İBB davasında 61. celse: İnan Güney savunmasını tamamladı

İBB davasında 61. celse: İnan Güney savunmasını tamamladı

18.30 | DURUŞMA SONA ERDİ

İBB davasının 61. gün oturumu tamamlandı. Mahkeme; İçişleri Bakanlığı, Şişli Belediyesi ve MAPEG’in “suçtan zarar gören” sıfatıyla davaya katılmasına karar verdi.

Pazartesi günü yapılacak oturumda sağlık durumuna göre Tuncay Yılmaz’ın, aksi durumda ise Ekrem İmamoğlu’nun savunması alınacak.

Duruşma tarihine yönelik tepkilere ilişkin konuşan değinen Mahkeme Başkanı, “9 Temmuz’u Ekrem Bey seferberliğe bağladı, birisi NATO zirvesi dedi. Alakası yok, tamamen bizim belirlediğimiz bir tarih” iddiasında bulundu.

16.55 | İNAN GÜNEY SAVUNMASI TAMAMLADI

İnan Güney savunmasını bitirdi. Mahkeme başkanı, ortak tavır alan diğer sanıklar ve avukatlarından bağımsız hareket ederek savunmasını yapan İnan Güney’e mahkeme heyeti adına teşekkür etti. 

Sorgu kısmında kimse Güney’e soru yöneltmedi. Avukatının savunması başladı.

15.25 | TUNCAY YILMAZ HASTANEYE KALDIRILDI, İNAN GÜNEY SAVUNMASINA BAŞLADI

Verilen ara saat 15.25 itibariyle sona erdi, duruşma yeniden başladı. Tuncay Yılmaz’a barodan avukat gönderilmesi beklendiği sırada tansiyon problemi yaşadı, hastaneye kaldırıldı.

Ekrem İmamoğlu salondan çıkarıldığı için savunması alınmadı. Sanıklardan yalnızca İnan Güney ve avukatları duruşma salonuna girmeyi ve savunma yapmayı kabul etti. Diğer sanıkların avukatları duruşma salonuna girmedi. İzleyicilerin önemli bir bölümü de duruşma salonundaki yerini almadı.

MADIMAK KATLİAMI MESAJI

İnan Güney savunmasına, Madımak Katliamı’nın 33. Yıl dönümünde, hayatını kaybedenleri anarak başladı. Güney, “Vücudumuz esaretle terbiye edilmeye çalışılırken, biz gönülle, yürekle, fikirle mücadele etmeye devam ediyoruz” dedi. “Yine sırtımızı dayadığımız babamız, dağımız, ulu çınarımız; cezaevine girdiğimizde dimdik ayaktaydı. Birinci aydaki aile görüşüne tekerlekli sandalyeyle, kanser tedavisine başlamış olarak geldi. Tüm bunları burada arkadaşlarımızla yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz” diyen Güney, “Sekiz ay iddianamesiz yattık kolay değil” ifadelerini kullandı.

İnan Güney, “Cezaevi görüşünde kızımın ışıklı ayakkabısını çıkartıp terlikle yanıma gönderdiler. 9 yaşındaki Zeynomun gözlerinden yaş akarken ağzıyla zorla gülmeye çalıştığını gördüm. Niye? Babası üzülmesin, belli etmesin diye ağzıyla gülmeye çalışırken gözyaşlarına hakim olamıyordu. Bu tabloları yaşadık” dedi.

“BEN BURADA ŞÜPHELİ DAHİ DEĞİLİM”

İddianamede hakkında delil olmadığını söyleyen Güney, şöyle devam etti:

“Önce “örgüte üyelik” dendi, iddianame çıkınca üyelik düştü, “yardım” dendi. Konu ve içerik olarak farklı denilerek müstakil dosyadan tekrar vazgeçildi ve iddianame İBB ile tekrar birleştirildi Sayın Başkanım. Yani sürecin başından beri bilinmeyen ama aranıp bulunamayan bir suçtan, delile dayanmayan tutuklama zorlamasıyla bir iddianameye bağlandı. 

İddianame hakkımda somut, bireyselleştirilmiş, maddi delillerle desteklenmiş mesaj, mail, para hareketi, kamera görüntüsü, yer, zaman, kişi, bedel içeren hiçbir ama hiçbir delil içermiyor. Sizlerin de gördüğüne inanıyorum Sayın Başkanım. Çürüteceğimiz belge yok, delil yok. Ne var Sayın Başkanım? Savcılık makamında oluşmuş bir şüphe var. Benim göremediğim bir delil var ise savunmamın sonunda Sayın Başkan’dan ve Sayın Savcı’dan bol bol soru olarak sormanızı rica ederim Sayın Başkanım. Veremeyeceğimiz cevabımız yoktur.  Ben hukukçu değilim ancak ceza yargılamasının ABC’si gibi bir söz vardır: “Şüpheden sanık yararlanır.” Oysa ki ben burada şüphe dahi olmadan yargılanıyorum.”

“EŞİMLE BU KADAR BAZIM YOK”

Gizli ortağı olduğu iddia edilen Rauf Cem Istıranca’yla 6 yılda arasında 4729 baz tespiti yapıldığını ifade eden Güney, “Eşimle bu kadar bazım yok” dedi.

“Onun eviyle BELTAŞ’taki makamım arasında 42 metre var. Şirketiyle MKM arasında 600 metre var. Evinden şirketine giderken baz veriyoruz. Belediyedeysem baz veriyoruz, evine giderken baz veriyoruz.” diyerek baz konusunu açıklayan Güney, Murat Ongun’un da AKP  İl Başkanı’yla 390 metre mesafede olduklarını ve baz verdiklerini söyledi. Güney, “Ortak bazlar birlikte olduklarını değil aynı coğrafi alanı kullandıklarını gösterir” dedi.

“BABAMIN YAŞLI GÖZLERLE TERK ETTTİĞİ BELEDİYEYE EL ELE GİRDİK”

Güney, savunmasına şöyle devam etti:

“Sene 94’tü Sayın Başkanım. Babam Beyoğlu Belediyesi’nden emekli olmuştu, yaşlı gözlerle eve geldi. 16 yaşında yemin etmiştim; “Beyoğlu’nu alacağım, babamın gözyaşlarını sileceğim” diye. Babam da çevresinde Cumhuriyet Halk Partili olarak bilinen birisi. Dolayısıyla belediyeyi kazanan parti onu rahat bırakmazdı. O nedenle zorunlu olarak emekli oldu ve haklı çıktı. Birçok amir, şef arkadaşı o dönem süpürgeci yapıldı, mobbinge maruz kaldı, işten atıldı. Biz ise 30 yıl sonra Beyoğlu’nu kazandığımızda bu yanlışı yapmadık Sayın Başkanım. Hala eski dönemin başkan yardımcılarından, müdürlerinden çalıştığım liyakatli insanlar vardı. Partizanlıkla değil, liyakat ile baktım olaya. Bir atama yaptım, Cumhuriyet Gazetesi’nden köşe yazarları beni eleştirdi. Başka bir atama yaptım, Yeni Şafak Gazetesi beni eleştirdi. Ama önemli olan, benim o arkadaşın çalışacağına olan inancım, dürüstlüğüne olan inancım, Beyoğlu sevgisine olan inancımdı Sayın Başkanım. 

Tam 30 sene, 2024 yılında Beyoğlu Belediye Başkanı oldum. Ve yaşlı gözlerle terk ettiği babamla birlikte el ele girdim Beyoğlu Belediye binasından içeri. Çok şükür ki “Cumhuriyet var” dedim Sayın Başkanım. Beyoğlu Belediyesi’nden emekli bir işçinin oğlu, Beyoğlu Belediyesi’ne başkan olmuştu. Cumhuriyet’in fırsat eşitliğiyle, maaşıyla okuttuğu Beyoğlu’na, çocukluğunun geçtiği sokaklara hizmet etme imkanını veren tüm Beyoğlu komşularıma, 45 mahalleye bir kez de Silivri’den teşekkür ediyorum, var olsunlar diyorum. Beyoğlu halkının gönlünü kazanmıştım. Benim için önemli olan gönüllere girmekti. “Gönül almak için önce gönlünü vereceksin” demiş Hazreti Mevlana. Ben gönüllümü, kazandığım yıl olan 46 yaşındayken, 46 yıldır verdim Beyoğlu’na Sayın Başkanım ve gönülleri kazandım. Parti, siyaset, memleket, ırk, dil, din ayırmadan tüm komşularıma aynı nazarla baktım. Çünkü doğup büyüdüğüm Örnektepe’yi, her sokağını arşınladığım Kasımpaşa’yi, yoksulluğun kol gezdiği Hacıahmet’i, velhasıl Beyoğlu’nun görünmeyen yüzünden kaçmadım. Aksine Beyoğlu’nun o yüzüyle hemhal oldum, hemdert oldum.”

“İŞÇİLERİN KALDIĞI YERİ GÖRÜNCE MAKAMIMA OTURAMADIM”

“Beyoğlu’nun iki yakası bir araya gelsin diye çok çalıştık” ifadelerini kullanan İnan Güney, devamında şunları kaydetti:

“Beyoğlu’nda ve Türkiye’de ilklere imza attık Sayın Başkanım. Birkaç tane örnek vermek istiyorum: Gelecekte işçi, emekçi çocuğu olunca belediyeyi kazanır kazanmaz temizlik işleri garajında soluğu aldım Sayın Başkanım. İnsanlığımdan utandım; babamın çalıştığı yıllar gözümün önüne geldi. İşçiler, 300 tane işçi, 30 metrekare barakadan dönme bir yerde, yazın güneşin altında, kışın soğuğun altında tir tir titreyerek, orada onlarca ton, yüzlerce ton dökülen çöpün yanında yemeklerini yiyor; 30 kişi içeri sığıyor, 270 kişi orada asfaltın üstünde ayakta duruyordu. İnsanlığımdan utandım ve onlara o gün şu sözü verdim: “Eğer size burada güzel bir emekçi evi yapmazsam, o koltuklar, o makamlar bize haram olsun” dedim Sayın Başkanım.

Bir de bulunduğumuz makamdaki lükse, şatafata baktık, sonra işçilerin bulunduğu duruma baktım. Başkanlığa ait başkanlık konutuna gittim Sayın Başkanım, Sütlüce Mahallesi’nde. İçerisinde 300.000 liralık masaj koltuğu vardı; başkanların kendine masaj yaptığı koltuk vardı. Bir kez daha yetim hakkına girdim. Bir yanda işçi güneşin altında, kışın karın altında; biz burada bu koltukta masaj mı yapacağız? Dolayısıyla çok değil, 2 ay içerisinde o emekçi evini yaptım Sayın Başkanım. Herkesin gidip görmesini isterim. İçerisinde kütüphanesi, içerisinde tek tek bütün işçilerimize ait soyunma dolapları, çamaşırhanesi, kurutma makineleri, duşları, kafe bölümü, pinpon masaları olan ve başkanlık konutundaki o masaj koltuğunu da getirip işçi kardeşlerimin olduğu emekçi evine koydum. O masajı biz değil, o işçi kardeşlerim hak ediyordu çünkü. Ve o günden sonra, açılıştan sonra gönül rahatlığıyla makamıma gidip oturdum Sayın Başkanım.”

“BUGÜN BURADA İYİLİK YARGILANIYOR”

İnan Güney savunmasını şu ifadelerle bitirdi:

“Sayın Başkanım, ben bugün burada şunları söylüyorum: Bana bir belge gösterin, açıklayayım. Bana bir para hareketi gösterin, izah edeyim. Bana bir mesaj gösterin, cevap vereyim. Bana bir talimat gösterin, açıklayayım. Bana bir imza gösterin, hukuki karşılığını konuşalım. Ama dosyada bunların hiçbiri maalesef yok. Ben delille değil, kanaatle suçlanıyorum. Ben somut fiille değil, siyasi ve sosyal ilişkilerimle suçlanıyorum. Ben yaptığım bir işlemle değil, tanıdığım insanlar üzerinden yargılanıyorum. Tüm bunları reddediyorum Sayın Başkanım. Hz. Ali Efendimiz der ki: “İyi insanı secdelerden değil, doğru sözünden ve emanete ihanet etmemesinden tanıyın.” Benim en büyük gayem hayatta iyi insan olmaktı Sayın Başkanım. Bugün buradaysam bu gayemde sebat etmişimdir. Çünkü maalesef bugün burada iyiliğin yargılandığını düşünüyorum. 
Belediye başkanlığım boyunca öncelikle bir Beyoğlu’nda yaşayan yaşlılara, yarınından tedirgin gençlere, Beyoğlu’nun belalı sokaklarının bıçkın delikanlılarına, çaresizliğine iç çeken annelere, küçük evlerde büyük hayaller kuranlara dokundum. Ağlayanları güldürmeye, döküleni doldurmaya, darda olana derman olmaya çalıştım. Bunun için derviş misali ev ev, sokak sokak gezdim Sayın Başkanım. Bu nedenle kimleri, neden ve nasıl rahatsız ettiğimi çok iyi biliyorum.

Evet Sayın Başkanım, bu iddianameden dolayı 11 aydır zulüm yaşadım, yaşıyorum ve aydınlık güzel günlerin kefareti olarak yaşadık diyorum.  Artık memleketin, kadınların, gençlerin, çocukların, siyasetin, hepimizin yürekten bir günaydına ihtiyacı var. Günaydın demek, umutla yeni bir güne başlamak demektir. Günaydın demek, huzur demektir. Günaydın demek, aydınlık demektir. Günaydın demek, yenilenme demektir. Ve sizin adaletle vereceğiniz bu mahkemedeki karar, memleket için yepyeni bir günaydın olacaktır. O nedenle herkese günaydın diyerek savunmamı bitiriyorum Sayın Başkanım. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”

14.28 | AVUKATLAR TUTANAK TUTTU

Avukatlar, duruşmada yaşanan gerginliğe ilişkin tutanak tuttu. Tutanakta şu ifadelere yer verildi:

“Kamuoyunda İBB davası olarak bilinen davanın ilk celsesinin 02/07/2026 tarihli 61. gününde duruşma başlangıcında Ekrem İMAMOĞLU, Mahkeme Başkanı’nın önceki gün duruşmayı 9 Temmuz tarihinde bitirme ve savunma sırasının değiştirilmesi kararına yönelik söz olarak:

“Tutuklulardan İnan GÜNEY, Tuncay YILMAZ, Fatih KELEŞ’in ve kendisinin savunmasının henüz alınmadığını, 9 Temmuz’da ilk duruşmayı bitirme planının imkansız olduğunu, aynı zamanda neden savunma sırasının değiştirilmiş olduğunu, bunun için hiçbir sebep olmadığını” belirtmiş, Mahkeme Başkanı: “Biz 9’unda tamamlayacağız, savunması alınmayanları ikinci celse alacağız, sizin de sıranızı değiştirdik, sizi haftaya dinleyeceğiz” demiştir. Bunun üzerine Ekrem İMAMOĞLU “Neden 9 Temmuz’da bitirmekte ısrar ediyorsunuz? 9 Temmuz’da bir seferberlik mi olacak? Yeni bir operasyon mu var? Niçin kararınızdan döndünüz? Bunu açıklamanızı bekliyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tartışmalar sürerken Mahkeme Başkanı, CMK’nın 203. maddesini gerekçe göstererek Ekrem İMAMOĞLU’nun salondan çıkarılmasına karar vermiştir. Ekrem İMAMOĞLU, salondan çıkmayacağını belirtirken jandarma etrafını sarmıştır.

Ekrem İMAMOĞLU’nun duruşmadan çıkarılması ve aynı zamanda Mahkeme Heyeti’nin 9 Temmuz’da duruşmayı bitirme kararının hukuka aykırı olduğunu, savunma hakkının ihlal edildiğini, tarih sınırlaması yapılmaması gerektiğini belirten sanık müdafileri Av. Tora PEKİN, Av. Deniz YAVUZYILMAZ ve Av. Mehmet Can SEYHAN’ın da Mahkeme Salonundan çıkarılmasına karar verilmiştir. Çıkarılma kararına karşı müdafilerin, sanıkların ve izleyicilerin tepki göstermesi üzerine Mahkeme Başkanı duruşmaya ara verdiğini açıklamıştır.

Avukatların Duruşma Salonu’nu terk etmemesi üzerine Jandarma Komutanının gelerek “İsmi belirtilen avukatların çıkması gerektiği, çıkmazlarsa Mahkeme Başkanı’nın duruşmaya devam etmeyeceğini, bu sebeple zor kullanacaklarını” belirtmesi üzerine Salonda bulunan tüm avukatlar “Savunma Susmadı Susmayacak” şeklindeki sloganlar ve alkışlar eşliğinde Duruşma Salonu’ndan ayrılmıştır. İşbu tutanak hazır bulunanlar tarafından tutulmuştur.”

13.30 | MURAT ONGUN’UN AVUKATI ATLANDI, YENİDEN ARA VERİLDİ

İzleyicilerin salona alınmasının ardından tutuklular da alkışlarla geldi. Tutuklular arasında Ekrem İmamoğlu yoktu.

Mahkeme heyetinin salona gelmesiyle, avukatlar salonu terk etti.

Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş’in salonda olmaması nedeniyle dün yaptığı savunmayı esas alarak bir sonraki sanık İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’a geçilmesine karar verildi.

Tuncay Yılmaz, “Avukatım yok” dedi. Mahkeme başkanı, “Geçerli bir mazeret yok CMK’dan avukat görevlendirerek avukat huzurunda savunmanızı alacağız” diyerek yeniden ara verdi.

12.20 | AVUKATLAR SAVUNMA YAPACAKLARINI AÇIKLADI

Mahkeme başkanının talimatının ardından sanık avukatları duruşma salonunu terk etmeme kararı aldı. Jandarma salonu boşaltmaya çalışıyor.

Avukatlar ise ara sona erdikten sonra duruşmaya katılmayacaklarını duyurdular ve “Savunma susmadı, susmayacak” sloganı atıldı.

11.55 | “BUNA SİZ Mİ KARAR VERDİNİZ DEYİNCE TARTIŞMA ÇIKTI”

Albay gelerek mahmeke başkanının kararını açıkladı. CHP’li vekiller Suat Özçağdaş ve Sezgin Tanrıkulu’nun salondan çıkartılmasına karar verildi.

Kararın ardından konuşan Sezgin Tanrıkulu, “Duruşmaya ara verin kararınızı gözden geçirin dediğim için çıkartılıyorum” dedi.

Suat Özçağdaş ise, “Mahkeme Başkanı İmamoğlu’num dışarı çıkarılması kararının ardından mübaşir gelerek kapıyı açın salonu boşaltın dedi. Buna siz mi karar verdiniz deyince tartışma çıktı. Ve salondan çıkarılmamıza karar verildi” dedi.

11.25 | SALONDA TARTIŞMA ÇIKTI, EKREM İMAMOĞLU DIŞARI ÇIKARILDI

Duruşma başlangıcında söz alan Ekrem İmamoğlu, bir önceki gün Murat Ongun’un avukatı Rahşan Daniş ile mahkeme başkanı arasında yaşanan savunma süresi tartışmasına değindi. İmamoğlu, “Dün malum bir tartışmayla buradan ayrıldık. İster istemez hepimiz bu müzakereyi hem kendi içimizde hem de hukukçularımızla birlikte yapıyoruz” dedi.

İmamoğlu, davanın ulusal ve uluslararası ölçekte yakından takip edildiğini vurguladı ve “Bulunduğumuz bu dava, hem Türkiye’nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgisini çeken, hem Türkiye hem de milletimiz adına çok da itibarlı olmayan bir zaman dilimini önümüze koyan bir davadır. Önemi yüksektir” ifadesini kullandı.

19 Mart’tan bu yana yürüyen yargılamada savunma sürecinin genel olarak düzenli ilerlediğini söyleyen İmamoğlu, “Ufak tefek aksilikler olsa da mümkün olduğu kadar anlayışlı, karşılıklı iletişimle süreç yürütüldü” dedi.

“9 TEMMUZ İMKANSIZ GÖZÜKÜYOR”

Murat Ongun’un savunmasının tamamlandığını, avukatlarının ise savunmayı bitirmeye çalıştığını hatırlatan İmamoğlu, kalan sanıkların savunma sürelerine dikkati çeken İmamoğlu, “Murat Bey neredeyse bu dosyada ismi en fazla geçen kişilerden biri. Aynı zamanda en fazla eylemle yargılanan arkadaşlarımızdan biri. Doğal olarak avukatları da yaklaşık bir buçuk yıldır bu sürece hazırlandı” diye konuştu.

İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş’in savunmalarının henüz alınmadığını hatırlatan İmamoğlu, 9 Temmuz hedefinin gerçekçi olmadığını söyledi. Kendi savunma hazırlıklarıyla birlikte çok sayıda davayı takip ettiğini belirten İmamoğlu, “Neredeyse 17 davayla mücadele ediyoruz. İnsanüstü bir gayretle hakkımızı ve hukukumuzu savunmaya çalışıyoruz” dedi.

MAHKEME BAŞKANI: 9’UNA KADAR TAMAMLAYACAĞIZ

Mahkeme Başkanı ise heyetin duruşma planını değiştirmeyeceğini açıkladı. Başkan, “Biz dün heyet olarak değerlendirme yaptık. Normal yargılama düzeninde savunmalar devam edecek. Savunmanın içeriğine müdahale etmeyeceğiz” ifadesini kullandı.

Savunma sıralamasının da değişmeyeceğini vurgulayan Başkan, “Tuncay Yılmaz’ın savunmasını alacağız. Sonrasında Ekrem Bey’le devam edeceğiz” dedi. Mahkeme başkanı, ilk celsenin 9 Temmuz’da tamamlanacağı yönündeki kararlılığını yineleyerek, “9’una kadar biz bu işi tamamlayacağız. Yetişip yetişmemesiyle ilgili bir durum yok” ifadelerini kullandı.

Savunması tamamlanamayan sanıkların ikinci celseye bırakılacağını belirten Mahkeme Başkanı, ‘Savunmasını aldığımız sanıklarla, alamadığımız sanıkları ikinci yarı savunmaları şeklinde değerlendirdik” dedi.

TARTIŞMA BÜYÜDÜ

Mahkeme Başkanı’nın açıklamalarının ardından söz alan İmamoğlu, 9 Temmuz tarihinin sonradan gündeme getirildiğini söyledi. İmimoğlu, “Siz yaptınız, ben yapmadım. 9 Temmuz diye bir gündemi önümüze siz getirdiniz. Baştan bir liste ayarladık” dedi.

İmamoğlu, 9 Temmuz’un neden kesin bir sınır haline getirildiğini belirterek, “Eğer 9 Temmuz konusunda bir seferberlik varsa, bilelim. 9 Temmuz’dan sonra operasyon yapılacaksa bilelim de ona göre hareket edelim” diye konuştu.

Bu sözler üzerine Mahkeme Başkanı, “Bakın, salondan çıkartırım sizi” diyerek sert bir şekilde uyarıda bulundu. İmamoğlu ise bu çıkışa karşılık verdi ve “Neyi salondan çıkarırsınız? Neyi? Ben çıkarım, çıkartmanıza gerek kalmaz” karşılığını verdi.

“9 TEMMUZ’DA TÜRKİYE’DE KIYAMET Mİ KOPACAK?”

İmamoğlu, daha önce savunma sıralamasına ilişkin mutabakat sağlandığını belirterek, heyetin tavır değişikliğine tepki gösterdi. İmamoğlu, “Buradaki arkadaşların savunması yetişmezse bir sonraya bırakılacağını üç defa kabul ettiniz. Bizim önerimizi kabul ettiniz. Bir akşamda ne değişti” diye sordu. Savunma takviminin mevcut akışla zaten geciktiğini vurgulayan İmamoğlu, “Şu anda bile saat 11.20’de başlıyoruz. 10.30…” dedi.

Fatih Keleş’in kendisinden önce savunma yapmasının önemli olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Fatih Bey, iddianamede örgüt yöneticisi olarak gösterdiğiniz kişi. Benden önce konuşmalı diye ilk hafta görüştük, kabul ettiniz. Ara savunmada söyledim, kabul ettiniz. Bu haftanın başında konuştuk, yine kabul ettiniz. Şimdi takvim dediğinizde 9 Temmuz niye bir sınır oldu Sayın Başkan? 9 Temmuz’da Türkiye’de kıyamet mi kopacak? Ben anlamadım” diye konuştu.

Mahkeme Başkanı tartışmayı sonlandırmak isteyerek, “Savunmamıza devam edelim. O bittikten sonra Tuncay’ı alacağız, o bittikten sonra sizi alacağız” dedi. İmamoğlu, “Benim Fatih Bey’den önce veya sonra savunma yapmam neyi değiştirecek diyorsunuz. Benim için çok şeyi değiştiriyor. Benden önce, iddianamede yönetici olarak gösterilen kişinin savunmasını dinlemek benim savunmamın düzenini oluşturuyor” diyerek itirazını sürdürdü.

SALON BOŞALTILDI

Tartışmanın devam etmesi üzerine Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’nun salondan çıkarılması için jandarmaya talimat verdi. Bu sırada izleyici bölümünde bulunan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’a da tepki gösteren Başkan, “Milletvekili diye soytarılık yapamaz burada, alın dışarıya onu” dedi.

Mahkeme Başkanı, Avukat Mehmet Can Seyhan ve İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin’in de dışarı çıkarılması için talimat verdi. Salonun boşaltılmasını isteyen Mahkeme Başkanı, duruşmaya ara verildi.

11.15 | DURUŞMA BAŞLADI: “TÜRKİYE SİZİN KARARINIZA EMANET”

Tutuklu sanıklar saat 11.15 itibarıyla alkışlarla salona girdi.

Ekrem İmamoğlu milletvekillerine seslenerek, “Sizlere güveniyoruz. Türkiye sizin kararınıza emanet” dedi.

Tutuklu Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun’un avukatı Rahşan Daniş yarım kalan savunmasına devam ediyor.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı “ihbar eden” sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı “suçtan zarar gören” sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi “müşteki”, 89’u tutuklu, 7’si firari, 5’i “müşteki sanık” olmak üzere toplam 402 kişi “sanık” olarak bulunuyor.

İddianamede yer alan “örgüt” şemasında, tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun “örgüt elebaşı”, tutuklu Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu’nun da “örgüt yöneticisi” olduğu iddia ediliyor.

İMAMOĞLU’NUN 2 BİN 430 YIL 6 AYA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun “suç işleme amacıyla örgüt kurmak”, “kişisel verilerin kaydedilmesi”, “kişisel verileri ele geçirme ve yayma”, “suç delillerini gizleme”, “haberleşmenin engellenmesi”, “kamu malına zarar verme”, “rüşvet”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “irtikap”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “ihaleye fesat karıştırma”, “çevrenin kasten kirletilmesi”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet” ve “Maden Kanunu’na muhalefet” suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş’in 48 kez “rüşvet”, “rüşvet alma”, “rüşvet verme”, 55 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 39 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, 8 kez “suç gelirlerini aklama”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “irtikap”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “haberleşmenin engellenmesi” suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun’un “rüşvet”, 53 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 33 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile “suç gelirlerini aklama” suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız’ın “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin’in “rüşvet”, “zincirleme şekilde rüşvet”, “irtikap” ve “suç gelirlerini aklama” suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu’nun “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç gelirlerini aklama”, “evrakta sahtecilik”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün’ün “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme” suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili bilgi veren sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez “rüşvet alma”, 2 kez “irtikap”, “kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın ise 7 kez “rüşvet alma” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

BİRLEŞEN DOSYA 

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli’nin “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme” ile “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 9 yıl 8’er aydan 31 yıl 8’er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

İLK DURUŞMADAN BU YANA 51 SANIK TAHLİYE OLDU

Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş. çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB’de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB’de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB’de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney’in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu