Özel sektörün dövizle sınavı, küresel fırtınada içeride sıkılaşma

Türk ekonomisinde son haftalarda peş peşe gelen düzenleme ve açıklamaların yanı sıra küresel gelişmeler piyasalarda dikkatle takip ediliyor. Kredi kartı limitlerinden özel sektörün dış borcuna, 200 TL’nin eriyen satın alma gücünden altın fiyatlarına, Avrupa Merkez Bankası’ndaki olası lider değişiminden ABD-İran gerilimine kadar uzanan geniş bir çerçevede finansal dengelerin nasıl şekilleneceği ise belirsizliğini koruyor. Doların güçlenmesi, altındaki dalgalanma, enerji fiyatlarındaki potansiyel artış ve küresel likidite koşulları; içerde atılan düzenleyici adımlarla birlikte düşünüldüğünde, finansal sistemde daha temkinli ve kontrollü bir döneme girildiğini gösteriyor.
Enflasyonla mücadele sürecinde kredi genişlemesinin sınırlanması, talep yönlü baskının azaltılması açısından kritik görülüyor.
KREDİ KARTINA DÜZENLEME
Son dönemin en önemli gelişmelerin biri ise kredi kartı limitlerinin yeniden belirlenmesi süreci oldu. Buna göre 400 bin TL’nin üzerindeki kartlarda harcama performansına göre limitlerin aşamalı olarak düşürülmesini öngören bir çerçeve oluşturulurken, bankalara sistem altyapılarını yenilemeleri için 3 ay süre tanındı. Eş zamanlı olarak, 2026 yılı içinde tüm müşterilerden gelir belgesi isteneceği bildirildi. Analistler bu bu adımın, kredi kartı ile bir aylık süreyi geçirmek zorunda kalanları doğrudan etkileyeceğinde hem fikirler. Ancak kredi kartı limitleri, özellikle orta ve üst gelir grubunda nakit akışı yönetiminin temel aracı haline geldiği için, düzenlemenin tüketim eğilimleri üzerindeki etkisi olacağına dikkat çekiliyor.
REKOR BORÇ YÜKÜ
Benzer şekilde ekonomide dikkat çeken bir diğer başlık ise özel sektörün yurt dışı kredi borcundaki artış. Toplam borç stoku 219,7 milyar dolar ile son 7 yılın en yüksek seviyesine çıkmış durumda. İç piyasada kredi faizlerinin yükselmesi ve finansmana erişim koşullarının sıkılaşması, şirketleri dış kaynak arayışına yönlendirirken, bu eğilim firmaların finansman maliyetlerini küresel faiz patikasına daha duyarlı hale getiriyor.
200 TL ADETA ERİDİ!
Bir diğer ilginç rakam ise TL’deki tablo. 200 TL’nin ilk dolaşıma girdiği dönemde aynı tutarla satın alınabilen ürün ve hizmetlere bugün ulaşabilmek için yaklaşık 4 bin 600 TL harcamak gerekiyor. Bu karşılaştırma, en büyük banknotun reel değerinin 9 TL’nin altına kadar gerilediğini ortaya koyarken, yüksek enflasyonun uzun vadede yarattığı aşınmayı da gözler önüne seriyor.
AVRUPA’DAKİ TABLO
Küresel tarafta Avrupa’da dikkatler Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın olası erken ayrılığına çevrilmiş durumda. Lagarde’nin görev süresi normal şartlarda Ekim 2027’de sona erecek olsa da, Avrupalı liderler potansiyel adaylar üzerinde değerlendirme yapmaya başladı. Euro Bölgesi’nde büyümenin zayıf, enflasyonun ise kırılgan seyrettiği bir dönemde liderlik değişimi beklentisi, para politikasının yönüne dair belirsizlik yaratıyor. Avrupa’daki faiz patikası, Türkiye gibi dış finansmana duyarlı ekonomiler açısından doğrudan önem taşıyor.
Jeopolitik cephede ise ABD’den gelen bazı açıklamalar ve ABD ordusunun artan hava hareketliliği, İran’a yönelik müdahale ihtimalinin yükseldiği yönünde yorumlanıyor. Böyle bir senaryonun, enerji fiyatları üzerinde ani ve sert dalgalanmalara yol açacağının altı çiziliyor.
İRAN’A MÜDAHALE
İran’a yönelik müdahale ihtimali ise Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde cari denge ve enflasyon üzerinde baskı oluşturma riski taşıyor. Öte yandan ABD tarafında ayrıca para politikası ile siyasi söylem arasındaki gerilim de dikkat çekiyor. Donald Trump faiz indirimi yönünde baskı yapmaya devam ederken, Federal Reserve toplantı tutanakları faiz artışı ihtimalinin tamamen masadan kalkmadığını gösteriyor. Ocak ayı tutanaklarına göre politika yapıcılar faizleri sabit tutma konusunda neredeyse oybirliği içinde olsa da, sonraki adımlar konusunda ayrışma bulunuyor.
ALTIN ZİGZAK ÇİZİYOR
Bu belirsizlik ortamında dolar bir haftanın en yüksek seviyelerine yakın seyrini korurken, altın fiyatları düşük likidite koşulları ve güçlü doların etkisiyle hafif gerilemiş vaziyette. Spot altın yüzde 0,2 düşüşle ons başına 4.968,10 dolara inerken, Nisan vadeli ABD altın vadeli işlemleri ise yüzde 0,4 gerileyerek 4.987,60 dolardan işlem görüyor. Kamuoyu Araştırmacısı Volkan Tebrizcik ise son tabloyu yorumlarken, “Tüm bu başlıklar bir arada değerlendirildiğinde, Türkiye ekonomisi açısından üç temel eksen: kredi kanallarının daralması, reel gelirdeki aşınma ve dış finansmana artan bağımlılık öne çıkıyor. Özel sektörün 219,7 milyar dolarlık dış borcu ise küresel faiz ve kur hareketlerine duyarlılığı artırıyor” diyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel