Neoliberalizmin eleştirisi, küresel krizlerin başlıca sebebi

Soğuk Savaş sonrasında zaferini ilan eden liberal demokrasi, son yıllarda giderek derinleşen bir krizle karşı karşıya. Sanayisizleşme, sendikaların gerilemesi, çalışanların göreli ücret kaybı, teknoloji şirketlerinin yükselişi ve ekonomik eşitsizlikler, siyasal sistemin toplumsal tabanını aşındırıyor. Bu tabloya karşı çözümün liberalizmden kopuşta değil; iyi işler, güçlü kamu hizmetleri, yeniden dağıtım ve çalışan sınıfların siyasal gücünü artıracak yeni bir liberal modelde aranması gerektiği savunuluyor. Ancak neoliberal ekonominin çözümlemesini yapan realist iktisatçılara göre küresel krizlerin temel nedeni, bu düzenin kendisi.


Neoliberal politikalarla sendikalar zayıflarken, özelleştirme ve finansallaşma hızlandı. David Harvey, bu dönüşümü sermayenin sınıfsal gücünü yeniden kuran bir proje olarak tanımladı. (Shutterstock)

KRİZ Mİ, SİSTEMİN SONUCU MU?

Liberal demokrasinin ortak refah vaadinden uzaklaştığı ve bu vaadin yeniden kurulabileceği savunulurrken, sosyalist yaklaşım eşitsizliği liberal düzenin düzeltilmesi gereken bir sapması olarak değil, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve sermaye-emek karşıtlığına dayanan kapitalist ilişkinin ürünü olarak ele alıyor. Birçok eleştirel ekonomiste göre tartışmanın temel sorusu liberal demokrasinin üzerinde yükseldiği ekonomik düzen değiştirilmeden eşitsizliğin kalıcı biçimde ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı.

NEOLİBERALİZMİN SINIFSAL YAPISI

Sosyalist iktisatçı ve coğrafyacı David Harvey, neoliberalizmin yükselişini yalnızca yanlış ekonomi politikalarının toplamı olarak değerlendirmedi. 2007 tarihli Neoliberalism as Creative Destruction çalışmasında neoliberal dönüşümü, savaş sonrası sosyal demokrat dönemde sınırlandırılan üst sınıfların ekonomik gücünü yeniden tesis eden bir sınıfsal proje olarak tanımladı. Harvey’e göre neoliberal dönem ekonomik büyüme yaratmakta sınırlı başarı gösterirken, servetin alt sınıflardan üst sınıflara ve yoksul ülkelerden zengin ülkelere aktarılmasında son derece etkili oldu. Özelleştirmeler, finansallaşma ve sosyal devlet kurumlarının tasfiyesi bu yeniden dağıtımın temel araçlarına dönüştü.

Neoliberalizmin eleştirisi, küresel krizlerin başlıca sebebi - Resim : 2
Samir Amin’e göre neoliberal küreselleşmenin alternatifi, aynı düzeni daha sosyal hale getirmek değil; ekonomik bağımsızlık ve emperyalist hiyerarşinin aşılması. (Third World Forum Arşivi)

ÜRETİMDEN FİNANSA KAÇIŞ

İtalyan ekonomist Giovanni Arrighi ise tartışmayı daha uzun bir tarih süreci içinde ele aldı. The Long Twentieth Century çalışmasının merkezindeki tezlerden biri, kapitalist hegemonya dönemlerinin üretim ve ticarete dayalı genişlemenin ardından finansallaşma evresine yönelmesiydi. Arrighi, 1970’lerden itibaren ABD merkezli sistemdeki finansallaşmayı da bu süreç içerisinde değerlendirdi. Arrighi’nin analizine göre finansal genişleme, mevcut düzenin sorunlarını ortadan kaldırmıyor. Sermaye, üretimden giderek finansal kazançlara yönelirken gelir ve varlıkların borçlulardan sermaye sahiplerine aktarılması da hızlanıyor. Arrighi, Reagan ve Clinton dönemlerini de kapsayan finans kapitalizminin büyük servet transferleri ürettiğini ve bunun aynı zamanda bir meşruiyet krizi yarattığını da vurguladı.

MERKEZİN REFAHI, ÇEVRENİN EŞİTSİZLİĞİ

Mısır kökenli sosyalist iktisatçı ve siyaset bilimci Samir Amin ise neoliberal küreselleşmeyi merkez ve çevre ülkeler arasındaki eşitsiz yapının devamı olarak ele aldı. Amin’in yaklaşımında kapitalizm yalnızca ülkelerin kendi içlerinde sınıfsal eşitsizlik üretmiyor; dünya ekonomisini de emperyalist merkezler ile bağımlı çevreler arasında hiyerarşik biçimde örgütlüyordu. Amin bu nedenle çözümü mevcut küreselleşmenin daha sosyal bir biçime dönüştürülmesinde aramadı. 2017 tarihli çalışmasında alternatif olarak gıda egemenliği, sanayide bağımsız kapasite, halk demokrasisi ve bağımsız devletlerin işbirliğine dayanan yeni bir düzen önerdi. Amin, bunu mevcut uluslararası finansal sistemin ötesine geçmenin önkoşulu olarak da değerlendirdi.

[email protected]

Başa dön tuşu