Tahliye çıkmadı, duruşma eylüle ertelendi

DURUŞMADAN | 
21.00 | Mahkeme, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında tutukluluk halinin devamına karar verdi. TELE1 ile ilgili taleplerin reddine karar verildi. Ekrem İmamoğlu, “Bunlar tırıvırı hepsi  geçecek” dedi. Dava 29 Eylül’e ertelendi.

19.37 | Hüseyin Gün savunmasına başladı. Savunmasına “Hiçbirimiz casus değiliz” diyerek başlayan gün, “Casus değilim, casusluk faaliyetinde hiç bulunmadım. Bugüne kadar devletim için mücadele verdiğim de kanıtlanmıştır. Daha fazla bu konunun derinine inmeyeceğim, gerekirse gizli celsede anlatabilirim” ifadelerini kullandı.

18.31 | Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından mahkeme heyetinin Hüseyin Gün’ü dinlemesi ve duruşma sonunda ara kararını açıklaması bekleniyor.

17.55 | İmamoğlu’nun savunması sona erdi. 

16.30 | Ekrem İmamoğlu, savunma yapmak üzere kürsüye geldi. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, “Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum” dedi. 

Bu davalarda “hukuk cinayetleri” yaşandığını söyleyen İmamoğlu, “Hukuksuzluk triatlonu için de mücadelemi sürdürüyorum” ifadelerini kullandı. 

İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada görülen dava, bu davaların içindeki en ibret verici olanlardan birisi. Çünkü bugün hayatı boyunca, gerçekten hem evine, yuvasına, ailesine, doğduğu şehirden yaşadığı şehre bu milletin iyi, güzel insanlar olduğuna inançla iyi işler yapmaya gayret eden, hayatını buna adamış bir insan olarak ve İstanbul’un, 16 milyonluk İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş, o yine milyonlarca insanın oyuyla, hem de İstanbul tarihinde en fazla oy alarak seçilmiş bir belediye başkanı olarak 15,5 milyon insanın da… Bugün belki de Avrupa’da bu sayıda ülke nüfusu olan ülke sayısı azdır. 15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin.

Casusluk, ağır bir itham. Yani bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize, casusluk!

“İDDİANAMEYİ OKUMAYA İHTİYAÇ BİLE DUYMADIM”

Burada ilk celsede, ilk burada bulunduğumuzda hem sanıklar hem avukatları açıklamalar yaptı. Birtakım sunumlar oldu vesaire. Yani iddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim. Bir özetini okumuştum. Zaten benimle ilgili bir fotoğraftan ibaret bir iddianame. Düşünebiliyor musunuz, bir ziyaretle bir fotoğraflarla ortaya konmuş bir iddianame. Yani beni beş dakikalığına ziyaret eden, Allah rahmet eylesin, bir hanımefendinin ve manevi oğlu diye kendini tanıtan bir iş insanının, Hüseyin Gün’ün beni ziyareti, beş dakikalık görüntüsü, beş dakikalık ziyaretle bir görüntüsüyle iddianamede benimle ilgili olan kısım.

Bu manada dedim ya milletin vergisiyle hizmetler yapan, millet milyonların gözü önünde yürütülen siyasi mücadele, şeffaflıkla geçen bir kamu hayatı… Bugün bu soyut iddialar ve hayal ürünü senaryolarla sözüm ona bize leke sürmeye çalışan bir zihniyet. Tümüyle menfaat zihniyeti olduğunu da biliyorum bu arada, onu da birazdan değineceğim. Bu menfaat zinciri içerisinde olan ve bu metni kaleme alan bu zihniyet, casusluk gibi ağır bir suç isnadıyla beni burada mahkemeye taşımış oldu. Şu soruyu sormak lazım: Milletin iradesinden korkup siyasete müdahale etmek, canı isteyince seçimi iptal etmek, canı isteyince kurultay iptal etmek, sözde sıkıntı çıkaranı cezaevine yollamak, işte bugün kendini ‘devlet aklı’ diye tanımlayan o vasat zihniyetin bu ülkeye yaşattıklarıdır.”

“RAKİBİNDEN KORKARAK İNSANLARA ZULMEDEN BİR ANLAYIŞ”

Bugün adalet sisteminin çok yönlü eleştiri altında olduğu ve her kuralın yerle bir edildiği bir ortamda ne AYM kararları, ne AİHM kararları, ne başka unsurların asla en doğru şekilde analiz edilmediği ve detaylı bir şekilde değerlendirilmediği bir Türkiye’de yaşadıklarını kaydeden İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Ben de buradayım, Silivri’deyim. Benimle beraber seçilmiş bir milletvekilinin hapis yattığını ve her gün onunla dertleşmek zorunda kaldığım bir ortamdayım. Can Atalay’dan bahsediyorum. Ve tabii birçok arkadaşım var yine Silivri’de, bu şekilde hakkının, hukukunun elinden çalındığı, özgürlüğünün çalındığı bir ortam. Ya da Edirne’de Selahattin Demirtaş. Ve bunun gibi aslında birçok hukuksuzluğun insanları mahkum eden ve özellikle siyasi saiklerle, rakibinden korkarak insanlara zulmeden anlayışın sona erdirilmesi mücadelesinde onun için kendimizi güçlü hissediyoruz ve güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.”

MİT Başkanı İbrahim Kalın’a seslenen İmamoğlu, “Niye konuşmuyorsun? Ne için tek yazı yazamıyorsun? Ekrem İmamoğlu casus mu değil mi? Merdan Yanardağ casus mu değil mi? Necati Özkan casus mu değil mi?” ifadelerini kullandı.

15.05 |  Ara sona erdi, duruşma başladı. Necati Özkan’ın avukatı Kazım Yiğit Akalın savunmasına başladı. Avukat Akalın, mahkeme başkanına seslenerek, “Sabah 9 akşam 18.00 sizinle HTS kaydı veriyoruz. Aynı yerden baz vermek esasen bir delil değil” dedi. Akalın, casusluk davasının ek klasörlerinde Hüseyin Gün ile Necati Özkan’ın HTS kayıtları incelendiğinde Balıkesir’de buluştuklarının iddia edildiğini söyledi ve iki ismin aynı yıl içinde Balıkesir’e hiç gitmediklerini belirtti.

Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) yazı yazdıklarını belirten Akalın, “Ne cevap gelecek merakla bekliyoruz” dedi. Akalın, Hüseyin Gün’ün casus olarak suçlandığını ancak bu suçlamayla karşılaşan birinin telefonunun şifresini vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna vurgu yaptı. “Casus olarak İmamoğlu’yla görüşmeye annesiyle gidiyor” diyen Akalın, İmamoğlu’nun Gün’e yarım saat bile ayırmadığını ifade etti. Akalın ayrıca, “Bize seçim kazandırıyor ama iş vermiyoruz öyle bir casusumuz var” dedi.

Avukat Akalın, Hüseyin Gün’ün 6 yıl boyunca casusluk yaptığının iddia edildiğine vurgu yaparak  “Jandarma istihbarat uyumuş, emniyet istihbarat uyumuş, MİT uyumuş. Bir tane uyuşturucu müptelası kardeş sayesinde casus ortaya çıkmış. Bunu söylemeye utanmaz mı insan?” ifadelerini kullandı.

14.00 | Duruşmaya ara verildi. 

13.40 | Necati Özkan savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirterek, “İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık” ifadelerini kullandı.

Özkan, “Hani savcılar Türk milleti adına iş yapıyordu? Hani sadece sanık aleyhine değil, lehe de delil toplanıyordu? Neresi burası? Hangi siyasi emeller için bu ülkenin temelleri tehlikeye atılabilir? Hepimiz bu dünyadan göçeceğiz, geriye kanun ve devlet kalacak” diyerek dava sürecine tepki gösterdi.

13.34 | Ekrem İmamoğlu diploma davasının beşinci duruşmasının sona ermesinin ardından casusluk davasının görüldüğü duruşma salonuna geldi. CHP lideri Özgür Özel de davanınm görüldüğü salondaki yerini aldı.

12.10 | Yanardağ’ın savunması sona erdi.

11.30 | Duruşma, tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

Yanardağ, bir partiye oy vermenin iddianamede “suç” olarak nitelendirildiğini söyleyerek bu iddianameye göre tüm siyasi partilerin yargılanması gerektiğini ifade etti.

Yanardağ, “Bu davadan bir ceza çıkarsa Türkiye’deki herkes casusluktan yargılanabilir. Bu anlayışa göre sosyal medya araştırması yapan firmalar, siyasi partiler ve mevcut iktidara karşı muhalefet yapmak suç demektir” ifadelerini kullandı.

Hangi devlet için çalıştıklarının ya da hangi gizli belgeyi ele geçirdiklerinin iddianamede yer almadığını belirten Yanardağ, “Bu iddianame diyor ki casusluk için yabancı bir devlete veya istihbarat örgütüne gerek yok. Böyle bir şey olabilir mi?” ifadelerini kullandı.

11.25 | İmamoğlu salondan ayrıldıktan sonra mahkeme başkanı tanık beyanlarına ilişkin duruşma savcısına görüşünü sordu.

Devam edilen casusluk davasının duruşmasında ise cumhuriyet savcısı, çeşitli kurumlardan istenilen evrakların dönüşünün beklenmesini ve sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

11.15 | İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, duruşmada söz alarak, İmamoğlu’nun diploma davasıyla bu davanın aynı saate denk geldiğini belirtti. Diploma davasında bekledikleri evrakın mahkemeye geldiğini söyleyen Demir, İmamoğlu’nun o davada söz konusu evrakla ilgili konuştuktan sonra bu duruşmaya getirilmesini talep etti.

Mahkeme heyetinin talebi kabul etmesi üzerine İmamoğlu, jandarma ekiplerince alt kattaki salonda görülen diploma davasının duruşmasına götürüldü.

10.47 | Saat 10.00’da başlaması gelen duruşma gecikmeli olarak saat 10.47’de başladı.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede suç tarihinin 2019-2025 yılları olduğu belirtiliyor.

İddianamede, Gün’ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı iddia ediliyor.

Bu verileri dolaylı olarak Özkan’ın temin ettiği, Gün’ün beyanına göre Özkan’ın başta “ibb.gov.tr” olmak üzere belediyeye ait çok sayıda elektronik posta adresini ve şifresini İmamoğlu’nun talimatıyla “Ostin” adlı internet aleminin yeraltı olarak nitelendirilen dijital ortamına aktardığı anlatılan iddianamede, Gün’ün, “Ostin”deki elektronik posta adresi ve şifrelerle belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ile iç yazışmaları başta olmak üzere posta içeriklerindeki datalara eriştiği savunuluyor.

İddianamede, İmamoğlu’nun imzasıyla Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilen 19 Nisan 2019 tarihli yazıda dışarıdan belirlenecek 3 uzman ve 2 belediye müfettişinin tüm datalara erişme, inceleme yapma ve kopyalama yetkisinin verildiği aktarılarak, “Bu hususun da özellikle seçim çalışmalarında yabancı istihbarat servislerine data sağlamak maksadıyla gerçekleştiği, bahse konu veriler üzerinden yabancı istihbarat servisleri güdümünde bahse konu veriler üzerinden analiz işlemi yapıldığı, analiz sırasında kişiler arasındaki gizli veya özel verilere erişim sağlandığı anlaşılmıştır” ifadelerine yer veriliyor.

İstihbarat servisi elemanlarından elde edilen verilerin aktarımının hiyerarşik silsile içinde Gün, Özkan ve İmamoğlu arasında sağlandığının öne sürüldüğü iddianamede, “Geçmiş dönemde kamuoyuna yansıyan ‘İBB 2019 veri kopyalama’ sürecinin gündemden kaldırılması amacıyla yabancı istihbarat servisi elemanı Aaron Barr, Özkan ve Gün adlı kişilerin müşterek hareket ederek algı faaliyetlerinde bulundukları ve bu durumun gündemden düşürülmesi maksadıyla çalışma yaptıkları belirlenmiştir. Bu çalışmayı da yine İmamoğlu talimatıyla gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır” değerlendirmesinde bulunuluyor.

İddianamede, “Mevcut deliller ve itirafçı beyanı ele alındığında Ekrem İmamoğlu’nun hiyerarşi silsilesi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerini, mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktardığı, takibi süreçte siyasi maksatlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bu iştirakin Özkan ve Gün’le birlikte gerçekleştirildiği tespit edilmiştir” ifadeleri yer alıyor.

Devletin güvenliği veya siyasal yararları ile yakından ilgili olan ve elde edilmeleri bu değerleri tehlikeye sokabilecek mahiyet taşıyan İBB veri tabanındaki özünde sır niteliğinde olan bilgilerin, internetin karanlık platformuna İmamoğlu’nun talimatıyla Özkan tarafından yüklendiği iddia ediline iddianamede, şunlara yer veriliyor:

“Tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazışmalarına erişim sağlanarak ‘siyasal casusluk’ suçunun tam anlamıyla tanımına uyacak şekilde, devletin yönetilmesi, yönetme yetkisinin kullanılması ve idaresiyle ilgili bilgilerin bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları doğrultusunda yabancı bir devlet yararına, Türkiye Devleti’nin, vatandaşlarının veya Türkiye’de ikamet etmekte olanların zararına olarak toplandığı anlaşılmıştır. Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında ‘siyasal casusluk’ suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır.”

Ayrıca iddianamede İmamoğlu, Gün, Özkan ve Yanardağ’ın “siyasal casusluk” suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Başa dön tuşu