Rusya’dan NATO raporu, çatışırsak Dünya Savaşı çıkar!
Kremlin’e bağlı Rusya Stratejik Çalışmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan ve emekli dışişleri ve savunma yetkililerinin yanı sıra çok sayıda diplomasi ve askeri uzmanın da katkı sunduğu rapor, NATO’nun özellikle Baltık hattında Rusya’ya karşı geliştirdiği askeri doktrinleri inceleyerek olası bir çatışmanın coğrafi ve stratejik boyutlarını ortaya koydu. Raporda, NATO’nun Soğuk Savaş döneminde geliştirdiği “Follow-on Forces Attack (FOFA)” doktrininin günümüzde de farklı biçimlerde sürdürüldüğü ve Rusya’nın NATO tarafından “ön, arka ve derin” olarak üç bölgeye ayrılarak hedeflendiği vurgulandı. Raporda olası bir savaşta NATO ülkelerindeki halk iradesi de masaya yatırıldı. Buna göre “savaşırım” diyenlerin oranının yüzde 88 olduğu Türkiye listede en üst sırada yer aldı.
Rus diplomat ve askeri uzmanların hazırladığı ve Kremlin’e sunulan rapora göre NATO ile olası bir çatışma kısa süre içinde NATO’nun Rusya ve Çin’e karşı verdiği bir Dünya Savaşı’na dönüşebilir.
KARA VE DEMİRYOLLARI HEDEFTE
RISS analizine göre NATO’nun olası bir savaşta, çatışmaların patlak vereceği bölgenin Baltık bölgesi olacağı ve Rusya’nın Baltık bölgesindeki askeri ilerleyişini durdurmak için özellikle lojistik altyapıyı hedef alacağı belirtiliyor. Raporda, Rusya’nın St. Petersburg–Tallinn hattındaki E20 karayolu, Narva ve Luga nehirleri üzerindeki köprüler ile Kingisepp ve Ust-Luga bölgelerindeki geçiş noktalarının kritik hedefler arasında yer aldığı ifade edildi. Pskov bölgesinin ise üç karayolu ve bir demiryolu köprüsüyle “lojistik merkez” olduğu belirtilirken, Velikaya Nehri üzerindeki bu altyapının zarar görmesinin Rusya’nın operasyonel kabiliyetini ciddi şekilde zayıflatabileceği aktarıldı. Raporda ayrıca Belarus üzerinden ilerleyebilecek kuvvetler için Daugava Nehri üzerindeki köprülerin ve Kaliningrad bölgesindeki geçiş hatlarının da NATO tarafından hedef alınabilecek kritik noktalar arasında olduğu kaydedildi. NATO savunma konseptinde de Baltık bölgesinin açıkça olası bir savaşın çıkış noktası olacağı açıkça belirtiliyor.
ÇATIŞMA DÜNYA SAVAŞINA DÖNER
RISS raporunda NATO’nun yalnızca cephe hattını değil, Rusya’nın ekonomik ve lojistik derinliğini de hedef alabilecek bir strateji geliştirdiği ifade edildi. Buna göre “derin bölge” saldırılarında yalnızca askeri hedefler değil, ekonomik altyapı, finansal merkezler ve sivil moral unsurların da hedef alınabileceği değerlendirildi. Raporda, NATO’nun Kaliningrad bölgesini savaş durumunda işgal etmeyi açık şekilde dile getirdiği ve bu durumun bölgedeki tüm askeri dengeleri değiştirebileceği vurgulandı. Aynı raporda, altyapının tamamen yok edilmesinin NATO’nun kendi ikmal hatlarını da zorlaştırabileceği belirtilerek bu durumun stratejik bir ikilem yarattığı ifade edildi. Raporda savaşın çok kanlı geçeceği, 1 yıl içinde Dünya Savaşı haline geleceği, Çin ve Rusya’nın birlikte mücadele edeceği ve 2 yıl sonunda Rusya’nın Avrupa’da üstünlük kurabileceği tahminlerinde bulunuldu.
Rusya’da hazırlanan olası NATO savaşı raporuna göre Türk halkı ittifak içinde savaşa en hazır millet durumunda. Türkiye’de ülkesi için savaşacağını belirtenlerin oranı yüzde 88.
TÜRKİYE İRADE SAVAŞINA ZİRVEDE
RISS raporuna eklenen bir diğer bölüm ise son yıllarda gerçekleştirilen “irade savaşı istatistikleri” analizleri oldu. Eylül–Ekim 2025 döneminde gerçekleştirilen analiz çalışmasına göre NATO ülkelerindeki savaşma isteği de ciddi farklılıklar gösteriyor. Analize göre NATO içinde bu anlamda en yüksek orana Türkiye sahip. Türkiye’de halkın yüzde 88’i “ülkesi için savaşmaya istekli.” Türkiye’yi yüzde 69 ile Arnavutluk, yüzde 66 ile İsveç, yüzde 64 ile Finlandiya ve yüzde 63 ile Karadağ izledi. Yunanistan da yüzde 63 ile üst sıralarda yer alırken, Norveç yüzde 61, Litvanya yüzde 52 ile listede yer aldı ABD’de savaşma isteği yüzde 37, Kanada’da ise yüzde 39 seviyesinde ölçüldü. Avrupa’nın büyük ekonomilerinde ise oranların daha düşük olduğu dikkat çekti. Ülkesi için savaşmak isteyenlerin oranı Almanya’da yüzde 27, İtalya’da yüzde 25, Hollanda’da ise yüzde 30 seviyelerinde kaldı. RISS raporunda Türkiye’nin yüksek savaşma isteğinin “jeopolitik konumu ve tarihsel askeri geleneği” ile ilişkilendirildiğin altı çizildi.
BALTIK’TA DÜŞÜK ORAN
Rapora göre Baltık ülkelerinde ise Rusça konuşan nüfusun etkisi nedeniyle savaşma isteğinin daha düşük olduğu, Estonya’da bu oranın yüzde 45, Letonya’da ise yüzde 37 seviyesinde kaldığı belirtildi. RISS değerlendirmesinde, savaşın yalnızca askeri değil aynı zamanda toplumsal ve psikolojik boyutunun da belirleyici olduğu belirtilirken, NATO ülkeleri arasındaki savaş iradesi farklılıklarının ittifakın uzun vadeli dayanıklılığı açısından kritik bir unsur olduğuna dikkat çekildi.
[email protected]
Kaynak: Web Özel