Petrol büyük endişe, Türkiye için risk 28 milyar dolar

Orta Doğu’da çatışmaların uzayacağı endişesi Brent petrolü yeniden 97 doların üzerine taşırken, Hürmüz Boğazı’ndaki olası yeni aksamalara ilişkin risk büyüyor. Ham petrolde yaklaşık yüzde 83 oranında ithalata bağımlı olan Türkiye açısından yüksek petrol fiyatları bir taraftan enerji ithalat faturasını ve cari açığı artırırken, diğer taraftan akaryakıt, taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyonu yeniden artırma riski taşıyor. Savaşın uzaması ve sevkiyatın daha fazla aksaması halinde gündeme gelen 120 dolarlık stres senaryosu ise Türkiye ekonomisindeki maliyetin milyarlarca dolar büyümesi anlamına geliyor.

TEMMUZ’DAN SONRA REKOR

Orta Doğu’da ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanması petrol piyasasında savaş fiyatlamasını güçlendirdi. İran’ın ABD’nin yeni saldırılarına karşılık vereceğini açıklamasının ardından Brent ham petrolün varil fiyatı yüzde 0,35 artışla 97,34 dolara yükselirken, ABD Batı Teksas türü ham petrolü WTI yüzde 1,26 değer kazanarak 92,63 dolara çıktı. Brent bir önceki seansta 24 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesini görürken piyasaların odağında küresel petrol taşımacılığının en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı bulunuyor. ANZ analisti Daniel Hynes ise son gelişmelerin ABD ile İran arasında daha uzun süreli bir çatışma ihtimalini artırdığına dikkat çekerken, Basra Körfezi’nden petrol arzının 2026’nın geri kalanında kısıtlı kalabileceği görüşünü dile getiriyor. Savaş öncesindeki petrol akışına tam dönüşün ise 2027’nin ilk çeyreğinin sonu veya ikinci çeyreğin başından önce gerçekleşmeyebileceği değerlendiriliyor.


Akaryakıt fiyatlarındaki artış vatandaşın cebini zorlamaya devam ediyor. Fotoğraf AA

80 DOLAR ÖNGÖRÜSÜ

Deniz taşımacılığındaki aksaklıkların daha uzun sürebileceğini öngören Goldman Sachs da fiyat tahminlerini yukarı çekmiş durumda. Banka, Aralık 2026 için Brent petrol beklentisini 5 dolar artırarak 85 dolara, WTI tahminini ise 80 dolara yükseltti. 2027 tahminleri Brent için 80 dolar, WTI için 75 dolar olarak açıklandı. Ancak piyasadaki temel risk baz senaryodan daha sert bir arz kesintisinin yaşanması. Goldman Sachs’ın daha önce yaptığı stres senaryosu değerlendirmesinde, bölgedeki gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve petrol sevkiyatında daha büyük kayıplar oluşması halinde Brent petrolün 120 dolara kadar çıkabileceği uyarısı yapılmıştı.

FATURA KABARACAK MI?

Uzmanlara göre petroldeki yükseliş Türkiye açısından doğrudan ithalat faturasına yansıma anlamına geliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye 2025 yılında 6,68 milyon ton ham petrol üretirken 31,94 milyon ton ham petrol ithal etti. Bu tablo ise ham petrolde ithalata bağımlılığın yaklaşık yüzde 83 düzeyinde olduğunu gösteriyor. Analistlere göre Türkiye’nin 2025 yılındaki 31,94 milyon tonluk ham petrol ithalatı yaklaşık 234 milyon varile karşılık geliyor. İthalat miktarının aynı kaldığı teorik bir hesapta petrolün yıllık ortalama 97 dolar seviyesinde bulunması ise yaklaşık 22,8 milyar dolarlık ham petrol maliyeti yaratıyor. Ortalama fiyatın 120 dolara çıkması halinde ise aynı miktardaki petrolün bedeli yaklaşık 28,1 milyar dolara ulaşıyor.

CARİ AÇIK ARTACAK MI?

Uzmanlara göre Türkiye açısından ikinci risk ise fiyat artışının akaryakıtla sınırlı kalmaması. Petrol fiyatındaki yükseliş benzin ve motorinin yanı sıra taşımacılık, tarım, sanayi, lojistik, hava yolu ulaşımı, petrokimya ve birçok üretim sürecinin maliyetini doğrudan etkiliyor. Olası riskleri yorumlayan İktisat ve Ekonomi Uzmanı Baslar Yurtsever ise “Türkiye açısından riskin ilk ayağını bu nedenle cari açık oluşturuyor. Yılın ilk yedi ayında ithalat yüzde 4,7 artarak 222,1 milyar dolara ulaşırken ihracat 161,5 milyar dolar seviyesinde kaldı. Petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalması, enerji ithalatına ödenen dövizi artırarak dış ticaret ve cari denge üzerindeki baskıyı büyütebilir” diyor.

Başa dön tuşu