Yıllardır ders çıkarmadılar

Yıllardır ders çıkarmadılar

Cemaat-AKP koalisyonu, Ergenekon operasyonlarından 2010 referandumuna kadar bir dizi hamleyle yargı ve ordu başta olmak üzere ülkedeki tüm alanlar üzerinde hâkimiyet kurdu. Cemaat ile AKP arasında yükselen paylaşım savaşı ise MİT krizinden 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarına uzanan çatışmalarla büyüyerek 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimine kadar uzandı. Darbe girişiminin hemen ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’ler ile darbecilerle mücadele sınırını aşarak ülkedeki tüm ilerici, devrimci, demokrat ve muhalif kesimleri ezmenin bir aparatına dönüştürüldü.

Bugünün BirGün’ü

KALICI OHAL

7 kez uzatılan OHAL baskısı altında geçen 2017 Anayasa değişikliği Referandumu ve ardından 2018’de hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kuvvetler ayrılığı tamamen ortadan kaldırıldı. Meclis işlevsizleştirildi, yargı saraya bağlandı ve 10 yılın sonunda Türkiye, liyakatin tamamen yok edildiği, kararnamelerle yönetilen otoriter bir aile devletine dönüştü. Gülen cemaatinin devletten tasfiyesiyle boşalan alanlar, son on yıl içinde diğer tarikatlar arasında adeta “parsel parsel” paylaşıldı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, 7 Ağustos günü Yenikapı Meydanı’nda aralarında AKP, CHP ve MHP’nin de bulunduğu bir miting düzenlendi. Dönemin CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bu mitingde Erdoğan ve Bahçeli ile birlikte boy gösterdi. Yeni rejimin inşa edildiği “Yenikapı Ruhu” söylemi bugünkü tek adam yönetiminin temelini attı. Bugünkü rejim her fırsatta Yenikapı Ruhunu çağırmaya devam etti. İki hafta önce Meclis’te partisinin grup toplantısında konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarın “Terörsüz Türkiye” diye nitelediği süreci “Yenikapı Ruhu”nun vücut bulması gereken zemin olarak öne sürdü. Erdoğan bir kez daha 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, iktidarın ve düzen muhalefeti temsilcilerinin bir araya geldiği mitingden adını alan “Yenikapı Ruhu” arayışında olanları “çözüm süreci”nde birleşmeye çağırdı.

TESLİM ALAMADI

Ülkede rejim değişikliğinin temelini atan, FETÖ’den boşalan yerleri diğer tarikat ve cemaatlerle dolduran, yargı bağımsızlığını ve güçler ayrılığını ortadan kaldıran bu zifiri karanlığa rağmen, Türkiye’nin ilerici damarı ve aydınlık geleceğe olan inancı asla yok edilemedi. On yıllık sistematik baskıya, devletin tüm olanaklarının gerici yapılara seferber edilmesine rağmen, bu ülkenin gençleri, kadınları ve emekçileri teslim olmadı. Bugün üniversitelerde, sokaklarda, fabrikalarda bilimin ve aydınlanmanın sesini yükselten milyonlar var. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, bu gerici ablukayı yırtıp atacak olan güç yine laikliğe, eşitliğe ve özgürlüğe inanan halkın iradesi olacaktır. Bu ülkenin aydınlık insanları tarikatların karanlığını mutlaka yırtacak, laik ve demokratik Türkiye’yi hep birlikte yeniden inşa edecektir.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu