Hürmüz’de yeni savaş hatları, gizli hedef Mekran kıyıları mı?

Orta Doğu’da İran’a yönelik saldırılarla başlayan savaşta iki haftalık ateşkes ilan edilmiş olsa da sahadaki tablo, gerilimin biçim değiştirdiğini gösteriyor. Diplomasi kulislerinde ise Hürmüz Boğazı’ndaki geçişler, tanker trafiği, liman bağlantıları ve deniz ticareti üzerinden şekillenen daha sert bir çatışma döneminin kaçınılmaz olacağı konuşuluyor. Özellikle Lübnan cephesinde devam eden İsrail saldırılarının kalıcı işgale dönüşeceğine dikkat çekilirken, krizin asıl ağırlık merkezinin ise Hürmüz Boğazı olmaya devam edeceği ifade ediliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinde “bekle-gör” havası sürerken, geçiş güvenliği üzerindeki soru işaretleri de ortadan kalkmış değil. İran limanlarına giriş çıkış yapan Çin menşeili gemilerin, ABD ve İsrail saldırılarının hedefi haline gelme ihtimali, bölgesel savaşın küresel bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki endişeleri daha da artırıyor.


Hürmüz’deki kaotik durum devam ederken, stratejistler, iki haftalık ateşkesin kalıcı barıştan çok taraflara yeniden konumlanma ve zaman kazanma fırsatı verdiği görüşünde birleşiyor.

ASIL HEDEF MEKRAN

Öte yandan analizlerde, yeni dönemin en dikkat çekici başlığının; çatışmaların askeri hedeflerin ötesine taşarak enerji hatlarını, ticaret koridorlarını, liman bağlantılarını ve küresel tedarik zincirlerini hedef alan yeni bir baskı evresine dönüşmesi olduğu vurgulanıyor. Stratejistler ise ABD’nin İran’a yönelik olası yeni askeri hamlesinde en kritik başlıklardan birinin yalnızca Hürmüz ve Hark Adası değil, doğrudan Mekran Sahili olduğunu da belirtiyorlar. Özellikle Çabahar-Konarak hattı, İran’ın güneydoğusunda Umman Denizi’ne açılan yapısı, Hürmüz’e göre daha farklı operasyon imkanları sunması ve karaya çıkış açısından daha elverişli bir coğrafi zemin oluşturması nedeniyle öne çıkıyor. ABD’nin İran içlerine uzanabilecek bir baskı hattı kurmak istemesi halinde en güçlü ihtimallerden birinin Mekran kıyıları olduğu vurgulanıyor.

ÖZEL KUVVETLER KIYIDA

Sahadan gelen bilgiler ise İran’ın kıyı hattına yığınak yaptığı şeklinde. Özellikle Umman Denizi’ne açılan stratejik kıyı bandında özel kuvvet unsurlarının konuşlandırılması, Tahran’ın artık yalnızca hava saldırılarına ya da füze tehditlerine değil, denizden gelebilecek sınırlı baskın, sabotaj veya karaya çıkma senaryolarına da hazırlandığını gösteriyor. Bölgeye özel kuvvet sevkiyatı ise İran açısından yalnızca kıyı güvenliği tedbiri değil; aynı zamanda karşı tarafa verilen açık bir caydırıcılık mesajı olarak okunuyor.

BABÜLMENDEP KORKUSU

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni, yeni dönemde üç başlığın özellikle öne çıktığının altını çizerek, şunları söylüyor: “İlki, Çin bağlantılı gemiler. Çünkü Çin’in enerji ithalatının önemli bölümü bu hatta bağlı bulunuyor ve bölgede yaşanacak her yeni gerilim Pekin’in ticari güvenliği açısından da ayrı bir başlık oluşturuyor. İkinci kritik nokta, İran’ın işaret ettiği Qeshm ve Larak adaları çevresindeki geçiş koridorları. Bu hatlardan geçen gemilerin nasıl izleneceği, hangi yüklerin sorgulanacağı ve deniz trafiğinin hangi güvenlik çerçevesiyle sürdürüleceği yeni dönemin en kritik soruları arasında yer alıyor. Üçüncü ve belki de en tehlikeli başlık ise ateşin Babülmendep’e sıçrama ihtimali. Çünkü kriz ikinci bir boğaza yayılırsa, mesele yalnızca Körfez petrolü değil, Asya-Avrupa hattındaki ticaretin tamamı için daha ağır bir sarsıntıya dönüşebilir.”

Hürmüz'de yeni savaş hatları, gizli hedef Mekran kıyıları mı? - Resim : 2
İran Özel Kuvvetler birliklerinin kıyı hattında konuşlandırıldığı belirtiliyor.

ATEŞKES KALICI DEĞİL

Emekli Amiral Cem Gürdeniz ise, kamuoyuna yönelik yaptığı değerlendirmede, “Sahada hızlı zafer arayan ABD-İsrail hattı 40. günde tıkandı ve savaş yıpratma aşamasına geçti. Bu noktada belirleyici olan askeri güç kadar stratejik sabırdır. Hürmüz’de bekleyen tankerler, kesilen enerji ve kritik ham madde akışı ve artan maliyetler küresel sistemi kökten sarsarken, ateşkes aslında askeri değil ekonomik bir zorunluluk olarak ortaya çıktı. ABD’nin tartışmalı ve skandal kurtarma operasyonu ve sahadaki sınırlı etkisi, Washington’u ciddi baskı altına aldı. Ateşkesin kalıcı olması zor. Çünkü sahadaki denge henüz kurulmuş değil” bilgilerini paylaşıyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu