Şüpheli ölümler, gelmeyen adalet

Şüpheli ölümler, gelmeyen adalet

Bu dosyalar ‘‘Adalet nerede tıkanıyor? Siyasi bağlantılar dosyaların rafa kaldırılmasında etkili mi?’’ sorularını da gündeme getirdi. Aileler, adalet talebini yineleyerek dosyaların aydınlatılmasını isterken, hukukçular ise soruşturmaların seyrine dikkat çekti: ‘‘İster bir kadın cinayeti ister kaza süsü verilmiş şüpheli çocuk ölümü… Adaletin hızı, davanın taraflarının kimliğiyle ya da cüzdanıyla orantılı olmamalıdır. Bizim savunmamız gereken ‘kişiye göre hukuk’ değil, herkes için hukuktur.’’

Cinayet şüphesiyle önceki gün 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alınan aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruması Şükrü Eroğlu, Doku’nun eski erkek arkadaşı baş şüpheli Zeinal Abakarov, annesi ve üvey babasının bulunduğu 13 kişinin jandarma sorgusu dün de devam etti.

YENİ GÖRÜNTÜLER

Şüphelilerin ifadeleri sürerken, Doku dosyasında soruşturma dosyasına Plaka Tanına Sistemi görüntüleri girdi. Görüntülerde Umut Altaş ve dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in lüks bir otomobilin içinde olduğu görüldü. Görüntülerin Doku’nun kaybolduğu 5 Ocak 2020 gecesine ait olduğu öğrenildi. Öte yandan soruşturmada ifadesi ortaya çıkan gizli tanık, cesedin birden fazla kez yer değiştirdiğini öne sürdü. Cumhurbaşkanı Adalet Bakanı Akın Gürlek “Soruşturma bizim talimatımızla başlamadı. Başsavcılık bize geldi, delilleri topladığını söyledi. Kamu vicdanını yaralayan bir olaydı. Soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor’’ dedi.

***

CAN GÜVENLİĞİMİZDEN ENDİŞELİYİZ

Doku’nun ablası Aygül Doku, gözaltına alınanlar arasında yer alan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in katil olduğunu kendilerine firari durumda olan Umut Altaş’ın söylediğini iddia etti. Doku ‘‘Bu katili onun en yakın arkadaşı olan Umut Altaş’tan öğrendik. Yani Amerika’ya kaçan…Umut Altaş beni 2 3 kere aramış. Ben telefonu açmışım ama cesaret edip konuşamamış bir not yazmış. Notu götürüp baro başkanına atmış. Demiş ki ‘Gülistan Doku’nun katili Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’dir. Umut’un numarasını bulup Umut’u aradım. Umut bana dönüp ne dedi biliyor musunuz? “Abla benim bildiğim çok şey var. Anne babası Umut’u tekrar susturdu’’ dedi. Doku, şöyle devam etti: “Gözaltında olan Gökhan isimli polis bize ulaştı, Gülistan’ın delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldığını söyledi. Gülistan’ın 5 Ocak günü geç saatlere kadar hayatta olduğunu ve o görüntüleri de kendisinin sildiğini ifade etti. Hastane kayıtlarının silindiğini de Celal Altaş’tan öğrendik. Kamera kayıtlarının da değiştirildiği ifade edildi. Tüm bunların Tuncay Sonel tarafından yapıldığı söylendi. Cinayetin çözüldüğünü düşünüyoruz. Aile olarak can güvenliğimizden endişeliyiz.’’

Halk Tv’ye yaptığı açıklamada ise abla Aygül Doku ‘‘Gülistan’ı kötü bir şeye zorluyorlar. Kızımız bunu kabul etmediği için ‘sizi ifşa edeceğim’ dediği için öldürüyorlar” iddiasında bulundu. Doku, Umut Altaş’ın anne ve babasının susmaları karşılığında kan parası aldıklarını da öne sürdü.

***

HUKUKA OLAN GÜVEN ZEDELENİYOR

Şüpheli ölümler ve uzun yıllara yayılan adalet arayışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi avukat Özlem Şen, özetle şunları söyledi:

Avukat Özlem Şen – İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi

“Burada asıl mesele sadece teknik bir hata değil, bir bakış açısı sorunudur. Şüpheli ölümlerine en baştan ‘cinayet’ şüphesiyle yaklaşmak yerine, ‘intihar’ veya ‘kayıp’ varsayımıyla hareket edildiğinde, dosya henüz en başında tıkanıyor. Hukuk devletinde hiçbir güç veya nüfuz, adaletin tecelli etmesinden daha üstün olamaz ve olmamalıdır. Ancak yerel dinamiklerde ‘nüfuz sahibi’ olarak tanımlanan figürlerin, bürokratik süreçlerde bir tür ‘çekingenlik’ veya ‘otokontrol’ yarattığına dair toplumsal bir algı var. Adaletin tıkanma noktası tam da burasıdır: Şeffaflık eksikliği.

Eğer bir dosyada şüpheler, sadece belli bir kesimin nüfuzu nedeniyle derinlemesine araştırılmıyorsa, bu sadece o davanın değil, adalete olan genel güvenin zedelenmesine yol açar. Hukukçu olarak görevimiz, dosyanın taraflarının kim olduğuna bakmaksızın, maddi gerçeğin peşinden gitmektir.”

***

Nadira Kadirova (Solda) – Rabia Naz

DOSYALAR ÖRTBAS DÜZENİ İÇİNDE KAPATILIYOR

Doku dosyasında yaşanan gelişmeler, benzer şüpheli ölüm ve kayıp vakalarını yeniden gündeme taşıdı. 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın evinin önünde şüpheli şekilde yaşamını yitirmesinin ardından başlayan süreçte kamu görevlilerinin etkili olduğu ve dosyanın uzun süre ilerlememesi bu dosyalardan yalnızca biri.

Doku dosyasındaki gelişmeler sonrası sosyal medyada açıklama yapan baba Şaban Vatan, çok sayıda dosyanın benzer şekilde yıllardır sonuçsuz kaldığını belirterek, “Rabia Naz Vatan, Dorukhan Büyükışık, Burak Oğraş, Leyla Aydemir, Ali İsmail Korkmaz, Gülistan Doku, Nadira ve Yeldana dosyaları yıllardır aydınlatılmadı.

Bu dosyalar bir örtbas düzeni içinde kapatıldı” dedi. Benzer şekilde Antalya’da Rixos Otelleri’nde staj yaparken yaşamını yitiren 16 yaşındaki Burak Oğraş’ın dosyası ile Ankara’da AKP’li Şirin Ünal’ın evinde çalışan ve şüpheli şekilde hayatını kaybeden 23 yaşındaki Nadira Kadirova’nın dosyaları da uzun yıllardır tartışıldı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada da 19 ay geride kalırken, dosyada ilerleme kaydedilmemesi tepkileri büyüttü. Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, Rojin için 20 Nisan’da 56 kentte imza kampanyası başlatacaklarını duyurdu. Dosyalar üzerinden yürüyen tartışmalar, ülkedeki şüpheli ölüm ve kayıp vakalarında “adalete erişim ve soruşturma etkinliği” sorununu yeniden gündeme taşıdı.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu