Şartları zorla dayatmak! ABD’nin baskı aracı uçak gemileri

ABD bir yandan İran ile Cenevre’de yapılması planlanan nükleer müzakereleri gerçekleştirirken diğer yandan son 20 yılın en büyük deniz gücünü de Hürmüz Boğazı yakınlarında, Umman açıklarına gönderdi. ABD Başkanı Donald Trump, dünyanın en büyük savaş gemisi olan USS Gerald R. Ford ve nükleer enerjili uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ün de içinde bulunduğu iki uçak gemisi görev grubunu (ASG) Orta Doğu’ya sevk etti. ABD’nin diplomasi ile eş zamanlı uçak gemisi konuşlandırma stratejisi, Soğuk Savaş’tan Vietnam’a, Irak’tan İran krizlerine kadar uzanan uzun bir baskı politikasının devamı olarak değerlendiriliyor. İşte o baskı unsurunun kısa tarihi:
Vietnam Savaşı sırasında USS Enterprise ve USS Kitty Hawk’tan kalkan savaş uçakları, Paris Barış Görüşmeleri sürerken “Linebacker II” operasyonuyla yoğun saldırılar düzenledi.
BASKIYA ASYA’DA BAŞLADI
Uluslararası tarih çalışmalarına ve ABD savunma arşivlerine göre Washington, uçak gemilerini ilk kez sistematik biçimde 1950’lerde Kore Savaşı sırasında diplomatik baskı unsuru olarak kullandı. 1964’te ise Tonkin Körfezi krizi sonrasında USS Ticonderoga ve USS Constellation’dan kalkan uçaklarla Vietnam’a yönelik geniş çaplı bombardıman başlatıldı. ABD ile Vietnam arasında Paris Barış Görüşmeleri sürerken 1972’de USS Enterprise ve USS Kitty Hawk görev gruplarının yürüttüğü Linebacker II bombardımanı, ABD’nin uçak gemilerini kullanarak müzakere masasında askeri şiddeti artırma stratejisinin en açık örneklerinden biri olarak kayda geçti.
IRAK’I BOMBALADILAR
ABD Donanması kayıtlarına ve uluslararası savunma yayın organlarının analizlerine göre 1991 Körfez Savaşı öncesinde uçak gemileri USS Saratoga, USS John F. Kennedy ve USS America bölgeye konuşlandırıldı. 2003 Irak işgali öncesinde ise USS Abraham Lincoln, USS Theodore Roosevelt ve USS Kitty Hawk uçak gemilerinden kalkan uçaklar Bağdat’ı ve ülkenin orta bölgelerini bombaladı. 2019’da İran ile gerilim tırmanırken USS Abraham Lincoln yeniden Basra Körfezi’ne gönderildi; bu hamle Beyaz Saray ve Pentagon açıklamalarında açıkça “caydırıcılık mesajı” olarak tanımlandı.
USS Gerald R. Ford ve USS Abraham Lincoln’ün Umman açıklarına gönderilmesi, İran’a karşı eş zamanlı bombardıman ve savaş riski tehdidi olarak yorumlanıyor.
ZORLAYICI DİPLOMASİ ARACI
ABD’li askeri uzmanlar ve ABD Kongresi’nin iki kanadında da yer alan Silahlı Hizmetler Komisyonları’nın raporlarına göre Washington, nükleer müzakereler dönemlerinde de uçak gemileri konuşlandırmayı sürdürdü. 2012 İran nükleer krizi sırasında USS John C. Stennis uçak gemisi Hürmüz yakınlarına gönderildi. 2017’de Kore Yarımadası geriliminde USS Carl Vinson uçak gemisinin bölgeye sevki, tüm dünya basınında diplomasi ile askeri baskının eş zamanlı yürütülmesine örnek gösterildi. Askeri uzmanlara göre bu strateji, askeri güç gösterisiyle siyasi taviz elde etmeye dayanan “zorlayıcı diplomasi” modelinin deniz kuvvetleri versiyonu olarak tanımlanıyor.
VENEZUELA GEMİLERİNİ VURDULAR
ABD’nin deniz gücünü diplomatik baskı aracı olarak kullanmasının son örneklerinden biri Venezuela açıklarında yaşandı. 2025 sonbaharında Pentagon, USS Gerald R. Ford’u Latin Amerika ve Karayipler’i kapsayan ABD Güney Komutanlığı sorumluluk sahasına konuşlandırdı. Konuşlandırmaya güdümlü füze destroyerleri de eşlik etti ve bölgede sivil gemiler vuruldu. 2026’da USS Gerald R. Ford ve USS Abraham Lincoln’ün Umman açıklarına gönderilmesi, son yirmi yılın en büyük ABD deniz konuşlanmalarından biri olarak kayda geçti. Her iki uçak gemisi de yüzlerce savaş uçağı, destroyer ve kruvazörden oluşan geniş görev gruplarıyla birlikte hareket ediyor. Avrupa’nın önde gelen savunma yayın organlarından, Polonya merkezli Defence Industry Europe’a göre ABD’nin İran ile müzakereleri sürdürürken askeri baskıyı artırması, Soğuk Savaş’tan bu yana süren uçak gemisi merkezli güç projeksiyonu stratejisinin günümüzde de devam ettiğini ortaya koyuyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel