Silecek, el freni, fren lambası, sinyal lambası, dikiz aynası
Yazar ve avukat Mónica de Cristóbal, Anderson’ın hikâyesini tesadüfen keşfettiğini ve bu öykünün anlatılmayı hak ettiğini düşündüğünü söylüyor. De Cristóbal, silecek sisteminin mucidi olan Anderson’ın hayatını “Mary Anderson’ın Tramvay Yolculuğu” adlı kitabında anlattı.
Kitabın özellikle bilim ve icatlarla ilgilenen genç kızlara ilham vermesi amaçlanıyor. Yazarın mesajı ise net: “Onlara dünyada hak ettikleri yeri vermeliyiz.”
Otomobil dünyasında birçok önemli icat kadınlara ait
De Cristóbal’a göre otomotiv tarihinde kadınların rolü sanılandan çok daha büyük. Ancak bu katkılar çoğu zaman unutuldu.
“Silecek, el freni, fren lambası, sinyal lambası, araç ısıtma sistemi… Bunların hepsi kadınlar tarafından geliştirildi. Ama bu hikâyeler neredeyse hiç anlatılmadı.”
Mary Anderson’ın hikâyesi ise özellikle dikkat çekici. Anderson, 1902 yılında ABD’de silecek sisteminin patentini aldı. Ancak daha sonra Ford ve Cadillac gibi şirketler bu teknolojiyi kullanmaya başladı.
Yazarın iddiasına göre şirketler bu icadı Anderson’dan fiilen kopyaladı.
İcadıyla alay edildi
Anderson, icadını tanıtmak için birçok yere mektup gönderdi. Ancak çoğu kişi onu ciddiye almadı.
Hatta bazı kişiler şu şekilde alay etti:
“Bu fikrin bir kadından geldiği çok belli. Bu sürücülerin dikkatini dağıtır ve kazalara yol açar.”
Bazıları ise şu sözlerle küçümsedi:
“Kadınlar zaten temizlik yapmayı sever, şimdi camları da temizlemek istiyorlar.”
Anderson daha sonra otomobillerde silecek kullanılmaya başlandığını gördü. Ancak icadının çalınmasına rağmen hukuki bir mücadele başlatmadı.
Yazar De Cristóbal bunun nedenini şöyle yorumluyor:
“Başından beri onunla alay eden o güçlü erkeklere karşı mücadele edemeyeceğini düşündü. Kaybedilmiş bir savaş gibi gördü.”
“Bugün onları tanıtmamak bizim suçumuz”
De Cristóbal’a göre geçmişte yaşananların sorumluluğu o dönemin toplumuna ait. Ancak bugün bu hikâyelerin bilinmemesi artık bizim sorumluluğumuz.
“Eğer bu kadınları ortaya çıkarmayıp ‘hayalet mucitler’ olarak kalmalarına izin verirsek, o zaman suç bizde olur.”
Yazar, bu hikâyeleri okullarda ve liselerde anlatarak gençlerin otomotiv tarihindeki kadınları tanımasını sağlamaya çalışıyor.
Otomotivde güvenlik icatlarının çoğu kadınlardan geldi
Yazarın dikkat çektiği bir başka ilginç nokta ise kadın mucitlerin geliştirdiği teknolojilerin ortak yönü.
20. yüzyılda kadınların geliştirdiği otomotiv icatlarının çoğu sürücü ve yayaların güvenliğini artırmaya yönelik.
Bunlar arasında araç ısıtma sistemi, el freni, sinyal lambası, dikiz aynası gibi bugün vazgeçilmez olan birçok sistem bulunuyor.
Bertha Benz olmasaydı Mercedes-Benz olmayabilirdi
Otomobil tarihindeki bir diğer önemli isim Bertha Benz.
Karl Benz otomobili icat etmiş olsa da araç ilk başta pek ilgi görmedi. Hatta Karl Benz, otomobilin başarısız olacağını düşünerek projeyi bırakmayı bile düşündü.
Ancak Bertha Benz gizlice bir gün iki oğlunu yanına alarak 100 kilometrelik bir yolculuğa çıktı. Bu yolculuk sırasında araç birçok kez arızalandı.
Bertha Benz bazı parçaları çorabının lastiğiyle tamir etti. Fren sorununu ise ayakkabısının tabanıyla çözdü ve bu sayede fren balatasının temel fikrini geliştirdi.
Bu yolculuk büyük yankı uyandırdı ve otomobilin tanınmasını sağladı. Birçok uzmana göre Bertha Benz olmasaydı Mercedes-Benz markası da ortaya çıkmayabilirdi.
Dikiz aynasını bir kadın geliştirdi
Otomobil dünyasında dikkat çeken bir başka isim Dorothy Levitt.
Gazeteci ve yazar olan Levitt aynı zamanda otomobil yarışlarına katılan ilk kadınlardan biriydi. Levitt, arkadan gelen araçları görmekte zorlandığı için küçük bir el aynasını araca yerleştirerek dikiz aynası fikrini geliştirdi.
Ancak bu fikir de başlangıçta ciddiye alınmadı. Birçok kişi onun sadece kendine bakmak için ayna kullandığını söyledi.
Yol çizgilerini öneren kadın
ABD’li hemşire June McCarroll da trafik güvenliği için önemli bir fikir geliştirdi.
McCarroll, çift yönlü yollarda çok sayıda kaza olduğunu fark etti. Buna karşılık bazı yollarda ortada doğal bir ayrım bulunduğunda kazaların azaldığını gördü.
Bu nedenle yollara ortadan çizgi çekilmesini önerdi. İlk başta bu fikir de alay konusu oldu. Ancak yıllar sonra Kaliforniya’daki yol otoriteleri bu uygulamayı resmi olarak kabul etti.
Sinyal lambasının öncüsü
Sessiz sinema oyuncusu Florence Lawrence da otomotiv tarihine katkı sağlayan isimlerden biri.
Lawrence, araçların arkasına “stop” yazısı çıkan bir sistem geliştirdi. Bu sistem günümüzdeki fren lambasının öncüsü olarak kabul ediliyor.
Ayrıca direksiyon yanında bir kol kullanarak “sol” ve “sağ” işaretleri gösteren bir mekanizma tasarladı. Bu sistem modern sinyal lambalarının öncüsü oldu.
Ancak Lawrence da icatları için ne maddi kazanç elde etti ne de resmi bir tanınma.
Mary Anderson’ın hikâyesi
Tüm bu hikâyeler arasında Mónica de Cristóbal’ı en çok etkileyen isim ise Mary Anderson.
Anderson bir mühendis değildi. Bir gün tramvayla seyahat ederken yağmurda sürücünün camı temizlemek için sürekli dışarı çıkmak zorunda kaldığını fark etti. Bunun üzerine silecek sistemini tasarladı.
Patent aldığı icadı büyük şirketlerin onu kullanmasına rağmen hiçbir zaman hak ettiği değeri göremedi.
Yazar De Cristóbal, Anderson’ı şöyle anlatıyor:
“O çok mütevazı bir insandı. İcadının insanların hayatını kurtardığını bilmek onun için yeterliydi.”
Bugün ise araştırmacılara göre Mary Anderson ve diğer kadın mucitlerin hikâyeleri giderek daha fazla ortaya çıkıyor.
Yazarın sözleriyle: “Artık onları görünür kılmak bizim sorumluluğumuz.”