Talanın altın çağı

Talanın altın çağı

AKP iktidarı boyunca madencilik sektörü “kalkınma” ve “yatırım” başlıkları altında özel olarak desteklendi. Ruhsat süreçleri kolaylaştırıldı, şirketlerin önündeki idari engeller kaldırıldı. Temmuz 2025’te çıkarılan son düzenleme ile bu süreç daha da hızlandı. Geçen yıl ruhsatlandırma sayısı 410 bine yükseldi. MAPEG verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında 28,21 ton altın üretildi. Bugün ülkede 22 ayrı altın madeninde üretim sürüyor.

Ancak büyüyen yalnızca altın üretimi olmadı. Altın madenciliği yıllardır siyanür kullanımı, yüksek su tüketimi, tarımsal üretim üzerindeki etkileri, çevre tahribatı ve iş cinayetleriyle gündeme geliyor. Bergama’dan Fatsa’ya, Kazdağları’ndan İliç’e kadar birçok bölgede yurttaşlar yaşam alanlarını korumak için şirketlere karşı mücadeleyi sürdürüyor.

Yaşam savunucularının tüm itirazlarına rağmen şimdi bu haritaya iki yeni proje daha eklenmek isteniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Eskişehir ve Nevşehir’de planlanan iki ayrı altın madeni projesi için çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) sürecini başlattı. Her iki proje de tarım alanları, meralar ve su kaynaklarının bulunduğu bölgelerde planlandı.

PORSUK’UN YANI BAŞINDA

Eskişehir’in Alpu ilçesine bağlı Esence ve Uyuzhamamköyü mahalleleri mevkiinde planlanan Esence Altın Gümüş Maden Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Projesi bunun son örneklerinden biri.

Taşzemin Madencilik tarafından hazırlanan proje yaklaşık 659 hektarlık alanda planlandı. Şirket sekiz yıl boyunca patlatmalı açık ocak yöntemiyle 8,1 milyon ton cevher çıkaracak. Çıkarılan cevher daha sonra Sivrihisar’daki Türk Altın İşletmeleri’nin (eski adıyla Koza Altın) Kaymaz Altın Madeni’ne taşınacak. Projenin planlandığı alan ise mera ve tarım arazisi. Çevre düzeni planında “tarımsal niteliği korunacak alan” olarak tanımlanan bölgede açık ocak işletmesi kurulacak.

Öte yandan bölgenin en önemli su kaynaklarından biri olan Porsuk Çayı proje sahasına yalnızca birkaç yüz metre uzaklıkta. İğneli Dere, Mekkeboğazı, İrdikaya, Karaağaç ve Böğürtlen dereleri de proje alanı içerisinde. Dahası, Esence Mahallesi’ndeki en yakın konut maden sahasına yalnızca 30 metre mesafede. Şirket hayata geçirmek istediği projeyle ANFO ve dinamit kullanarak yılda 60 kez patlatma yapmayı planladı.

MAHKEME DURDURMUŞTU

Proje daha önce mahkemenin “dur” demesiyle gündeme gelmişti. 2019 yılında projeye verilen ÇED gerekli değildir kararı Eskişehir 2. İdare Mahkemesi ve ardından Danıştay tarafından iptal edilmişti. Bilirkişi raporlarında projenin etkilerinin yalnızca ruhsat alanıyla sınırlı kalmayacağı, tarımsal verimliliği yüksek olan Alpu Ovası üzerindeki baskıyı artıracağı ve çevresel önlemlerin yetersiz olduğu belirtilmişti.

YAYLADAN KOVULMUŞTU

Ayrıca Eskişehir’de ÇED süreci başlatılan projenin sahibinin tanıdık olması dikkat çekti. Taşzemin Madencilik Ordu’daki Perşembe Yaylası’nda yürüttüğü faaliyetlerle gündeme gelmişti. Şirketin sondaj çalışmalarına karşı bölge halkı aylarca mücadele etmiş, yaylanın, su kaynaklarının ve mendereslerin zarar göreceğini belirten yurttaşlar şirketi sahadan çıkarmıştı. Hukuk mücadelesi sonucunda Ordu İdare Mahkemesi verilen izinleri iptal etmişti. Ancak geçtiğimiz günlerde yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasıyla birlikte şirketin önündeki engeller yeniden kaldırıldı.

KÖYÜN İÇİNDE

Uzal Madencilik tarafından Nevşehir’de planlanan projede ise toplam ruhsat alanı 1460 hektarı aştı. Derinkuyu ilçesine bağlı Doğala Köyü sınırları içerisinde planlanan ve orman, tarım, mera alanlarını kapsayan projede yılda 210 bin ton kazı yapılması hedeflendi. Dosyada dikkat çeken nokta ise liç yöntemine ilişkin çelişkiler oldu.

Ana raporda herhangi bir liç ya da kimyasal işlem yapılmayacağı belirtilmesine karşın dosyanın eklerinde cevherin “tank liç prosesi” ile zenginleştirileceği ve dora altın elde edileceği ifade edildi.

HARİTA BÜYÜDÜ

Türkiye’de endüstriyel altın üretimi 2001 yılında Bergama Ovacık’ta başladı. Bergama köylülerinin yıllarca sürdürdüğü mücadele, altın madenciliğine karşı yürütülen en önemli toplumsal direnişlerden biri olarak tarihe geçti. Ancak iktidar şirketlerin önünü açtı, altın madenciliği her geçen yıl yeni bölgelere yayıldı. Bugün İzmir’den Uşak’a, Çanakkale’den Kayseri’ye, Balıkesir’den Gümüşhane’ye kadar 22 ayrı işletmede altın üretimi sürüyor.

Bugün ülkede 22 ayrı altın madeninde üretim sürüyor.

BEDELİNİ KİM ÖDÜYOR?

Altın madenciliği yalnızca üretim rakamlarıyla anılmıyor. Uşak Kışladağ’da siyanürlü üretimin ardından bölgede yaklaşık 1500 kişinin zehirlendiği kayıtlara geçti. Gümüşhane’deki Mastra Altın Madeni nedeniyle Kelkit Havzası yıllardır tehdit altında. İzmir’den Ordu’ya kadar birçok bölgede köylüler su kaynakları ve tarım alanlarını korumak için şirketlere karşı mücadele ediyor.

Erzincan İliç’te yaşanan felaket ise ülkedeki vahşi madenciliğin en ağır sonuçlarından biri. Çöpler Altın Madeni’ndeki liç yığını altında kalan dokuz işçinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan facianın ardından üretim durduruldu ancak geçtiğimiz günlerde maden sahasının yeniden üretime açılması için girişimler başladı. İşletmeyi Kanadalı SSR’dan devralan Cengiz Holding’in altın üretimini yeniden başlatmak üzere resmi başvuru yaptığı öğrenildi.

Bergama’dan İliç’e uzanan 25 yıllık süreçte altın şirketleri ülkenin dört bir yanına yayılırken geride siyanür, çevre tahribatı, iş cinayetleri ve halkın yaşam alanlarını savunma mücadelesi kaldı.

∗∗∗

ALTININ PATRONLARI

Türkiye’deki altın üretimi çok sayıda işletmede yapılsa da sektör büyük ölçüde birkaç şirket grubunun kontrolünde. Bu şirketlerden bazıları şöyle sıralandı:

• Türk Altın İşletmeleri (eski adıyla Koza Altın):

Ovacık, Çukuralan, Mastra, Kaymaz, Himmetdede, Kaşköy ve Karamolla sahalarıyla sektörün en yaygın şirketlerinden biri konumunda.

• TÜPRAG

Kışladağ ve Efemçukuru madenlerini işletiyor.

• TÜMAD

Lapseki ve İvrindi altın madenlerinin sahibi.

• Artmin Madencilik

Artvin Hod projesini işleten şirket aynı zamanda İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nin ortaklarından biri olarak kamuoyuna yansıdı.

Kanadalı Centerra Gold, İliç faciasıyla bilinen ABD merkezli SSR Mining, Koç Holding’e bağlı Demir Export, Eczacıbaşı Holding iştiraki Esan ve Yıldızlar Holding de sektörün oyuncuları arasında.

∗∗∗

TEHLİKE KAPIDA

Üretimi sürdüren altın madeni sahalarının yanı sıra birçok proje de sırasını bekliyor. Yaşam savunucularının “Yeni felaketler kapıda” diyerek karşı çıktığı projelerden bazıları şunlar:

• Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır’ın Eskişehir Tepebaşı’nda Atalan ve Mihalgazi ilçesine bağlı Alpagut’u içine alan siyanürlü altın ve gümüş madeni projesi Bakanlıktan onay aldı. 57 bin ağacın kesilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu projeye karşı direniş sürüyor.

• Yine Cengiz Holding’in, İliç’te emekçilere mezar olan Çöpler Altın Madeni için üretimi yeniden başlatma girişimleri devam ediyor.

• Koç Holding’e bağlı Demir Export ile AKP Batman Miletvekili Ferhat Nasıroğlu’na ait Fernas İnşaat ortaklığıyla kurulan Defaş Madencilik’in, Kırşehir’in suyunu kurutacak altın madeni projesine karşı açılan dava kapsamında bilirkişi keşfi 30 Haziran’da.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu