Türkiye’deki Antalya Diplomasi Forumu diplomasi ve barış vizyonuyla geri dönüyor

Forumda, Ankara’nın son yıllarda çatışmalarda önemli bir arabulucu olarak profilini yükseltmesi nedeniyle Türkiye, diplomasi ve barış vizyonunu vurgulamayı amaçlıyor.

İsrail’in saldırgan yayılmacılığı Körfez’den Suriye’ye ve İran’a kadar bölgeyi daha da istikrarsızlaştırma tehdidinde bulunurken, Türkiye kendisini bir istikrar vahası olarak tanıtıyor. İki gün sürecek olan forum, Ankara’nın bu vizyonu sergileyeceği, gelecekteki zorluklara ilişkin öngörülerin keskinleştirilmesinin ve bu sorunlara çözüm bulmanın etkili yollarının tartışılacağı bir platform olacak.

Lider panellerinin yanı sıra ADFPanels, ADFRounds ve ADFTalks başlıklı diğer oturumların da yer alacağı forumda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açılış konuşmaları yapması planlanıyor.

Etkinliğe karar vericilerin, diplomatların, akademisyenlerin, iş adamlarının, medya ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla interaktif oturumlar ve ikili görüşmeler yoluyla belirsizliklerin yönetimi, acil durumlar ve geleceğe yönelik zorluklar üzerine tartışmalar yapılması bekleniyor.

Geçen yılki forum, 21 devlet ve hükümet başkanı ve 61 bakanın da aralarında bulunduğu 155 ülkeden katılımcıyı ağırladı.

Forumun organizatörleri, etkinliğin web sitesinde yaptıkları açıklamada, “Çatışmalar çözümsüz kaldıkça, kutuplaşma büyüdükçe ve stratejik rekabetler genişledikçe, çok sayıda kritik konu dünyanın her yerindeki insanları etkilemeye devam ediyor. Bu zorlukların üstesinden gelmek ve daha kapsayıcı, adil ve etkili bir uluslararası sisteme doğru çalışmak için uluslararası işbirliğinin, diyaloğun ve dayanışmanın güçlendirilmesi zorunludur.”

Türkiye, Rusya-Ukrayna çatışmasından ABD-İsrail-İran savaşına kadar pek çok cephede diplomatik bir saldırının içinde bulunuyor. Erdoğan’ın liderliğinde ülke, bölgeyi ve uluslararası toplumu tehdit eden çatışmalarda arabulucu rolü ararken tarafsız kalmaya da çalışıyor. Son yirmi yılda, Avrupa ile Asya arasında bir köprü olarak konumunu ve çatışmaların karşıt taraflarıyla diyaloğu sürdürme yeteneğini kullanarak, uluslararası ilişkilerde kilit bir aktör haline geldi. Bu, en çok Rusya ile Ukrayna arasındaki arabuluculuk rolünde açıkça görülüyordu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy ile iyi bağlarını korumayı başaran tek ülke. ABD-İsrail-İran savaşında ise NATO müttefiki ABD ve doğu komşusu İran ile bağlarını başarılı bir şekilde dengeleyen ülke, tarafları müzakere masasına getirmeyi arzuluyor.

Erdoğan Pazartesi günü ABD-İsrail-İran savaşının ortasında barış için çalıştıklarını kabul etti. Çatışmayı “hukuksuz, anlamsız ve gayri meşru” olarak nitelendiren Erdoğan, “Silahların susturulması ve müzakerelere alan açılması için en ufak bir ihtimal varsa, onu ele geçirmek için samimi çaba gösteriyoruz” dedi ve bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu. “Savaş uzadıkça yangının diğer ülkelere yayılabileceği” uyarısında bulundu ve siyasi hayatta kalmak için çatışmayı uzatanların “bir gün gidişatın değişeceğini” hatırlamaları gerektiğini ekledi.

Bölgede tırmanan kriz ortamında Erdoğan, Türkiye’nin ana gündeminin istikrarsızlıktan uzak kalmak ve halkının refahına odaklanmak olduğunu vurguladı. Erdoğan, Pazartesi günü Ankara’daki Kabine toplantısı sonrasında düzenlediği basın toplantısında, “Hükümetimiz kendi gündemini kontrol ediyor; kimse bize gündem empoze edemez” dedi ve erken veya erken seçim yönündeki her türlü öneriyi reddetti. “Tek önceliğimiz, ülkemizi bölgemizdeki yangınlardan uzak tutmak, milletimizin geçimini iyileştirmektir.”

Cumhurbaşkanı ayrıca Ankara’nın barışa olan bağlılığını da vurguladı ve uzun süren çatışmaların bölgeye daha da yayılma riski olduğu konusunda uyardı. “Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” diyen Erdoğan, uluslararası toplumu çatışma ve istikrarsızlığı uzatan politikalara karşı daha güçlü adım atmaya çağırdı.

Başa dön tuşu