JD Vance Avrupa Birliği’ni Macaristan seçimlerine müdahaleyle suçlayıp seçimlere müdahale etti
Bağımsız anketlerin Orbán’ın açık ara kaybedebileceğini gösterdiği seçimden sadece birkaç gün önce Vance’in Budapeşte ziyareti, Trump’ın MAGA hareketinin deneyimli Macar milliyetçi liderin yeniden seçilmesini ne kadar kritik gördüğünü ortaya koyuyor.
Öte yandan Vance’in Brüksel’e yönelik eleştirilerinin, Trump’ın İran’a karşı savaşı ve diğer politikaları nedeniyle zaten tedirgin olan Avrupa liderleri ile Washington arasındaki ayrılıkları daha da derinleştirmesi bekleniyor.
Vance bir basın toplantısında, “Bu ülkede yaşananlar, bu seçim kampanyası sırasında olanlar, şimdiye kadar gördüğüm ya da hakkında okuduğum en kötü yabancı seçim müdahalesi örneklerinden biri,” dedi.
“Brüksel’deki bürokratlar Macaristan ekonomisini yok etmeye çalıştı. Macaristan’ı enerji açısından daha bağımlı hale getirmeye çalıştılar. Macar tüketiciler için maliyetleri artırmaya çalıştılar ve bunu sadece bu adamdan (Orbán) nefret ettikleri için yaptılar.”
Pazar günü yapılacak seçimler öncesinde Budapeşte’ye yaptığı ziyaret, Orbán’ın rakibi Peter Magyar tarafından “yabancı müdahale” uyarısıyla eleştirilen Vance, diğer Avrupa ülkelerinin de Orbán’ın enerji politikalarını örnek alması gerektiğini söyledi.
Ancak bunun Rus petrolü ve gazı ithalatına mı atıf yaptığı net değil. Orbán, Ukrayna savaşına rağmen Moskova ile iyi ilişkilerini sürdürmüş ve Rus enerjisinin Macaristan için hayati olduğunu savunmuştur.
Avrupa Komisyonu ise Vance’in açıklamalarına ilişkin yorum talebine hemen yanıt vermedi.
“Ahlaki iş birliği!”
Trump, 62 yaşındaki Orbán’ı daha önce “gerçekten güçlü ve kudretli bir lider” olarak açıkça desteklemişti. Vance de enerji politikalarından Ukrayna savaşına kadar birçok konuda Macar lideri övdü.
“Buradayım çünkü iki ülke arasındaki ahlaki iş birliği var. Viktor’un liderliğinde Macaristan ile Trump’ın liderliğindeki ABD birlikte Batı medeniyetinin savunusunu temsil ediyor.”
16 yıllık iktidarın ardından kariyerinin en zorlu seçim sürecini yaşayan Orbán ise Trump döneminde Macaristan-ABD ilişkilerinde “altın çağ” yaşandığını söyledi.
Orbán’ın “illiberal demokrasi” olarak tanımladığı yönetim anlayışı, Trump dönemi Amerika’sının temel özelliklerini yansıtıyor: sert göç karşıtı politikalar, liberal normlara mesafe, uluslararası kurumlara karşı duruş ve medya, üniversiteler ile sivil toplum kuruluşlarına yönelik eleştiriler. Orbán, 2016’da Trump’ı destekleyen ilk Avrupalı lider olmuştu.
Orbán uzun süredir Ukrayna başta olmak üzere birçok konuda Avrupa Birliği ile anlaşmazlık yaşıyor. Ukrayna’ya silah göndermeyi reddetti, AB’nin Kiev’e yönelik 90 milyar euroluk kredi paketini engelledi ve Ukrayna’nın asla Birliğe katılamayacağını savundu.
Ayrıca AB ve Ukrayna’yı seçimlere müdahale etmeye çalışmakla suçlayan Orbán, Ukrayna’nın Macaristan’ın enerji tedarikini sabote etmek istediğini iddia etti. Kiev ise bu iddiaları reddediyor.
Vance’in gelişinden önce X’te paylaşım yapan ve bağımsız anketlere göre seçimleri kazanma ihtimali bulunan merkez sağ Tisza partisinin lideri Peter Magyar ise yabancı müdahaleye karşı uyarıda bulundu:
“Bu bizim ülkemiz. Macaristan’ın tarihi Washington’da, Moskova’da ya da Brüksel’de değil; Macaristan’ın sokaklarında ve meydanlarında yazılır.”