Avrupa’dan ABD’ye rest! NATO’nun krizlerle dolu tarihi

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nda yaşadığı çıkmaz için NATO üyelerinin kendilerine destek vermeleri gerektiğini söyledi ancak aralarında Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa’nın da bulunduğu çok sayıda Avrupalı NATO üyesi ülkeden “Bu sizin savaşınız biz yokuz!” cevabını aldı. Trump ise “ABD olmadan NATO kağıttan kaplan. İran’ı durdurma mücadelesine katılmak istemediler. Bunu unutmayacağız” ifadesini kullandı. Küresel analizlerde NATO’da ABD ile Avrupa arasında net bir kırılma yaşandığı yorumları son 3 yıldır açıkça dile getirilirken yaşananlar ABD ile Avrupa kıtası arasındaki ilk kriz de değil. NATO’nun tarihi daimi bir krizler silsilesi içerisinde ilerliyor. İşte ittifakın çatışmalı tarihi:


1956 Süveyş Krizi, ABD ile Avrupa arasında NATO tarihindeki ilk büyük kırılmayı yaratarak ittifak içindeki derin ayrışmanın başlangıcı oldu.

FRANSA ASKERİ KANATTAN AYRILDI

NATO içindeki ilk büyük kırılma 1956 Süveyş Krizi sırasında yaşandı. ABD, İngiltere ve Fransa’nın Mısır’a yönelik askeri müdahalesine karşı çıkarak müttefikleriyle açık bir çatışma yaşadı. Bu kriz, Washington ile Avrupa arasındaki ilk büyük stratejik ayrışma olarak kayıtlara geçti. 1966 yılında ise Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, ülkesini NATO’nun entegre askeri komuta yapısından çekti. Kararın ardından NATO karargahı Paris’ten taşındı. Bu adım, Avrupa’nın ABD’den bağımsız savunma arayışının ilk adımı olarak kabul ediliyor.

AVRUPA’DAN ABD FÜZELERİNE TEPKİ

1977–1987 yılları arasındaki Euromissile Krizi, NATO içinde bir başka derin ayrışmaya yol açtı. ABD’nin Avrupa’ya Pershing II ve seyir füzeleri konuşlandırma kararı, kıta genelinde milyonlarca kişinin katıldığı protestoları tetikledi. Bu süreç, Avrupa kamuoyunun ABD askeri politikalarına karşı en güçlü tepki verdiği dönemlerden biri oldu. 1974’ten itibaren devam eden Türkiye-Yunanistan gerilimi de NATO içinde iki müttefiki karşı karşıya getiren kalıcı kriz başlıklarından biri olarak ön plana çıktı.

HIZLI ÇEKİLME DARBE VURDU

1999 yılında NATO’nun Yugoslavya’ya yönelik 78 gün süren hava harekatı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı olmadan gerçekleştirildi. Uluslararası hukuk tanımayan bu operasyon, NATO’nun rolü ve meşruiyeti konusunda tüm dünyada ciddi tartışmalara yol açtı. 2021 yılında ise NATO üyesi ülkelerin Afganistan’dan çekilme süreci, ittifakın en büyük krizlerinden biri olarak değerlendirildi. ABD’nin Taliban ile yaptığı anlaşma sonrasında yaşanan hızlı çekilme, Avrupa ülkeleri tarafından “koordinasyonsuz” olarak nitelendirildi. Küresel analizlerde sürecin NATO’nun güvenilirliğine ciddi darbe vurduğu vurgulandı.

Avrupa'dan ABD'ye rest! NATO'nun krizlerle dolu tarihi - Resim : 2
Donald Trump dönemindeki açık tehditler sonrası Avrupa ülkeleri, ABD’den bağımsız bir savunma konsepti geliştirerek kendi askeri gücünü inşa etmeye yöneldi.

TRUMP, AÇIK TEHDİT VE KOPUŞ

ABD ile Avrupa arasındaki gerilim, Donald Trump’ın ilk (2017–2021) ve ikinci başkanlık dönemlerinde ise tarihindeki en yüksek seviyesine ulaştı. Trump, seçim kampanyası ve başkanlığı sırasında NATO üyelerinin savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 2’sinden yüzde 5’e çıkarması yönünde ısrarcı olarak tehditler savurdu. Trump, bu hedefe ulaşamayan ülkeler için “Rusya size ne isterse yapmasına izin veririm” ifadesini kullandı. Trump aynı döneminde ABD’nin, NATO’ya ihtiyacı olmadığını ve ittifaktan çekilmenin de masasında olduğunu dile getirdi. Washington’un ayrıca Danimarka’ya bağlı Grönland’ı tehdit ederek satın alma girişimi ve Kanada’ya yönelik işgalci söylemleri, analizlere göre “Avrupa ile ilişkilerde geri dönüüşü imkansız” yeni bir kırılma yarattı.

AVRUPA’NIN YENİ SAVUNMA KONSEPTİ

ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltmaya devam etmesi ve NATO içindeki yük paylaşımı krizleri, Avrupa Birliği’ni yeni bir savunma konsepti geliştirmeye yöneltti. Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan 800 milyar avroluk yeni savunma bütçesi ile birlikte ABD’den bağımsız bir savunma konsepti kurulmaya başlandı. Almanya hükümeti başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri de savunma bütçelerini hızla rekor seviyelerde arttırmaya başladılar. Alman düşünce kuruluşu Stiftung Wissenschaft und Politik (SWP) ve Avrupa merkezli analizlere göre Berlin, Avrupa’nın askeri liderliği rolünü üstlenmeye de hazırlanıyor. Almanya’nın 2023 Ulusal Güvenlik Stratejisi sonrasında hızla Avrupa’nın en büyük askeri gücüne dönüşme hedefi doğrultusunda hareket ettiği ifade ediliyor. Alman ve Fransız savunma uzmanlarına göre “Avrupa ülkeleri geri dönüşü artık imkansız görünen, ABD’den bağımsız savunma vizyonunu” benimsemiş durumdalar.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu