Hürmüz Boğazı krizinden neredeyse etkilenmeyen 2 ülke İspanya ve Fransa: İşte sırları

Örneğin Katar’ın gaz üretimini tam kapasiteye çıkarması muhtemelen üç yıl sürecek. Daha da önemlisi, dünya petrolünün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı eskiden serbestken, şimdi Tahran yönetiminin kontrolünde; İran geçişleri engellemeye ve gemilerden ücret talep etmeye devam ediyor.

Her hâlükârda, benzer bir krizin tekrar yaşanmaması için ne yapılması gerektiğini düşünmenin zamanı geldi. Özellikle Avrupa Birliği için bu çok önemli; zira birlik, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra olduğu gibi, bir kez daha jeopolitik bir sarsıntı nedeniyle hayati enerji tedariklerinin kesintiye uğramasıyla karşı karşıya.

İran’ın saldırılarına maruz kalan Basra Körfezi ülkeleri, gelecekte ihracatlarında Hürmüz Boğazı’na bağımlı olmamak için altyapılarını güçlendirebilir. Dünyanın geri kalanının ise enerji kaynaklarını daha da çeşitlendirmesi gerekiyor. Avrupa açısından özellikle fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma ihtiyacı giderek artıyor; bunun yerine nükleer ve yenilenebilir enerjinin daha fazla yer aldığı bir enerji karışımı hedeflenmeli.

İSPANYA’YA DİKKAT

Bu noktada örnek alınması gereken ülkeler İber Yarımadası’ndakiler, özellikle de İspanya. İspanya; güneş, rüzgâr ve hidroelektrik kaynaklarını öyle etkin kullanıyor ki elektrik üretiminde gazın rolü oldukça sınırlı kalıyor.

Financial Times’ta yayımlanan bir makaleye göre, İspanya örneği şunu gösteriyor: rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri kurmak tek başına fosil yakıt kullanımını azaltmaya veya enerji maliyetlerini düşürmeye yetmez. Sistemli ve akıllı bir yönetim, hatta biraz da şans gerekir. Hürmüz krizi Avrupa ülkelerinde elektrik fiyatlarını artırdı; ancak nükleer enerjiye dayanan Fransa ve yenilenebilir ağırlıklı İspanya bu durumdan daha az etkilendi. Elektrik piyasası marjinal fiyat sistemine göre işler; yani fiyat, talebi karşılamak için kullanılan son enerji kaynağı tarafından belirlenir. Başka bir deyişle, yenilenebilir kaynaklar talebi karşılamaya yetmediğinde devreye genellikle gaz girer ve fiyatı o belirler.

BİR DİĞER BAŞARI HİKAYESİ DE FRANSA’DAN

Fransa’da bu sistem daha avantajlıdır; çünkü yenilenebilir enerjinin doğasındaki kesintililik nükleer enerjiyle dengelenir. İspanya’da nükleer enerji daha az olmasına rağmen, 2026’nın ilk üç ayında gaz yalnızca zamanın %15’inde fiyat belirleyici olmuştur. İtalya’da ise bu oran %89’dur. Sonuç olarak, İspanya’da elektrik fiyatı megavat saat başına ortalama 66 euro ile İtalya’nın yarısı seviyesinde kalmıştır.

Bu başarının arkasında yenilenebilir kaynakların akıllıca bir kombinasyonu vardır; sistem, gazın devreye girme ihtimalini en aza indirecek şekilde düzenlenmiştir. Sadece ne kadar rüzgâr ya da hidroelektrik üretildiği önemli değildir. Birleşik Krallık örneği bunu açıkça gösterir: bu yıl enerjisinin yarısından fazlasını yenilenebilir ve nükleer kaynaklardan üretmesine rağmen, zamanın %66’sından fazlasında fiyatı belirleyen kaynak yine gaz olmuş ve bu da Avrupa’nın en yüksek elektrik fiyatlarından birine yol açmıştır. Financial Times’a göre, yenilenebilirlerin hava koşullarına bağlı olması nedeniyle şans faktörü de önemlidir. İspanya’nın kışının rüzgârlı ve yağışlı geçmesi, rüzgâr ve hidroelektrik üretimini artırmıştır. Ayrıca gaz santralleri, istatistiklerin gösterdiğinden daha sık devreye girmekte ve şebekeye sağladıkları hizmetler için ayrı şekilde ücretlendirilmektedir.

Enerji alanındaki bu olumlu sonuçlar, muhtemelen İspanya’nın sosyalist lideri Pedro Sánchez’in hükümetine sadece Hürmüz krizinin etkilerini sınırlamakla kalmayıp, aynı zamanda Donald Trump ve Benjamin Netanyahu’nun İran’daki savaşına mesafe koyabilecek siyasi alan da sağladı. Daha düşük enerji faturaları ve daha fazla siyasi bağımsızlık, İspanya modelinin diğer ülkeler tarafından da örnek alınması için güçlü nedenler sunuyor.

Ancak yenilenebilir enerji yatırımları, Avrupa elektrik şebekesinin kapsamlı şekilde modernize edilmesiyle desteklenmeli. Bu noktada da İber Yarımadası’na bakmak gerekir. Temiz enerji alanındaki ilerleme, altyapının yetersiz kalması durumunda ciddi riskler doğurabileceğini göstermiştir. Mart ayında, Avrupa Elektrik İletim Sistemi Operatörleri Ağı (Entso-e), 28 Nisan 2025’te İspanya ve Portekiz’i etkileyen büyük elektrik kesintisine ilişkin nihai raporunu yayımladı.

İSPANYA’DA YAŞANAN ELEKTRİK KESİNTİSİ

Bu kesintinin tek bir nedeni yoktu: Rapor, adeta “kusursuz fırtına” yaratan 17 farklı faktörü sıralamaktaydı. Ancak en önemli noktalardan biri, tüm elektrik sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine yapılan vurgudur. Uzmanlar, benzer olayların önlenmesi için çeşitli öneriler sundu: sistemin daha iyi izlenmesi, veri paylaşımı ve koordinasyonun güçlendirilmesi ve kuralların elektrik sistemindeki değişimlere uyum sağlayacak şekilde güncellenmesi.

Başa dön tuşu