NATO yeni bir devrin şafağında
İşte Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkanlar…
Ankara büyük direniş simgesidir. Bir zamanlar direnişin karargahı olan Ankara yeni dönemin küresel güvenlik stratejilerinin konuşulduğu yerdir. NATO zirvesini bir toplantı olarak değerlendirmek yanlıştır. Bugünün çok katmanlı güvenlik planlamaları yapılmıştır.
“NATO YENİ BİR DEVRİN ŞAFAĞINDADIR”
Türkiye NATO’da sadece stratejik konumuyla değil devlet aklıyla yeni dönemin kurucu ortağı olmuştur. Bu Ankara zirvesinde ortaya konmuştur. NATO yeni bir devrin şafağındadır, başındadır. Böylesi bir çağda güvenlik bütçeyle değil onu kabiliyete çevirmekle ölçülecektir. İttifak güvenlik çağının farkına varmış mıdır? Savunma sanayiyi birkaç ülkenin imtiyazlı alanı olmaktan vazgeçecek midir?
Ankara zirvesi işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur. Cumhurbaşkanımız yaptırımların kaldırılması çağrısı bu açıdan oldukça önemlidir.
Türkiye’nin sahadaki başarısını görüp savunma sanayi de yaptırım yapmak anlamlı değildir. Türkiye namına atılacak her olumlu adım lütuf değil hakkaniyetin yerini bulmasıdır.
NATO’daki İMECE başlığı çok önemlidir. Türkiye’nin güvenliği uzayda da düşüne bir devlet aklının göstergesidir. Bu milli teknoloji hamlesidir. Böylesine devasa envanterlere kolay ulaşmadık. Her hakikatte bir hayal vardır. Sabırla büyüyen bir hayal vardır ve bunlar çeliğe dönmüştür.
“F-35 SÜRECİNİN YENİDEN ELE ALINMASI ÖNEMLİ”
Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayi kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi’nin başlıca ikazlarından biridir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir. Ancak üzerinde durmamız gereken husus, Türkiye’nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir. Zira Türkiye’nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak akıl kârı değildir.
İRAN-ABD SAVAŞI
Mutabakatın 1 ay geçmeden etkisizleştirilmesi ve İran topraklarının tekrara vurulması barış iradesini sarsmıştır. İran tarafı saldırıya uğramıştır ve vatandaşları öldürülmüştür. Bu gerçekler görülmelidir. Bunu müstakil bir saldırı olarak değerlendirmek vicdani değildir. Barışa olan güven sarsıldı.
Hiçbir devlet imza attığı mutabakatın kendisini korumasını beklerken saldırıya uğramayı razı olmaz ve kabul etmez. İran güvenliğini koruma hakkı vardır. Kaygıları müzakere masasında konuşulması mümkündür ama güvenlik kaygısı daha büyük krizin gerekçesi yapılamaz. Mutabakat şahsi tasarruflarla yürütülemez.
“MİÇOTAKİS’İN AÇIKLAMALARI VAHİMDİR”
Avrupa’nın güvenliğini Atina’nın dar sokaklarına sıkıştırmak akıl karı değildir. Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in açıklamaları vahimdir. Kimse kendi müşterek sorunlarını Avrupa’sının konusu yapamaz. Türkiye pazarlık unsuru değildir. Türkiye’nin milli menfaatleri pazarlık konusu olamaz. Bu konudan geri atmayız.
Türkiye Avrupa için seçenek değil içine düştüğü kuyundan çıkmak için güvenlik bir halattır. Bunu kabul edenler kazanacaktır. Bu kabul etmeyenler er ya da geç dağılacaktır.
“BU MİLLET ESİR YAŞAMAZ”
15 Temmuz işgal teşebbüsüdür. Bağımsızlık mücadelesinin son halkalarındandır. Bunlar Türk halkına silah doğrulmuştur. Bu örgütün hesap edemedikleri şey ise Türk milletinin bağımsızlık aşkı ve devletine olan sadakatidir. Tankın karşısına çıkan, kurşunlara yürüyen işte bu şuurdur. Türk milleti o gece bir kez daha tarih yazmıştır. Bu millet esir yaşamaz. Bu millet iradesini vesayet odaklarına bırakmaz.
FETÖ mücadeleyle geçmişte kalmış demek yanlıştır. İhanetin sona erdiği anlamına gelmez. Dün himmet adı altına örgütlenene başka maskelerle karışımıza çıkabilir. Başka yollar deneyebilirler. Devlet hafızası taze tutulmalı ve tedbirler elden bırakılmalı. Millet hafızasını kaybettiği gün tehditler yeniden ortaya çıkar.
15 Temmuz’un hatırasını yaşatmak sadece geçmişe saygı değil geleceği yaşatmaktır ve millete vefadır. Türkiye’nin varlığı her türlü görüş ayrılığının üzerindedir.