Türkiye için tehlike geçti mi? Hürmüz’den sınıra uzanan baskı hattı
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş, 40 günü aşan yıkımın ardından kırılgan bir ateşkes evresine girerken, taraflardan hiçbiri ilan ettikleri hedeflere tam olarak ulaşamadı. Yıpratma savaşının neden olduğu maliyet tablosu ve bundan sonra kurulacak yeni denklemin şifreleri ise en çok merak edilen başlıklar arasında. Sahadaki askeri tablo kadar, savaşın küresel ekonomi üzerinde açtığı yeni fay hatları da dikkat çekiyor. Dünya Bankası’nın son verilerine göre Orta Doğu’da büyük kaosa neden olan savaş nedeniyle petrol fiyatları şubat ile mart arasında yüzde 40 artarken, Asya’ya giden LNG sevkiyat fiyatları ise üçte iki oranında yükseldi. Savaşın neden olduğu en büyük artışlardan biri de azot bazlı gübre fiyatlarında yaşandı. Gübre fiyatları mart ayında yaklaşık yüzde 50 artarken, diğer kritik tarımsal girdilerde oluşan arz baskısı Avrupa ve Asya’da adeta küresel deprem etkisi yarattı.
ABD, bölgeye kara birlikleri ve deniz piyadelerini yığmaya devam ediyor.
EN KÖTÜ SENARYO
Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga’ya göre ateşkes korunsa bile küresel büyümede 0,4 puanlık kayıp bekleniyor. Savaşın uzaması halinde ise bu kaybın 1 puana kadar çıkabileceği belirtiliyor. Aynı çerçevede gelişmekte olan ekonomiler için 2026 enflasyon tahmini yüzde 3’ten yüzde 4,9’a yükseltilirken, kötü senaryoda bu oranın yüzde 6,7’ye kadar tırmanabileceği ifade ediliyor.
STRATEJİK BASKI ARTACAK
Bu belirsizliğin Türkiye açısından en kritik tarafı ise savaşın Irak, Suriye, Türkiye hattını yeniden stratejik baskı altına sokması. Irak Petrol Bakanı’nın açıklamasına göre savaş başladıktan sonra Irak’ın güney limanları üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 3,4 milyon varillik ihracat akışı Hürmüz’deki askeri gelişmeler nedeniyle dururken; üretim 4,4 milyon varil seviyesinden 1,5 milyon varil bandına kadar geriledi. Bağdat yönetimi kaotik tablo nedeniyle bir yandan Ceyhan üzerinden Türkiye hattını, diğer yandan Suriye’deki Baniyas limanını ve Akabe güzergahını alternatif olarak değerlendirmeye almış durumda. Irak-Türkiye boru hattının 200 bin ila 250 bin varillik kapasiteyle yeniden devreye alınmasının konuşulması, Ankara’nın yalnızca komşu değil, aynı zamanda kriz anında bölgesel enerji emniyetinin kilit kapılarından biri haline geldiği şeklinde yorumlanıyor.
SINIR ÖTESİNDEKİ RİSKLER
Bölgedeki kırılganlık yalnızca Hürmüz’le de sınırlı değil. Irak’ın kuzeyi ve Suriye’nin doğusu, terör yapılanmaları ile lojistik ve enerji altyapısına yönelik tehditlerin iç içe geçtiği bir risk kuşağına dönüşmüş durumda. Hürmüz’de yaşanan her tıkanma, bu kara koridorlarının ekonomik değerini artırırken aynı aynı zamanda daha hassas hedeflere dönüştürüyor. Başka bir deyişle, denizdeki kriz Türkiye’yi jeoekonomik olarak öne çıkarırken aynı anda sınır hattındaki güvenlik baskısını da büyütüyor. Analistler ise, Irak petrolünün Ceyhan’a yönelmesi ya da Suriye koridorlarının yeniden konuşulmasını, yalnızca bir ticaret meselesi değil; askeri, diplomatik ve iç güvenlik boyutları olan çok katmanlı bir risk alanı olarak yorumluyorlar.
IRAK’TAKİ KIRILGAN YAPI
Öte yandan savaşın ekonomik artçıları en sert biçimde Irak ve Körfez hattında hissediliyor. Güvenlik ve jeoekonomik analizler, özellikle Irak tarafındaki kırılganlığın derinleştiğine işaret ederken, Dünya Bankası verileri de bu tabloyu destekliyor. Buna göre çatışmanın etkisi özellikle Irak ve Körfez ekonomilerinde yoğunlaşırken, Körfez ülkelerinde 2026 büyüme beklentisi ocak ayına göre 3,1 puan aşağı çekildi. Bölge genelinde ise 2025’te yüzde 4 olan büyümenin 2026’da yüzde 1,8’e gerileyeceği öngörülüyor. Uzmanlar, Irak’ta yaşanacak her yeni üretim kaybının Türkiye’nin hem ihracat pazarı hem de kara ticaret hattı üzerinde ilave baskı yaratabileceği görüşünde.
FITCH MORAL BOZDU
Ortaya çıkan son tabloya ilişkin sorularımızı yanıtlayan Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise savaşın uzamasının Türkiye ekonomisi için maliyetlerin katlanması anlamına geldiğini belirtirken, “Fitch değerlendirmesine göre İran merkezli daha uzun bir çatışma, Türkiye’de enerji fiyatları üzerinden cari açığı büyütebilir, dezenflasyon sürecini zorlaştırabilir ve dış finansman baskısını artırabilir. Fitch’in 10 Nisan 2026’da Türkiye görünümünü ‘pozitiften durağana’ çekmesinde, rezervlerdeki erozyon kadar İran kaynaklı jeopolitik risklerin de etkili olduğu açıkça belirtildi” dedi.
İsrail’İn Lübnan’a yönelik saldırı ve işgali bölgesel kaosu derinleştiriyor.
GAZZE, LÜBNAN İRAN HATTI
Emekli Amiral Cem Gürdeniz ise ateşkesin pamuk ipliğine bağlı olduğunu kamuoyunun gündemine taşırken, “Ateşkesin kalıcı olması zor. Çünkü sahadaki denge henüz kurulmuş değil. Bugün gelinen noktada Batı’nın ‘kurallara dayalı düzen’ söylemi sahada ciddi bir meşruiyet kaybı yaşıyor. Gazze, Lübnan ve İran hattı bu düzenin sorgulandığı kırılma noktalarıdır” bilgilerini paylaştı.
[email protected]
Kaynak: Web Özel