Küresel piyasalarda deprem! Türkiye ekonomisi nasıl etkilenecek?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş küresel piyasaları sarsmaya devam ederken, hammadde ve gıdaya erişimde olası kriz endişeleri giderek büyüyor. Savaşın tetiklediği gelişmeler enerji fiyatlarından gübreye, petrokimya hammaddelerinden navlun maliyetlerine kadar uzanan geniş bir zincirde sarsıntı yaratırken, bu durum yalnızca emtia piyasalarını değil sanayi üretimi, ticaret ve finansal dengeleri de etkiliyor. Küresel ölçekte yaşanan dalgalanmanın Türk ekonomisi üzerinde de çok katmanlı bir baskı oluşturabileceği de belirtiliyor. Analistler, savaşın uzaması halinde küresel emtia piyasalarında Kovid-19 döneminden bu yana en büyük şoklardan birinin yaşanabileceğinin altını çiziyorlar.


Brent petrolün 100 doların üzerinde kalıcı olması, hem cari açık hem de enflasyon üzerinde yeni bir maliyet baskısı yaratabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor.

YÜZDE 30’LUK ARTIŞ

Savaşın en sarsıcı etkisi ise enerji piyasalarında görülüyor. 28 Şubat’ta başlayan saldırılar sonrasında petrol fiyatları kısa sürede yaklaşık yüzde 28 yükselirken, Avrupa’nın referans doğalgaz fiyatı olan TTF kontratları ise yüzde 30’a yakın artış gösterdi. İlk aşamada Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından önerilen 300 ila 400 milyon varillik stratejik petrol rezervi salımı piyasaları sakinleştirmeyi hedeflerken, bu hamle petrol fiyatlarını geçici olarak 86 dolar seviyesine kadar geriletmişti. Ancak Umman’ın petrol terminalini boşaltması ve Basra açıklarında tanker saldırılarının yaşanması enerji piyasaları yeniden sert dalgalandı. Hürmüz Boğazı’ndaki riskin artmasıyla Brent petrolü tekrar 100 doların üzerine çıktı.

POLİETİLEN TEDARİK SORUNU

Küresel arenada petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş yalnızca yakıt maliyetlerini değil; plastik, gübre, kimyasal ve tarımsal üretimin temel girdilerini de doğrudan yukarı çekmeye başladı. Petrol rafinasyonunun önemli yan ürünlerinden biri olan nafta fiyatları yüzde 32 artarak ton başına 715 dolara kadar yükseldi. Nafta, petrokimya sektöründe plastik üretiminin temel hammaddelerinden biri olduğu için bu artış polimer fiyatlarına da yansımaya başladı.

GIDA FİYATI ETKİLENİR

Enerji fiyatlarındaki yükseliş tarım piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Alternatif enerji üretiminde kullanılan yağlı tohumlar değer kazanırken, soya fasulyesi fiyatları kile başına 12 dolara yaklaşmış durumda. Asıl alarmın çaldığı alan ise gübre piyasası. Küresel ticarette yer alan ürenin yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı üzerinden taşınırken, bölgede yaşanan sevkiyat aksaklıkları fiyatları hızla yukarı çekti. Savaşın başlamasından bu yana üre fiyatları yüzde 35’e kadar yükselmiş durumda. Gübre maliyetlerindeki bu artışın ise önümüzdeki sezon küresel gıda fiyatlarını doğrudan etkileyebilecek yeni bir baskı dalgası yaratabileceği belirtiliyor. Öte yandan gübre üretiminin temel hammaddelerinden biri olan kükürt piyasasında da ciddi bir sıkışma yaşanıyor. Çin’de kükürt fiyatları savaşın başlamasından bu yana yüzde 15 artarak ton başına 4 bin 650 yuan seviyesine ulaştı. Kükürt yalnızca gübre üretiminde değil, metal işleme ve kimya sanayii için de kritik bir girdi olarak kullanılıyor.

TÜRKİYE İÇİN RİSKLER

Mevcut jeopolitik risklere Türkiye açısından bakıldığında enerji fiyatları en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji ithalatı yıllık ortalama 60 milyar dolar civarında seyrediyor. Petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artışın Türkiye’nin cari açığına yaklaşık 2,6 milyar dolar ek yük getirdiği hesaplanıyor.

TALEP DARALMASI OLUR

Savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki bir diğer etkisi ise ticaret kanallarında görülüyor. Özellikle Orta Doğu, Türkiye’nin gıda ihracatı açısından en önemli pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Türkiye’nin hububat ihracatının yüzde 32,6’sı, süt ve süt ürünleri ihracatının ise yaklaşık üçte biri bu bölgeye yapılıyor. Sektör temsilcileri, çatışmanın uzaması halinde talep daralması, artan navlun ve lojistik maliyetleri nedeniyle ihracatın karlılığının zayıflayabileceği uyarısında bulunuyor. TİM Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar Sektör Kurulu verilerine göre Orta Doğu pazarında yaşanabilecek yüzde 10’luk bir daralma, Türkiye’nin hububat ihracatında yaklaşık 400 milyon dolarlık kayıp anlamına geliyor.

Küresel piyasalarda deprem! Türkiye ekonomisi nasıl etkilenecek? - Resim : 2
Motorinde uygulanan eşel mobil mekanizmasına rağmen, petrol fiyatlarındaki yükseliş eğrisini sürmesi, fiyat artışlarının doğrudan pompaya yansıma ihtimalini doğuruyor.

HEM RİSK HEM FIRSAT

Analistler savaşın uzaması halinde küresel emtia piyasalarında Kovid-19 döneminden bu yana en büyük şoklardan birinin yaşanabileceğine dikkat çekerken, Kamuoyu Araştırmacısı Volkan Tebrizcik ise, “Küresel ekonomide ortaya çıkan bu tablo Türkiye açısından hem risk hem de fırsatlar barındırıyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş üretim maliyetlerini artırırken, bazı sanayi ürünlerinde oluşabilecek arz boşlukları ihracat açısından yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak savaşın uzaması durumunda enerji, gıda ve hammadde fiyatlarında yaşanabilecek yeni bir yükseliş dalgası hem küresel hem de ülke ekonomisinde maliyet baskısını yeniden artırabilir” diyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu