Tarım geriliyor, ihracat büyüyor: Kazanan tekeller
Tarım geriliyor, ihracat büyüyor: Kazanan tekeller
HAMMADDEDE DIŞA BAĞIMLI
Doç. Dr. Elif Karaçimen
RTE Üniversitesi’nden Doç. Dr. Elif Karaçimen, Türkiye’nin tarımsal hammaddede büyük ölçüde dışa bağımlı hale gelirken bu ürünleri işleyerek küresel piyasalara sunan bir yapıya doğru evrildiğine dikkat çekiyor. Karaçimen, “Bu durum ilk bakışta bir başarı hikâyesi gibi okunuyor. Oysa aynı dönemde ülke, tarımsal hammaddede giderek daha fazla dışa bağımlı hale geliyor. Bu çelişkiyi anlamak için tarım ile gıda sanayisini birbirinden ayırmak gerekiyor” diyor.
Türkiye’nin buğday, mısır, soya ve yağlı tohumlar gibi temel hammaddelerde giderek daha fazla ithalata bağımlı hale geldiğine dikkati çeken Karaçimen, “Gördüğümüz başarı, büyük ölçüde tarımsal kendine yeterlilikten değil, Türkiye’nin ithal hammaddeye dayalı bölgesel bir işleme ve ihracat merkezine dönüşmesinden kaynaklanıyor” dedi.
ÜÇTE BİRİ DAHİLDE İŞLEME
Gıda ihracatında önemli araçlardan biri dahilde işleme rejimi (DİR) olarak öne çıkıyor. Buna göre ihraç edilecek üründe kullanılmak üzere hammaddenin gümrük vergisi ödenmeden ithal edilmesine imkân veriliyor. İktidar tarafından buğday ithalatını gerekçelendirirken “buğday ithal edip makarna ya da un ihraç ediyoruz” olarak açıklanan bu mekanizma yağlı tohumlar ve bitkisel yağ, yem, şekerleme ve farklı işlenmiş gıda kollarında da yaşanıyor. Kolay İhracat Platformu’nun sektörel verilerine göre 2025’te tarım ve gıda ürünleri ihracatının yaklaşık üçte biri DİR kapsamında gerçekleşti.
Karaçimen’e göre katma değerin bir kısmının Türkiye’de yaratıldığı doğru ancak üretimin ilk ve en kritik halkası giderek dışarıya taşınıyor. Bu modelin farklı ülkelerde de örnekleri olduğunu dikkat çeken Karaçimen, Türkiye açısından durumun farklı olduğuna vurgu yapıyor:
“Hollanda ve Belçika gibi ülkeler, büyük limanları, lojistik ağları ve gelişmiş gıda sanayileri sayesinde ithal tarımsal ürünleri işleyip yeniden ihraç ediyor. Fakat Türkiye açısından kritik fark şu: İşleme ve ihracat kapasitesi büyürken yerli tarımsal üretim tabanı aynı ölçüde güçlenmedi, tersine tarımın ekonomideki ve istihdamdaki ağırlığı geriledi. Bu nedenle ihracat arttıkça gıda güvencesinin de arttığını varsayamayız.
Sistem döviz kuru, dünya fiyatları, savaşlar, ticaret kısıtlamaları ve iklim şoklarına daha açık hale geliyor. Ayçiçek yağı bunun çok açık bir örneği, rafinaj ve ihracat kapasitesi güçlü olabilir, fakat hammaddede ithalata bağımlılık hem üreticiyi hem de tüketiciyi dış şoklar karşısında kırılgan bırakıyor.” Gıda ve içecek sektöründe yabancı ortaklı şirketlerin faaliyetlerine değinerek “Üretimin ilk aşamasında hâlâ çok sayıda küçük ve orta ölçekli çiftçi var.
Ancak zinciri kimin yönettiği sorusunun yanıtı yalnızca ‘ürünü kim ekiyor?’ sorusuyla verilemez” diyen Karaçimen, tohum ve gübre tedarikinden sözleşmeli üretime, ürün alımından depolama, işleme, lojistik ve ihracata kadar stratejik halkalarda büyük yerli şirketler ve çokuluslu şirketlerin belirleyici hale geldiğini vurguluyor. Çiftçinin giderek daha az söz sahibi olduğuna dikkati çeken Karaçimen, “Üretimi yapıyor, fakat ne üreteceği, girdiyi kaça alacağı, ürününü kime ve hangi koşullarda satacağı üzerinde giderek daha az söz sahibi oluyor. Katma değerin önemli bir bölümü de üretimden sonraki bu halkalarda birikiyor” diyor.
Çokuluslu şirketlerin ihracattaki paylarını kestirmenin zor olduğunu belirten Karaçimen, zincirde işgal ettikleri konuma vurgu yapıyor: “Cargill, Bunge, Olam/ofi, ADM, CP, BRF ve AGT gibi şirketler yalnızca nihai ürün üreten firmalar değil girdi, yem, yağlı tohum kırma, depolama, işleme ve dış ticareti birbirine bağlayan yapılara sahip.
Üstelik büyümeleri çoğu zaman sıfırdan yatırım yoluyla değil, mevcut yerli şirketlerin ve markaların satın alınmasıyla gerçekleşti.” Çokuluslu şirketlerin büyümesinin yanında kamu şirketleri ve kooperatiflerin gerilemesine değinen Karaçimen, Türkiye Şeker Fabrikaları’nın 2012’de 16’ncı sıradayken 2024’te 87’nci sıraya, Trakya Birlik’in ise 52’nci sıradan 165’inci sıraya gerilediğine işaret etti.
“Kamunun ve üretici örgüni, tarımın güçlenmesinden çok üretim, işleme ve ticaret arasındaki ilişkinin yeniden kurulmasını anlatıyor. Esas soru kaç milyar dolarlık ihracat yapıldığı değil bu değeri kimin yarattığı, bu değere kimin el koyduğu ve ithalata dayalı bu yapının riskini çiftçinin ve tüketicinin neden üstlendiğidir” diyor.
Bir ilçede 35 bin dekarı dolu vurdu
Tekirdağ’da dolu yağış sonrası zarar gören ayçiçeği, kanola, karpuz ve kavun ekili tarlalarda incelemeler başladı.
Kentte geçen pazar akşamı başlayan dolu yağışı Süleymanpaşa ilçesine bağlı kırsal Ferhadanlı, Hacıköy, Ahmedikli ve Güveçli mahallelerinde etkili oldu.
Dolu yağışı bölgede bulunan ayçiçeği, kanola, karpuz ve kavun ekili 4 mahallede yaklaşık 35 bin dekar tarlada zarara yol açtı.
Tarlalardaki zarar için tespit çalışmaları sürüyor.
Tarla bahçe eriyorArtan nüfus, plansız kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları nedeniyle verimli tarım arazileri de her geçen yıl azalıyor.
TZOB’a göre Türkiye’nin tarım alanları son 30 yılda yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara geriledi.
Tarım ÜFE’de ilginç gerileme

TÜİK’e göre tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım ÜFE) Haziran’da aylık bazda yüzde 9,02 gerilerken yıllık bazda yüzde 9,55 arttı.
Endekste, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,73 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 37,44 artış gerçekleşti.
Endekste nisan ayında yıllık değişim oranı yüzde 42,53 olmuştu. Takip edilen verilerdeki en sert aylık düşüş oranı izlendi.
Önceki yıl zirai don etkisiyle tek ayda hızlı yükseliş kaydeden Tarım ÜFE, bu yılın hasat başlangıcında aylık yüzde 9 gerileme kaydetti.
Meyvede Tarım ÜFE yüzde 31 gerileme kaydetti. Canlı hayvan ve hayvansal ürünlerde yıllık artış yüzde 36,6 oldu.
Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 15,55 azalış, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 10,30 azalış ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,49 artış gerçekleşti.
Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 60,71 artış ile sebze ve kavun-karpuz, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 27,64 azalış ile tropikal meyveler oldu.