Tarihi konakta çürüme riski, Ahmet Paşa Konağı metruk kaldı

İstanbul’un en önemli tarihi bölgelerinden Süleymaniye’de yer alan Kayserili Ahmet Paşa Konağı, mimari niteliği ve kent hafızasındaki yeriyle öne çıkan yapılardan biri olmasına rağmen uzun süredir metruk, bakımsız ve işlevsiz durumda bulunuyor. Molla Hüsrev Mahallesi’nde, 566 ada 7 parselde yer alan konak, yalnızca 19. yüzyıl ahşap sivil mimarlık örneği olmasıyla değil, uzun yıllar kamu hizmetinde kullanılmış tarihi bir yapı olmasıyla da dikkat çekiyor.


Yapıda barok süslemeler, natüralist çiçekler ve eklektik anlayış bir arada görülüyor.

TUNA VALİLİĞİ YAPTI

Adını verdiği sokakta bulunan Kayserili Ahmet Paşa, Sultan Abdülaziz döneminin önemli isimlerinden biri olarak biliniyor. Tersane-i Amire’de yetişen, Kırım Savaşı’nda Karadeniz Kumandanı olan, daha sonra Bahriye Nazırlığı yapan Ahmet Paşa, bir dönem İzmir, Bursa ve Adana valiliklerinde de bulundu. Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesi sürecinde sarayı denizden kuşatan isimler arasında yer alan Paşa, Sultan V. Murad döneminde kaptan-ı deryalığa getirildi. II. Abdülhamid döneminde ise Tuna Valisi oldu; ancak 1878 yılında hastalığı nedeniyle İstanbul’a döndü ve burada vefat etti.

MİMARİ ŞAHASER

Kayserili Ahmet Paşa Konağı, İstanbul’un tarihi ahşap mimari dokusunun öne çıkan örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Kargir bodrum üzerine ahşap karkas sistemle inşa edilen yapı; bodrum, zemin, iki normal kat ve cihannümadan oluşuyor. Aynı cephede iki ayrı girişi bulunan konağın batı kapısı hareme, doğu kapısı ise selamlık bölümüne açılıyor. Ampir üslubun izlerini taşıyan cephelerde korint ve iyon başlıklı pilastrlar ile üçgen alınlıklar yer alırken, iç mekanda dönemin batılılaşma etkisini yansıtan zengin süslemeler dikkat çekiyor. Tavanlarda İstanbul panoramaları, köşkler, saraylar, ziyafet sofraları, meyveler ve müzik aletleri resmedilirken; duvarlarda Boğaziçi ve Haliç tasvirleri öne çıkıyor.

1978’DE İSTİMLAK EDİLDİ

Konağın geçmişinde yangın ve parçalanma süreci de bulunuyor. Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’ndeki bilgiye göre tarihi yapı, Rumi 1306 yani Miladi 1890 yılından önce yangın geçirdi. 17 Kanunuevvel 1306 tarihli Sabah gazetesinde yer alan ilanda ise konağın arsasının, sokaklar açılarak parça parça satıldığı belirtiliyor. Cumhuriyet döneminde yeni sahibi tarafından bekâr odaları olarak kullanılan yapı, 1976 yılında yıkım ruhsatı aldı; ancak 1978’de Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından istimlak edildi. Daha sonra TAÇ Vakfı’nın katkılarıyla restore edilen konak, bir dönem Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü olarak kullanılırken, Mart 2022’den itibaren metruk ve işlevsiz kaldı.

TARİHİ KARAR ALINMIŞTI

Kayserili Ahmet Paşa Konağı, sanat tarihçileri tarafından Süleymaniye Dünya Mirası Alanı’nın en nitelikli 19. yüzyıl ahşap sivil mimarlık örneklerinden biri olarak da tanımlanıyor. Dış cephedeki ahşap mimari elemanlar, iç mekandaki kalemişleri, sıva üstü duvar resimleri, tavan süslemeleri, alçı ve ahşap işçiliği yapının sanatsal ve mimari önemini ortaya koyuyor. Üstelik Tarihi Yarımada’nın bütünüyle kentsel, tarihi ve arkeolojik sit alanı ilan edildiği 12 Temmuz 1995 tarihli kararın da bu binada alındığı belirtiliyor.

Tarihi konakta çürüme riski, Ahmet Paşa Konağı metruk kaldı - Resim : 2
Uzmanlar, ahşap yapıda kalıcı zarar oluşmadan konağın ve iki yanındaki yapıların yeniden toplumun hizmetine açılmasını, düzenli bakım ile izleme altında korunması gerektiğini belirtiyorlar.

ATIL KALMAMALI

Tarihi yapı, 50 yılı aşkın süre boyunca kullanımda kalırken; bu süreçte düzenli bakım, onarım ve konservasyon çalışmaları yürütüldü. Özellikle 2006-2022 yılları arasında duvar ve tavan bezemelerinin konservasyonu ile bakım-onarım işlemlerinin kurumun öz kaynaklarıyla gerçekleştirilse de bugün tablo tersine dönmüş durumda. Dünya Miras Alanı’nın merkezinde yer alan ve bölgenin kimliğine katkı sunan tarihi yapı, işlevsiz halde bulunuyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu