Robregordo’da en heyecanlı olay bir eşek arısının yürümesi
Robregordo’da artık kasabanın merkezi, eskisi gibi bir merkez değil. Kasabayı bir uçtan diğerine kesen Real Caddesi, sabah akşam sessizliğe gömülmüş durumda. 80 yaşındaki Antonio Casanova için günün en heyecan verici olayı, uçmak yerine taş döşeli zeminde yürüyen kızıl renkli bir eşek arısı görmek. “Burada hiç görmemiştim. Ne büyük mutluluk!” diyerek durumu alaycı bir şekilde anlatıyor.
Eşi Juliana (78) ile birlikte yaşayan Antonio, çevrelerinde neredeyse kimseyi görmüyor. Madrid bölgesinin nüfusu 7,1 milyona ulaşmış olsa da Robregordo’da yaşayan yaklaşık 30 kişi o kadar dağınık ki haftalarca birbirlerini görmeden yaşayabiliyorlar. Kasabada bir araya gelinen tek yer ise Faslı genç Sofian’ın işlettiği bar. O da geçimini zor sağlıyor: “İdare ediyoruz” demekle yetiniyor.
30 KİŞİ YA VAR YA YOK
Robregordo, Madrid bölgesinin en az nüfuslu yerlerinden biri. Resmi kayıtlara göre 96 kişi kayıtlı olsa da bunların sadece üçte biri gerçekten burada yaşıyor. Geçen yıl altı cenaze olmasına rağmen nüfus tamamen düşmüyor; çünkü Sofian gibi göçmenler (toplam nüfusun %28’i) ve şehirden kaçan bazı yeni yerleşimciler kasabaya geliyor. Sonuç olarak ortaya karmaşık bir yapı çıkıyor: Robregordo’da neredeyse kimse aslında Robregordo’lu değil.
CHATGPT’YE GÖRE YOK HÜKMÜNDEKİ BELEDİYE BAŞKANI
69 yaşındaki belediye başkanı Marisol Herreño da kasabalı değil. Kolombiya’nın Bucaramanga kentinde doğmuş. Kendisiyle ilgili olarak ChatGPT’ye “Marisol Herreño kimdir?” diye sorduğunda “Bilmiyorum” yanıtını aldığını söylüyor ve ekliyor: “Demek ki yokum ama aslında varım. Sonuçta İspanya’nın ilk yabancı kadın belediye başkanıyım.” Ancak bu iddia resmi olarak doğrulanmış değil.
Herreño’ya göre 2023 seçimlerindeki başarısını göçmen oylarına borçlu. Seçimden kısa süre öncesine kadar kasabada neredeyse hiç tanınmıyordu. Sosyalist Parti ona adaylık teklif ettiğinde Getafe’de yaşıyordu. Kapı kapı dolaşıp kendini tanıttı ve özellikle hangi partiye oy vereceğini bilmeyen yabancı seçmenleri ikna etmeye çalıştı. Kasabada Fas, Senegal, Ukrayna, Bulgaristan, Romanya, Dominik Cumhuriyeti, Uruguay, Rusya ve İtalya olmak üzere dokuz farklı milliyet bulunuyor. “Dengeyi onlar değiştirdi” diyor.
TEK UMUT GÖÇMENLER AMA ONLARA KARŞI OLANLAR DA VAR
Geçmişte Robregordo yönetilmesi zor bir yerdi. 1994’te sekiz ay içinde beş belediye başkanı değişmişti. Aileler arasındaki çatışmalar huzuru imkânsız hale getiriyordu. Sosyalist Óscar Monterrubio bu durumu yıllarca dengeledi. Şimdi ise Herreño’nun önünde yeni bir zorluk var: birbirine pek benzemeyen insanlar arasında uyum sağlamak. Ona göre çözüm göçmenlerle entegrasyon: “Nüfusu göçmenlerle artırmak bir seçenek. Sosyal konutlarımız var. Entegrasyon sağlanırsa kasaba ayakta kalabilir.” Ancak herkes aynı fikirde değil. Bazı yerlerde “Köyler, burada yaşayanlarındır” yazılı duvar yazıları da görülüyor.
9 ÇALIŞANI VAR, SADECE 1’İ KASABADA YAŞIYOR
Madrid’e bir saat uzaklıkta olması, kasabayı şehirden kaçmak isteyenler için cazip hale getiriyor. Kimi düşük kira fiyatları (500 euro’nun altında ev bulmak mümkün) için geliyor, kimi ise sakinlik arıyor. Ancak iş imkânı neredeyse yok. 2024 verilerine göre kasabada sadece 9 çalışan var ve bunlar belediyenin geçici işçileri. Sadece bahçıvan kasabada yaşıyor.
Yeni taşınanlardan Javier ve Beatriz’e göre burada iş kurmak neredeyse imkânsız: “Burada hiçbir şey yok. İnsanlar nazik ama kapalı bir yapı var.” Çift, burada yaşlanmayı düşünmediklerini söylüyor. Özellikle sert kışlar ve fırsat eksikliği buna neden.
Kasabanın eski sakinlerinden Juliana ise Robregordo’nun artık “tanımadığı yeni bir yer” olduğunu söylüyor. Eskiden alışveriş için otobüsle çevre kasabalara gidebildiğini, şimdi ise eşinin sağlık durumu nedeniyle bunun da zorlaştığını anlatıyor. “Artık sadece zamanın geçmesini bekliyorum” diyerek yalnızlık hissini özetliyor.
Kasabanın yeni papazı Antonio Alba da dışarıdan gelenlerden biri. Daha önce Madrid merkezinde görev yaparken şimdi sadece birkaç kişiye ayin veriyor. Doğa içinde yalnızlıkla ibadet etmeyi tercih ettiğini söylüyor. Ona göre bu kasabaların en büyük sorunu, insanların istemeden yalnızlığa mahkûm edilmesi: “Dünya değişti, burası da değişmek zorunda.”