Savaşın faturası martta mı? Enflasyonda yüzde 5 endişesi

Orta Doğu’yu ateş çemberine çeviren savaşla birlikte 2026 yılına ilişkin en büyük endişelerden biri enflasyon ve cari açık rakamlarının yeniden yükselişe geçmesi olarak gösteriliyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artışın mart ayında enflasyonu yüzde 5 seviyesine taşıyabileceğine dikkat çekilirken, enerji maliyetlerindeki yükselişin gıda fiyatlarına da yeni zamlar olarak yansıyabileceği ifade ediliyor. Öte yandan şubat ayına ilişkin enflasyon tablosu da, halihazırda ekonomideki dalgalı seyrin sürdüğünü gözler önüne serdi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan veriler, megakentteki fiyat hareketlerinin geniş tabanlı bir artış eğilimine girdiğine işaret etti. İndekste yer alan 336 ana üründen 244’ünün fiyatı artarken, yalnızca 32 üründe gerileme kaydedildi.


Savaşın ekonomiye etkisinin mart ayı enflasyon tablosuna yansıyacağı belirtiliyor.

GIDA VE ULAŞTIRMA

Şubat ayında genel tabloya bakıldığında fiyat baskısının özellikle gıda ve ulaştırma kalemlerinde yoğunlaştığı görüldü. Kış koşulları, arz daralması ve mevsim geçişleri özellikle seracılık ürünlerinde sert fiyat dalgalanmalarına yol açtı. Bu durum manav reyonlarını şubat ayının fiyat artışlarının merkezi haline getirdi. Şubat ayında ulaştırma harcamaları grubunda da dikkat çekici artışlar görüldü. Ulaşım araçlarıyla ilgili hizmet ücreti yüzde 20,78 yükselirken taksi ücretleri yüzde 20, okul servis ücretleri ise yüzde 19,98 oranında arttı.

GİYİM UCUZLADI

Tablodan yansıyan olumlu gelişme ise giyim grubundaki sezon geçiş indirimleri olarak dikkat çekti. Şubat ayında kadın kazakta yüzde 5,68, kadın çantasında yüzde 5,30, erkek botta yüzde 5,28 gerileme kaydedildi. Otel ücretleri yüzde 5,22 düşerken, elektrikli küçük ev aletlerinde yüzde 3,78, porselen ev eşyasında yüzde 2,07 düşüş ölçüldü.

İÇ TALEP KAYNAKLI

Öte yandan dikkat çeken verilerden biri de büyüme hızı. Türk ekonomisi 2025’de yüzde 3,6 büyüse de bu yükselişin ana kaynağı ise iç talep oldu. Hane halkı tüketimi yıl genelinde yüzde 4,1 artarken, ekonomideki payı yüzde 54,4’e ulaştı. Yılın son çeyreğinde tüketimdeki artışın yüzde 5,2’ye çıkması, büyümenin büyük ölçüde iç talebe dayandığını gösterdi.

PETROLDEKİ FİYAT ARTIŞI

Savaşın ekonomide yarattığı en büyük sorun ise petrol fiyatlarındaki artış. Türkiye açısından petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon, cari açık ve enerji maliyetleri üzerinden çok yönlü bir etki anlamına geliyor. Bu süreçte yeniden uygulamaya alınan eşel mobil sistemi akaryakıt zamlarının bir kısmını vergi ayarlamalarıyla sınırlamayı hedefliyor. Ancak mevcut durumda bu sistemin hareket alanının giderek daraldığı görülüyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın yalnızca ulaştırma maliyetlerini değil, aynı zamanda üretim ve dağıtım maliyetlerini de doğrudan etkileyeceği vurgulanıyor.

HASSAS BİR DÖNEM

İran’a yönelik başlatılan saldırının ardından ortaya çıkan tabloyu yorumlayan Kamuoyu Araştırmacısı Volkan Tebrizcik, “Mart ayında enflasyonun yüzde 5’e yaklaşabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Geçen yılın aynı döneminde artış yüzde 2,46 olarak ölçümlenmişti. Petrol fiyatlarının seyri ve enerji maliyetlerindeki gelişmeler önümüzdeki dönemde enflasyon görünümü açısından belirleyici olacak. Bu gelişmeler, 2026 yılına girilirken Türkiye ekonomisinin iç talep, enerji maliyetleri ve enflasyon dinamikleri arasında hassas bir denge içinde olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Savaşın faturası martta mı? Enflasyonda yüzde 5 endişesi - Resim : 2
Finans Uzmanı Şenol Babuşçu ise enerji şokunun ‘geçici’ denilerek hafife alınmasının ciddi sonuçlar doğuracağına dikkat çekerken, “Savaşın Hürmüz üzerinden arzı tehdit etmesi halinde yüksek enerji fiyatları bir süre daha kalıcı olabilir. Bu savaşı ‘geçici dalgalanma’ diye okumak büyük hata olur; enerji uzarsa enflasyon, cari açık ve faiz baskısı da uzar” diyor.

ARTILAR VE EKSİLER

O isim paylaştı!

Merkez Bankası eski başekonomisti-iktisatçı Hakan Kara ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu dikkat çeken ayrıntıları paylaştı: “Önce güçlü taraflarımızdan başlayalım. Türkiye’nin kamu ve özel sektör borçluluğu düşük, bütçe açığı yüzde 3’ün altında. Bu nedenle büyümedeki sert yavaşlamaları yumuşatabilecek bir miktar manevra alanımız var. Bankacılık sistemimiz güçlü ve temkinli yönetiliyor. Merkez Bankası, altın fiyatlarındaki artışın da desteğiyle rezerv tarafında epey cephane biriktirdi. Faizlerin seviyesi orta şiddette şoklara karşı TL’yi koruyor.”

“Ekonomideki zayıf tarafları da yorumlayan Kara, “Enerjide ithal bağımlılığımız halen yüzde 65-70 düzeylerinde. Enflasyonumuz yüksek. Savaş tam da cari açığımızın arttığı bir dönemde geldi. Son gelişmeler olmasaydı zaten dış açık 35 milyar dolarlara gidiyordu, bu şok kalıcı olursa 50 milyar doları aşan bir açıkla karşı karşıya kalacağız. Enerji fiyatlarında sert artış en son istediğimiz şeydi. İç ve dış dengenin ikisini birden bozan bir gelişme” ifadelerini kullandı.

mert.inan@habergşobal.com.tr

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu