Program değil Saray’ın tercihi

Üstelik tek haneli enflasyon vaadi bir kez daha ileri tarihe taşındı. Yeni programa göre enflasyon 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 olacak ve ancak 2029 sonunda yüzde 9’a inecek. Yani iktidarın üç yıl önce 2026 için verdiği tek haneli enflasyon sözü şimdi 2029’a ertelendi.

İŞSİZLİK YARATAN EKONOMİK MODEL

Şimşek yönetiminin ilk OVP’sinde 2026 yılı için 34 milyon 381 bin kişilik istihdam öngörülmüş, üç yılda 2 milyon 727 bin kişilik yeni istihdam yaratılacağı hesabı yapılmıştı. Yeni OVP’de ise 2026 istihdamının yaklaşık 32 milyon 579 bin kişide kalacağı görülüyor. Buna göre önceki programda vaat edilen istihdam seviyesinin yaklaşık 1,8 milyon kişi altında kalınacak.

Daha çarpıcı olan ise istihdamdaki durgunluk. OVP, uygulanan dezenflasyon programı ve sıkı finansal koşullar altında 2025 yılında toplam istihdamın yalnızca 54 bin kişi arttığını, 2026’nın ilk yarısında ise mevsim etkilerinden arındırılmış istihdamın 77 bin kişi azaldığını kabul ediyor. Program, 2026 yılının tamamında da istihdamın ancak ‘sınırlı şekilde’ artacağını öngörüyor.

Buna rağmen işsizlik oranının gerilemesi iktidar tarafından başarı göstergesi olarak sunuluyor. Oysa aynı dönemde işgücüne katılım da düşüyor. Başka bir ifadeyle işsizliğin azalmasının bir bölümü yeni iş yaratılmasından değil, insanların işgücü piyasasının dışına çıkmasından kaynaklanıyor. Yeni OVP önümüzdeki üç yılda istihdamın yıllık ortalama 711 bin kişi artacağını ve işsizliğin 2029’da yüzde 7,6’ya ineceğini öngörüyor. Yirmi yıldır programlarda tekrarlanan “istihdamı artırma” hedefi böylece bir kez daha gelecek yıllara bırakılıyor.

FATURANIN ADRESİ YİNE EMEKÇİ OLDU

Rejimin yarattığı güvensizlik ortamı nedeniyle ülkeye doğrudan yabancı sermaye girişinin yavaşladığı, aksine ülkeden dışarıya doğrudan yabancı sermaye çıkışının hızlandığı bir dönemde, Türkiye’nin dış ticaret açığı, dolayısıyla da cari işlemler açığı hızla büyüyor. OVP’deki iyimser tahminlere göre bile bu yıl dış ticaret açığının 92,2 milyar dolardan 105 milyar dolara, cari işlemler açığının da 30,3 milyar dolardan 47,5 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

2027 yılında da 105 milyar dolar dış ticaret açığı ve 38,5 milyar dolar cari işlemler açığı verileceği tahmin ediliyor. 2027 yılında dış ticaret açığının yerinde sayması ve cari işlemler açığının 9 milyar dolar küçülmesi için döviz kurunun enflasyon kadar artmasına izin verileceği anlaşılıyor.

Programda “vergilemede adalet” ve kayıt dışılıkla mücadele vurgusu yapılırken programın kendi rakamları önümüzdeki üç yılda toplam vergi yükünün artacağını gösteriyor. Sosyal güvenlik primleri dahil vergi yükünün milli gelire oranı 2026’da yüzde 24,3 olarak tahmin edilirken bu oranın 2027’de yüzde 24,8’e, 2028’de yüzde 24,9’a ve 2029’da yüzde 25,1’e çıkması öngörülüyor. Sosyal güvenlik primleri hariç vergi yükü de aynı dönemde yüzde 17,4’ten yüzde 18,4’e yükseliyor.

HER DÖNEMİN TEK KAZANANI

İktidarın halkı yanıltmak için kurduğu tüm süslü cümleler, vaat setleri bir gerçeği saklamaya yetmiyor. Aradan geçen 25 yıl boyunca Türkiye ekonomisinde istikrarını sürdüren birkaç başlık var. Ekonomi sürekli büyüyor. Bundan nemalananlar da belli. Türkiye dünyanın dolar milyarderleri listesine her yıl daha çok isimle yer alıyor.

Emeğin milli gelirden aldığı pay sürekli düşüyor. Türkiye’nin yüzde 20’si toplam gelirin yüzde 50’sinden fazlasının üzerinde oturuyor.

Enflasyon bir servet transferi enstrümanı olarak sürekli iktidarın elinde. Yoksulluk kalıcı hale geldi. Adına ne denirse denilsin artık toplumun tüm kesimleri tarafından kabul edilen bir gerçek var: AKP iktidarının attığı her adım yüzde 20’lik mutlu azınlık için. Son açıklanan OVP bu durumu bir kez daha ispatlamış oldu.

∗∗∗

OVP’YE TEPKİLER YAĞDI: HEDEFLERİN İNANDIRICILIĞI YOK

Açıklanan Orta Vadeli Program’a (OVP) yönelik tepkiler sürüyor. Muhalefet, ekonomistler ve meslek örgütleri, programın Türkiye’nin yapısal ekonomik sorunlarına çözüm üretmediğini ve hedeflerin gerçekçi olmadığını belirtti. CHP’li Türeli, OVP hedeflerine artık kimsenin inanmadığını söylerken ekonomist Çelik önceki programlarda yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi hedefinin seçim öncesinde yeni OVP’den çıkarılmasına dikkat çekti. İktisatçı Mutlu ise gıda, enerji, barınma ve işsizlik sorunlarına çözüm sunulmadığını vurguladı. Mustafa Sönmez de OVP’nin geçmişte olduğu gibi gerçekleşmesi zor hedefler içeren bir “niyet mektubuna” dönüştüğünü ifade etti. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) ise köprü ve otoyol özelleştirmelerine tepki gösterdi.

CHP’Lİ TÜRELİ: HİÇ KİMSE İNANMIYOR

CHP’li Rahmi Aşkın Türeli, OVP’de yapısal sorunlara yönelik somut bir çözüm bulunmadığını belirterek programın hedeflerinin inandırıcılığını yitirdiğini söyledi. Ekonomide ortalama büyüme hedefinin yüzde 3,8 olarak belirlendiğine dikkat çeken Türeli, 2026 için daha önce 22,3 milyar dolar olarak öngörülen cari açığın 47,5 milyar dolara çıkarıldığını aktardı. İstihdam hedefinin 33,3 milyondan 32,6 milyona düşürüldüğünü belirten Türeli, tek haneli enflasyon hedefinin de 2029’a ötelenmesini eleştirdi.

AZİZ ÇELİK: TES HEDEFİ OVP’DEN ÇIKARILDI

Çalışma yaşamı uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, önceki üç OVP’de yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) hedefinin yeni programda bulunmadığına dikkat çekti. Çelik, TES’in kamuoyunda yarattığı tepkinin ardından programdan çıkarıldığını ve bunun seçim hazırlığı olduğunu söyledi. Enflasyon hedeflerinin de geçmiş OVP’lerde sürekli revize edildiğini vurgulayan Çelik, 2026 için daha önce yüzde 8,5 olarak öngörülen enflasyonun yüzde 28,4’e yükseltildiğini, 2027 hedefinin ise yüzde 7’den yüzde 21’e çıkarıldığını hatırlattı.

İKTİSATÇI MUTLU: TEMEL KRİZLERE ÇÖZÜM YOK

İktisatçı İnan Mutlu, yeni OVP’nin Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarına çözüm getirmediğini belirtti. Mutlu, gıda, enerji ve barınma krizleri ile işsizliğe ilişkin somut politikaların programda yer almadığını söyledi. Ekonomik sorunların her geçen gün derinleştiğine dikkat çeken Mutlu, OVP’nin hangi sorunu çözmeyi hedeflediğinin belirsiz olduğunu ifade ederek iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi.

MUSTAFA SÖNMEZ: OVP BİR NİYET MEKTUBU

İktisatçı Mustafa Sönmez, OVP’nin yasal olarak üç yıllık ekonomik yol haritası niteliğinde olduğunu ancak aynı zamanda yabancı yatırımcılara yönelik bir “niyet mektubu” olarak da değerlendirilebileceğini belirtti. Geçmiş OVP’lerde açıklanan hedeflerin büyük ölçüde tutturulamadığını söyleyen Sönmez, yeni programın da kendi içinde çelişkiler barındırdığını ve ekonomik aktörler tarafından ciddiye alınmasının zor olduğunu ifade etti.

∗∗∗

İMO: ULAŞIM KÂR ALANINA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ

İMO Adana Şubesi Başkanı Hıdır Çak, köprü ve otoyolların 30 yıllığına özel şirketlere işletme hakkının verilmesini eleştirerek ulaşım altyapısının kamu hizmeti ve kamu yararı gözetilerek işletilmesi gerektiğini belirtti. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2025’te 28,6 milyar TL’lik öz gelirinin yüzde 82,5’inin yol, köprü ve tünel geçiş ücretlerinden oluştuğuna dikkat çeken Çak, bu gelirlerin özel şirketlere aktarılmasının kamu zararına yol açacağını söyledi. Deprem riski ve altyapının bakım-onarım ihtiyacına da dikkat çeken Çak, özelleştirme politikalarından vazgeçilmesi çağrısı yaptı.

Başa dön tuşu