İran savaşında aslında ne oluyor?
Körfez’den iki mesaj geliyor: İran verdiği askeri sözleri yerine getirdi ve askeri düzenini buna göre uyarladı. Bunlar sürpriz değil; zaten beklenen gelişmelerin teyidi. Bu, nasıl sonuçlanacağı kimse tarafından bilinmeyen bir çatışmanın şu anki değerlendirmesi.
“Epic Fury” operasyonundan önceki haftalarda Tahran, olası bir saldırıya nasıl karşılık vereceğini açıklamıştı: Bölgedeki Amerikan üslerine saldırılar, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğine engeller, çok katmanlı misilleme (örtülü veya sabotaj niteliğinde operasyonlara gönderme) ve ekonomilere yönelik sarsıntılar.
Nitekim bunların hepsi yaşandı. Washington’dan “tehlikelerin hafife alınmış olabileceğine” dair yorumların sızması ise şaşırtıcı. İranlılar ayrıca şu noktayı da vurgulamıştı: Donald Trump, bir noktada “zafer ilan ederek” çıkabileceği sınırlı bir çatışma hayaline kapılmamalı. Bu kez karşılaşma küresel ve geniş kapsamlı olacak.
Bu ilke, ABD Başkanı’nın “yakında bitecek çünkü bombalanacak başka hedef kalmadı” açıklamasını yinelediği saatlerde tekrar gündeme getirildi.
Tahran’ın planı bir yıpratma savaşı: Beyaz Saray’ı, finans piyasalarını ve Amerikan seçmenini korkutacak sürekli bir çatışma. Devrim Muhafızları kazanmayabilir ama kaybetmez de.
Ancak bu meydan okuma bir blöf de içeriyor. Çünkü İran ciddi zararlar görüyor ve savaş başlamadan önce bile iyi durumda değildi. Baskı ve siyasi gerilim, yüksek enflasyon, su krizi ve ambargoların etkisi.
Halkın taleplerini görmezden gelen yönetimin hataları
Buna rağmen Tahran şimdilik mümkün olduğunca çok ülkeyi sürece dahil ederek direnmeye çalışıyor. Bu nedenle dron ve füzeler Sünni monarşilere, Azerbaycan’a, Türkiye’ye ve daha uzaktaki Güney Kıbrıs’a yöneltiliyor.
Askeri yapılar
Tahran’ın stratejisi yıllara yayılan deneyimlerin sonucu. Ülke fiilen iki ayrı askeri yapıya sahip: Devrim Muhafızları ve düzenli ordu birlikleri.
Ayrıca iç tehditleri bastırmakta kararlı bir güvenlik sistemi var. İran, zorlu sınavlarla şekillenmiş bir “direniş geleneğine” dayanıyor. Tanıdığı bir coğrafyada savaşıyor ve hazırlık yapmak için uzun zamana sahipti.
Füze cephaneliği ve kamikaze dronlar
İran’ın füze cephaneliği ve düşük maliyetli kamikaze dron sürüleri savaşın sürdürülmesini sağladı. Haziran ayında yaşanan 12 günlük çatışma, taktiklerin uyarlanması için kullanıldı.
Devrim Muhafızları havalimanlarını, rafinerileri hedef aldı ve sivil alanlarda etkiler yarattı. En az 17 ABD askeri tesisinin vurulduğu belirtiliyor. Bu saldırılarda füze savunma ağının değerli radarları ve iletişim merkezleri devre dışı kaldı.
Önleme füzeleri
Bu saldırılar ABD, İsrail ve müttefiklerini çok sayıda önleme füzesi kullanmaya zorladı.
New York Times’a göre kullanılan mühimmatlar arasında 100–250 THAAD (ABD stoklarının %20–50’si) ve 80 SM-3 füzesiyle birlikte çok sayıda başka mühimmat bulunuyor.
Pentagon stok yapmış olsa da son saatlerde Güney Kore’den acilen füze bataryaları ve mühimmat transfer etmek zorunda kaldı. Bu da savaş planında ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.
Komuta zinciri ve kayıplar
İran yönetimi misillemenin yanında komuta zincirinin hayatta kalmasını da düşünerek birlikleri dağıtma ve subaylara daha fazla özerklik verme yöntemlerine başvurdu.
Bu önlemler Ali Hamaney ve bazı generallerin öldürülmesini engelleyemedi, ancak rejimde büyük bir bölünme işareti de görülmedi.
Askeri sanayiye ağır darbe
Buna karşılık İsrail ordusu ve Pentagon’un ortak operasyonu İran’ın askeri altyapısını ciddi şekilde zayıflattı. Füze fabrikaları, kışla ağları, stratejik tesisler ve çok sayıda askeri ekipman büyük hasar gördü.
İsrail kaynaklarına göre yaklaşık 3 bin Devrim Muhafızı öldürüldü.
Fırlatıcıların yarısı imha edildi, füze sığınakları bombalarla kapatıldı, onlarca gemi yok edildi, binlerce hedef vuruldu. İran hava kuvvetleri neredeyse yok, hava savunma sistemi zayıfladı. Yine de İran hava savunması en az 11 Reaper saldırı dronunu ve bazı İsrail araçlarını düşürdü.
Saldırıların etkileri önümüzdeki günlerde daha belirgin olabilir.
Yeni cepheler ve riskler
ABD’de FBI, Kaliforniya kıyıları için dron alarmı verdi. Bir gemiden fırlatılabilecek araçlarla olası bir saldırı planı ihbar edildi. Bu belki aşırı bir önlem olabilir, ancak böyle haberler Tahran’ın psikolojik stratejisine hizmet edebilir.
Bir diğer kritik cephe ise Kızıldeniz. İran’ın müttefiki olan Yemen’deki Husiler, gemilere yönelik saldırıları yeniden başlatabilir.
Yorumculara göre bu Suudi Arabistan savaşa girerse kullanılacak bir yedek kart olabilir ya da kademeli bir gerilim tırmandırma stratejisinin parçası.
Bir gözlemcinin dediği gibi, Hürmüz Boğazı gibi rotalarda hedefi vurmak şart değil. Deniz trafiğini bozmak için ara sıra saldırılar yapmak ya da birkaç mayın bırakmak bile yeterli.