Nil’den Fırat’a Restleşme! Doğu Akdeniz’de ittifak satrancı
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, yalnızca kara ve hava sahasında değil, Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne uzanan geniş bir jeopolitik hattı doğrudan etkileyen çok katmanlı bir krize dönüştü. Çatışmanın hemen öncesinde ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin “Tevrat’a göre Nil’den Fırat’a uzanan topraklar İsrail’e aittir” sözleri ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Akdeniz merkezli geniş kapsamlı ittifak vizyonu, Türkiye başta olmak üzere bölge başkentlerinde sert tepkiyle karşılanmıştı. Doğu Akdeniz’de; İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan’dan oluşması beklenen yeni eksen arayışları, yeni çatışma riskleri barındırırken, Orta Doğu’daki dengeleri altüst etmiş durumda. Analistlere göre Doğu Akdeniz’i de içine alan, enerji hatlarından deniz hakimiyetine, ittifaklardan ticaret koridorlarına kadar uzanan geniş bir güç mücadelesi. Bu nedenle gözler, oluşan çok katmanlı cepheleşmenin nasıl şekilleneceğine ve bölgesel güç dengelerinin hangi yönde evrileceğine çevrilmiş durumda.
Türk Donanması, Doğu Akdeniz’in en güçlü filosu durumunda.
YENİ GÜÇ MERKEZİ
Orta Doğu, Afrika, Avrasya eksenli yeni paradigmayı yorumlayan Stratejist ve İstihbarat Uzmanı Prof. Dr. Sait Yılmaz ise, 2020 yılındaki Karabağ Savaşı’ndan bu yana Türkiye, Azerbaycan, Pakistan üçlüsü arasındaki ittifakın yakın zamanda Somali ve Libya’ya uzandığına değindi. “İkinci eksende ise Afrika-Avrasya boyutu var. Çin’den Pakistan’a oradan Türkiye’ye gelecek Çin Ekonomik Koridoru bekleniyor” diyen Prof. Dr. Yılmaz’ın bölgesel denklemdeki yeni oluşumları şöyle anlattı: “Ortadoğu’da Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve Mısır dörtlüsü, ABD’nin İran operasyonu sonrasına hazırlık yapıyorlar. İttifak olarak bir güç merkezi oluşturmaktan öte denge kurabilmek peşindeler. Suudi Arabistan ve Mısır ikilisi; Sudan, Somali gibi bölgelerde İsrail-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) birlikteliğini hedef alırken, Pakistan Hindistan’a karşı bu ittifakı geliştiriyor.”
ÜÇLÜ ASKERİ İTTİFAK
“Mısır, Nil’in su sorunu nedeniyle Etiyopya ile yaşadığı soruna Sudan’dan gelen göçmen sorununu da ekledi. Kahire, BAE-İsrail destekli Hızlı Destek Kuvvetleri’ne malzeme taşıyan konvoyu Libya’da havadan vurmak zorunda kaldı. Mısır’ın bu nedenle Libya’nın doğusundaki Hafter yönetimiyle de arası bozulmuş durumda. Öte yandan Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Ortak Stratejik Savunma Anlaşması, taraflardan birine yapılan saldırıyı diğerine de yapılmış kabul ederken otomatik askeri karşı koyma nükleer boyutu da kapsıyor. Buradaki asıl neden ABD-İsrail projeksiyonlarının öngörülemezliği.”
TÜRKİYE’NİN GÜCÜ TSK
“İsrail’in Eylül 2025’de Katar’ı vurmasına ABD’nin koruma sağlamaması Suudi Arabistan’ı tetikledi. Pakistan ise Afganistan sınırı ile başı belada ve ABD’nin Belucistan’daki ayrılıkçılara desteği de dahil uğursuz istihbarat operasyonları ile karşı karşıya. ABD, Pakistan’ı Çin’den uzaklaştırmak istiyor. Pakistan, nükleer gücü ve iyi eğitilmiş ordusu; Suudi Arabistan para ve siyasi ağırlığı; Türkiye ise savunma sanayi ve harekat tecrübesi olan ordusu ile ittifak içinde öne çıkıyor. Türkiye’nin ayak izlerini takip eden Pakistan, Somali ile bir savunma anlaşması da yaptı.”
KÖPRÜ TÜRKİYE
“Batının, Çin dostu Pakistan yerine Hindistan’ı tercih edeceği kesin” diyen Prof. Dr. Yılmaz, uyarılarının devamında ise şöyle konuştu: “Pakistan, 2024 yılında silah ihtiyacının yüzde 81’ini Çin’den sağladı. Çin özel askeri şirketleri Yol-Kuşak Projesi tesislerini korumak için Pakistan içinde çalışıyor ve istihbarat üssü kuruyorlar. Pakistan ise Türkiye üzerinden Batılı savunma pazarına ulaşmayı amaçlıyor. “
Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları, İsrail-Hindistan ortaklığının hedefinde bulunuyor.
TÜRKİYE İLE YAKINLAŞMA
“Eylül 2025’te Suudi Arabistan ile Pakistan, Hint-Ortadoğu hattını merkeze alan stratejik bir anlaşmaya imza attı. Ancak iki ülkenin uzun vadeli vizyonları ve bölgesel öncelikleri tam olarak örtüşmediği için ilişkiler kırılgan bir zeminde ilerliyor. Buna karşılık Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’ın özellikle Somali ve Sudan dosyasında birbirine yakın bir politika izlediği görülüyor. Son dönemde bu denkleme Pakistan da eklenmiş durumda. Pakistan’ın Sudan’a satmayı planladığı savaş uçaklarının finansmanının Suudi Arabistan tarafından karşılanması gündemde. Bu tablo, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu hattında yeni bir güvenlik ve savunma iş birliği mimarisinin şekillenebileceğine işaret ediyor. Aynı zamanda bölgedeki güç rekabetinin yalnızca diplomatik değil, askeri ve finansal araçlar üzerinden de derinleştiğini gösteriyor.”
[email protected]
Kaynak: Web Özel