Sıcakta risk büyüyor, dar gelirliler kavruluyor
Türkiye’de aşırı sıcakların yarattığı risk bu kez termometrede görülen derecelerle değil, insanların sıcaktan korunma imkanlarıyla birlikte haritalandı. 973 ilçeyi kapsayan araştırmaya göre 120 ilçede yüksek sıcaklık tehlikesi ile düşük sosyoekonomik uyum kapasitesi aynı anda görüldü. Başka bir ifadeyle Türkiye’de yaklaşık her sekiz ilçeden birinin “çifte risk” altında olduğu anlaşıldı. Araştırmanın işaret ettiği tabloda, 2026 yazındaki sıcaklıklar ve gelir dağılımındaki göstergeler de eklendiğinde, aşırı sıcakların giderek daha belirgin biçimde bir sosyal eşitsizlik meselesine dönüştüğü kayda girdi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre temmuz ayında Türkiye’de ölçülen en yüksek sıcaklık Cizre’de 46,8 dereceye ulaştı. Ege’de Kuşadası, Aydın, Bodrum, Datça, Seferihisar, Nazilli ve Milas çevrelerinde sıcaklıklar uzun yıllar normallerinin üzerinde gerçekleşti.
44 YILLIK VERİLER İNCELENDİ
Climatic Change dergisinde yayımlanan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı imzalı araştırmada, 1980-2024 arasındaki 44 yıllık dönem incelendi. Türkiye’nin 973 ilçesindeki sıcaklık koşulları; sıcak hava dalgalarının sayısı, süresi ve şiddetinin yanı sıra en sıcak gün, tropik gece sayısı ve sıcaklıkların artış hızı dahil yedi ayrı gösterge üzerinden değerlendirildi. Bu veriler daha sonra TÜİK’in gelir göstergeleriyle karşılaştırıldı. Araştırmada özellikle en düşük gelir grubuna daha fazla ağırlık verildi. Araştırmada, düşük gelirli hanelerin klimaya erişimden konut yalıtımına, çalışma koşullarından sağlık hizmetlerine ulaşmaya kadar birçok alanda aşırı sıcaklara karşı daha savunmasız olduğu vurgulandı.
RİSKİN MERKEZİ GÜNEYDOĞU
Araştırma sonucunda ortaya çıkan haritada en geniş risk kümesi Güneydoğu Anadolu olarak dikkat çekti. Sonuçlara göre, Şanlıurfa ve Mardin’in yanı sıra Batman ile Diyarbakır, Siirt ve Şırnak’ın bazı bölümleri yüksek sıcaklık ve düşük uyum kapasitesinin aynı anda görüldüğü alanlar arasında yer aldı. İkinci büyük risk bölgesi Adana ve çevresindeki Çukurova Ovası olarak öne çıkarken, araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de riskin yalnızca Türkiye’nin geleneksel olarak en sıcak bölgeleriyle sınırlı kalmaması oldu. Aydın, Denizli, Kütahya, Uşak, Manisa ve Afyonkarahisar’ın yüksek kesimleri ile Malatya, Elazığ ve Tunceli’nin alçak vadilerinde de sıcaklık ile ekonomik kırılganlığın kesiştiği tespit edildi.
AYNI SICAKLIK AYNI RİSK DEĞİL
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, aynı sıcaklığın her bölgede aynı etkiyi yaratmaması. Antalya’da 42 derece sıcaklıkta klimaya erişebilen bir hane ile Harran Ovası’nda açık havada çalışan bir kişinin karşı karşıya kaldığı risk aynı değil. Klima kullanımı, konutların yalıtımı, çalışma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim, aşırı sıcakların etkisini belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Araştırmada 2026 yazına ait meteorolojik veriler de sıcaklık tehlikesinin boyutunu ortaya koydu.
TROPİK GECELER ARTTI
Araştırmaya göre sıcaklığın yarattığı sağlık yükünü artıran kritik faktörlerden biri de “tropik geceler.” En düşük sıcaklığın 25 derecenin altına inmediği geceler özellikle Adana-Mersin-Hatay hattında önemli bir risk oluşturuyor. Gündüz 40 derecenin üzerindeki sıcaklığa maruz kalan vücudun gece saatlerinde serinleyerek toparlanması gerekirken, sıcaklık 25 derecenin üzerinde kaldığında bu imkan azalıyor. Bu nedenle yalnızca gündüz sıcaklığına bakılan değerlendirmelerin özellikle Akdeniz kıyılarındaki gerçek ısı yükünü eksik gösterebileceği belirtiliyor.
KONUTLARDA YALITIM SORUNU
Araştırmanın ortaya koyduğu sosyoekonomik kırılganlık tablosu da önemli. Gelir düzeyinin yanı sıra konutların niteliği de aşırı sıcaklara karşı korunma kapasitesini etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. TÜİK verilerine göre nüfusun yüzde 28,8’i sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere çerçevesi gibi konut sorunları yaşarken, yüzde 27,9’u konutunda yalıtımdan kaynaklanan ısınma problemi bulunduğunu belirtiyor. Bu veriler doğrudan yaz sıcaklığı ya da klima kullanımını ölçmese de, konut koşullarındaki kırılganlığın önemli bir nüfus kesimini etkilediğini gösteriyor.
Sıcaklık haritasının diğer tarafında gelir dağılımı bulunuyor.
TURİZM MERKEZLERİNDEKİ DURUM
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri ise Türkiye’nin en sıcak turizm merkezlerinin tamamının en yüksek risk grubunda yer almaması. Antalya, Muğla, Aydın ve İzmir’in bazı kıyı ilçeleri yüksek sıcaklıklara rağmen görece yüksek gelir düzeyi ve hizmet ağırlıklı ekonomik yapıları sayesinde daha düşük sosyoekonomik kırılganlık grubunda kalıyor.Haritanın ters tarafında ise Erzurum, Kars ve Ardahan çevresindeki yüksek platolar ile Tokat, Sivas ve Yozgat gibi kentler yer alıyor. Bu bölgelerde mevcut sıcaklık tehlikesi görece düşük ancak sosyoekonomik kırılganlık yüksek.
[email protected]
Kaynak: Web Özel