Tüketici artık hikâye, kalite ve güven arıyor

Türkiye’de tüketicinin “köklü marka” algısını ölçen araştırma, markalar açısından dikkat çekici bir eşiği ortaya koydu. FutureBright Group tarafından Yüzyıllık Markalar Derneği için yapılan çalışmaya göre Türk tüketicisi, bir markanın köklü sayılabilmesi için ortalama 54 yıllık bir geçmişe sahip olmasını bekliyor. Ancak araştırmanın asıl çarpıcı sonucu, köklülüğün yalnızca kuruluş tarihiyle açıklanmadığını göstermesi oldu. Tüketici için “köklü marka” demek; logonun yanına yazılan eski bir tarih, nostaljik bir ambalaj ya da geleneksel görünen bir isimden çok daha fazlası anlamına geliyor.

25 Şubat-12 Mart 2026 tarihleri arasında, Türkiye genelinde 18–60 yaş aralığındaki 600 kişiyle gerçekleştirilen araştırma, Türkiye’de ilk kez bir markanın tüketici gözünde hangi kriterlerle köklü kabul edildiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre tüketici, bir markanın geçmişini yalnızca kaç yıldır piyasada olduğuna bakarak değerlendirmiyor; o markanın kuşaklar boyunca kullanılıp kullanılmadığına, aynı kaliteyi koruyup korumadığına, toplumsal hafızada yer edip etmediğine ve güven duygusu yaratıp yaratmadığına bakıyor.

Araştırmanın bulguları, köklü marka algısının slogan, logo ya da tarihî görünüm üzerinden kurulmadığını gösteriyor. Tüketici nezdinde asıl belirleyici unsur, markanın nesiller boyunca sınanmış olması. Bir markanın aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılması, farklı yaş grupları tarafından tanınması, çocukluk hatıralarında yer etmesi ve her satın alımda benzer kalite deneyimi sunması, köklülük algısını güçlendiren başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle yalnızca eski bir kuruluş tarihine sahip olmak, tüketiciyi ikna etmeye yetmiyor.

Araştırmaya göre tüketicinin bir markayı “köklü” olarak kabul etmesi için beklediği ortalama süre 54 yıl. Ancak bu süre tek başına yeterli görülmüyor. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, zaman içinde kimliğini kaybetmemesi, kuşaklar arasında bağ kurabilmesi ve değişen dünyaya uyum sağlarken temel kalitesinden ödün vermemesi gerekiyor. Tüketici için köklü marka, adı duyulduğunda belli bir standart, güven ve süreklilik hissi veren marka anlamına geliyor.

Çalışmada öne çıkan en güçlü başlıklardan biri de miras algısı oldu. Her 4 tüketiciden 3’ü, bir markanın mirası olduğunu kanıtlaması gerektiğini düşünüyor. Bu mirasın en önemli kanıtı ise kalite olarak görülüyor. Tüketici, aynı markayı her satın aldığında benzer ürün ya da hizmet kalitesiyle karşılaşmayı, markanın geçmişten bugüne taşıdığı en güçlü değerlerden biri olarak kabul ediyor. Bu nedenle köklü marka olmak, yalnızca geçmişe sahip olmak değil; o geçmişi bugünün deneyimiyle doğrulayabilmek anlamına geliyor.

Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Gürsel Arseven, araştırmanın Türkiye’de bu alanda yapılan ilk çalışma olması nedeniyle önemli olduğunu belirterek, hızın her şeyi çabuk tükettiği bir dünyada köklü markaların toplumsal hafızayı ve ekonomik sürekliliği temsil ettiğini vurguladı. Arseven’e göre kaotik süreçler ve güvensiz ortamlar, tüketicinin köklü kurumlara yönelme eğilimini artırıyor. Türkiye’de milli mirasın oluşması için gereken ekonomik ömrün ortalama 34 yıl olarak düşünüldüğünü, İtalya’da ise bu sürenin yaklaşık 100 yıl olduğuna dikkat çeken Arseven, markaların yalnızca ticari değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir miras taşıdığını ifade etti.

FutureBright Group kurucu ortağı Akan Abdula ise tüketici gözünde köklülüğün asıl ölçüsünün “yaşanmışlık” olduğunu belirtti. Abdula’ya göre bir markanın “… tarihinden bu yana” ifadesini kullanması, tüketici nezdinde tek başına güçlü bir anlam taşımıyor. Logonun başına eski bir tarih koymak ya da markayı nostaljik bir çerçeveye yerleştirmek yeterli görülmüyor. Tüketici, markanın kendi hayatındaki karşılığını, ailesindeki yerini, geçmişten bugüne taşıdığı kaliteyi ve toplumdaki itibarını görmek istiyor.

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu