklar dışında kendileriyle en güçlü bağı kuranlar şairler olabilir. Yaşarken hepimizin payına en az bir şiir düşer; ister onu kendimiz yazalım ister başkasının dizelerinde kendimizi bulalım.
“Ey şiir arayıcısı ey esrik kişi
Şu son dönemecini de aşınca gecenin
Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil
Bu ağartı ancak yürekle karşılanabilir
Bütün iş orada işte, oradan usturuplu geçmesini bil!” diyor ya Cemal Süreya,
yol yordam unutuldu, yükümüz ağır. Kendi hakikatimizi ararken yürekli davranalım…