Silivri’de iddianameyi delik deşik eden dava
Silivri’de iddianameyi delik deşik eden dava
LİYAKAT CEZALANDIRILDI
Her savunmayı dinlediğimizde şunu daha net görüyoruz, yargılananlar belki de ülke içerisindeki en liyakatli, en kamucu, en dürüst yönetici gruplarından birisi.
Öyle ki metro hattında 15 milyar tasarruf yapan İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar kamuyu zarara uğratmakla suçlanıyor.. İnanılır gibi değil.
Milleti ve ülkeyi ileri taşıyacak kadrolar aslında cezalandırılıyor.
Salonun atmosferi suçluluk duygusu değil sanki galip gelen bir takımın taraftarlarının yaptığı sloganlarla sürekli yükseliyordu. En büyük ve en çok tekrarlanan slogan ise “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” oluyordu. Öyle ki bu coşkundan zaman zaman “deplasman tribününe” atılmış gazeteciler ne konuşulduğunu duyamıyordu. İşte bu coşku davada yargılanan ve izleyen yakınlarının o haklılığını da gözler önüne seriyordu. Davada suçlular yok kahramanlar var sözleri de tam olarak buna işaret ediyordu. Bu büyük coşku işte bu büyük haklılıktan aslında. Öyle ki mahkeme başkanının ilk gün izleyici dışarı çıkarmak istemesi daha sonra ise tek kişi sınırı o coşkuya engel olamadı izleyici sıraları doldu taştı.
GÖZYAŞLARI VE GURUR
Gözyaşlarıyla oğlu Murat Çalık’ı dinleyen Gülseren Teyze’den babalarını takip eden çocuklara kadar herkesin mesajı Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın sözleriyle kesişiyordu: “Burada olmasa bile elbet ulu divanda hesabını verecekler.”
GAZETECİ DAYANIŞMASI
Gazetecilere gelecek olursak basına dair sınırlamalar duruşmanın geride kalan üçüncü haftasında da sürüyordu. Gazeteciler, yargılananları 50 metre uzakta ve ters bir köşede dar bir alanda takip etmek zorunda kalırken bu alana girişlerde bile turkuaz basın kartı koşuluna kartların üzerindeki QR kodun okutulması uygulaması da eklendi. Davanın çöküşüne doğru giden bu sürecin belki de kimse tarafından duyulmamasının amaçlamdığı yönünde yorumlar sık sık kulağımıza çalınıyor artık.
Ancak gazetecilerin daha ilk günden başlayan dayanışması bu yasakları bir bir yıkıyordu. Hatta tutuklanan meslektaşlarını da unutmayan gazeteciler yakalarındaki kartlara İsmail Arı ve Alican Uludağ’ın fotoğraflarını asıp gururla dolaşmayı da ihmal etmiyordu.
İBB davasına ilişkin yıl boyu sayfalarında ve ekranlarda karalama ve tetikçilik yapan anlı şanlı gazeteciler ise bu alana nedense hiç uğramıyor. Gerçekler suratlara vuruldukça bir utanma duygusu olmasın diye sanırım kim bilir…
Ekrem İmamoğlu’nun üçüncü haftanın sonundan söylediği “asrın hukuksuzluk” sözü yaşanan hukuksuzluğu özetliyor. Davanın 4 bin sayfalık iddianamesinin kürsüye çıkan her sanık tarafından delik deşik edilmesi bu durumu daha da görünür kılıyor.
Mahkeme Başkanı, 2 Nisan Perşembe günü tutukluluk hallerine ilişkin değerlendirme yapacaklarını ifade etti. Buradan çıkması olası tahliyeler bu hukuksuzluğu bozacak ipin ucu olacak gibi.