Mutlak butlanın monarşiyle ilgisi ne?

Erdoğanizm yolunda tam yol ileri: Mutlak butlanın monarşiyle ilgisi ne?

BAHÇELİ MÜHENDİS Mİ?

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin son iki yıldır yaptığı çıkışlar; “devlet aklı”, “siyasetin ombudsmanı” gibi sıfatlarla anıldı. Çözüm sürecini başlatan Meclis’teki DEM tokalaşması, PKK’nın kurucu önderi Öcalan çıkışı, umut hakkı ve son olarak da CHP’de yaşanan mutlak butlan vakasına dahil olma biçimiyle atak bir Bahçeli portresiyle karşı karşıyayız.

Hiç kuşkusuz Bahçeli’yi atak hale getiren, ABD’nin Suriye üzerinden Ortadoğu’ya yaptığı müdahale ve ardından Cumhur İttifakı’nın “iç cepheyi güçlendirelim” çağrısı oldu. İç cephe tartışmasının arkasında, Ortadoğu’da ABD eliyle başlayan müdahale döneminin domino etkisiyle Türkiye’ye uzanacağı varsayımı vardı. Bu yeni dönem ülkeler için rejim değişiklikleri de öneriyordu. Cumhur İttifakı, ABD projesini iktidarını kurtarmanın yolu olarak gördü ve dört elle sarıldı.

Tam da burada Bahçeli’nin sunuculuk görevi başladı. Söylemleri zaman zaman “Erdoğan’a ayar verdi”, “Trump’a çizgi çekti” gibi kavramlarla tariflense de ortada ne farklı bir görüş ne de ABD projesine karşı duruş vardı. Sadece Cumhur İttifakı içinde verilen görevi yerine getiriyordu. Bu haliyle ombudsmandan çok, fikri kamuoyuna duyuran bir spiker ya da senaryodaki rolünü iyi oynayan bir aktör olarak tanımlanabilir. Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye adını verdiği sürece de CHP’deki butlan tartışmasına da dahil olma biçimi, yine ona verilen görev çerçevesinde oldu.

Bahçeli’nin diğer bir işlevi de siyaseti soğutma. İktidara karşı partilerin, örgütlerin ve halkın taleplerini zamana yayarak sönümlendirme görevini başarıyla yürütüyor. Kürsüden emeklinin haline tepki gösterirken iktidarın bu meseleyle ilgili adım atmayacağını biliyor. Kürt siyasetinin çözüm için önerilerini destekler görünse de ne Meclis’te ne sokakta bunlarla ilgili tek hamle yapmaz. Kılıçdaroğlu’na laf eder gibi görünerek aslında Özel’in devre dışı kalmasını sağlar. Her defasında beklenti yaratır, “şimdi olacak” duygusunun yeniden yeşermesini sağlar. Siyaseti soğutur, iktidarın istediği çizgide tutar. Ya da tutmaya çalışır.

KEMAL BEY MESELESİ

CHP’ye mutlak butlan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu muhalif kamuoyunda çok sert eleştirildi. Geçmişte yaptıkları üzerinden hesaplı/kitaplı yapılan bir siyasal yolculuk olarak değerlendirildi.

Eski defterleri açmak, onun üzerinden hesap görmek bugün için çok fazla bir şey ifade etmez. Esas olan butlan kararı ve ondan sonraki süreçte Kılıçdaroğlu’nun aldığı tutumdur. “Kimin işine yaradı, yaramaya devam ediyor?” sorusu sorulmadan bugünkü mesele tartışılamaz. Açık ki Saray, CHP içinde yaşananlardan çok memnun. Hatta bizzat Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden, süreçte onların da katkısı olabileceğine dair değerlendirmeler var.

Kılıçdaroğlu, aldığı tutumla CHP’nin iktidar karşısında duran ve muhalefeti sürükleyen rolünü reddediyor. Başka bir görevi olduğunu açıkça dile getiriyor. Kılıçdaroğlu görevini “CHP’yi bazı CHP’lilerden kurtarmak” olarak çiziyor. İktidara eleştiri yok, iktidarı talep etmek yok, halkın içinde bulunduğu durumu eleştirmek yok. Hedef CHP içindekiler.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye, Terörsüz Türkiye gibi başlıklarda aldığı tutum ve konuya dair değerlendirmeleri iktidarla çelişir değil. Yine iç cephenin tahkimatı konusunda da benzer bir yaklaşım içinde. Tüm bu değerlendirmeler üst üste konulduğunda, Erdoğan’ın aylar önce işaret ettiği “yerli/milli muhalefet” rolünün de sahibi netleşmiş oluyor.

Bu bağlamda mesele Kılıçdaroğlu’nun kim olduğundan, nereden geldiğinden öte bugün gördüğü işlevdir. Hep birlikte bugün Erdoğan’ı iktidarda tutmaya, yarın için de fikrini kalıcı kılmaya uğraşıyorlar. Asıl kınanan mevzu burası.

MONARŞİ GELİR Mİ?

Tom Barrack, Irak Özel Temsilcisi oldu. Şimdi oraları da karıştıracak. Yeni formüller bulacak, halkları birbirine düşürmenin yollarının taşlarını döşeyecek. Barrack, bölge ülkeleri için en iyisinin monarşi olduğunu söylediğinde kimse ciddiye almamıştı. Ama sonrasında bölgede yaşananlarla birlikte 21’inci yüzyılın monarşik yönetimlerinin tarif edildiği ortaya çıktı. Türkiye’deki iktidar güçleri de bu fikre sarıldı. Halklar yok, onların etnik ve dinsel temsilcileri var. İktidar onlar tarafından paylaşılacak. Tabii ABD’nin istediği oranda ve onun politikaları doğrultusunda. CHP’de yaşanan mutlak butlan meselesinin parti binasından taşıp ülkenin derdi haline gelmesinin arkasında yatan neden de bu aslında. Tıpkı 19 Mart İBB operasyonunda olduğu gibi milyonlarca insan mutlak butlan girişimini seçimsiz bir Türkiye projesinin parçası olarak gördü. Ona reaksiyon gösterdi. O nedenle mutlak butlan, siyasetin ana gündeminden biri haline geldi. Safların bir kez daha netleştiği, belirginleştiği bir an; yani bir turnusol oldu.

Milyonların aldığı tutum, gösterdiği irade Türkiye’de Trump-Barrack siyasetinin karşılığı olmadığını gösteriyor. Türkiye çok istisnai bir ülke. En karanlık andan geleceğe dair büyük bir umut çıkarmayı başarıyor. Monarşi gelir mi derken; 21’inci yüzyıla özgür, demokratik, devrimci bir cumhuriyet hediye edecek halk iradesi ortaya çıkıyor. Erdoğan ve onun yardımına koşan herkesin işi çok zor.

***

BİRGÜN’Ü KİM OKUYOR?

Mutlak butlan kararıyla CHP başkanlığına getirilen Kılıçdaroğlu’nun “BirGün okuyorum” demesinin ardından gazetemizin konuya yaklaşımı tartışma konusu oldu. BirGün logosunda “halkın gazetesi” yazar. Bizim için iki önemli başlık var: Halk ve hakikat.

Dün de bugün de yarın da bu iki başlık bizim temel çizgimizdir. Kişilere, konulara, pozisyonlarına, bizi okuyup okumadığına bakmadan meseleye yaklaşırız.

Yukarıda da anlatmaya çalıştık. Mutlak butlan bir saray projesidir. Bu rejimin, ABD’nin istediği biçimde ülkede kalıcılaşmasını amaçlayan yol haritasının önemli dönemeçlerinden biridir. Tek adam rejimi ülke için yoksulluk, yolsuzluk ve adaletsizlik anlamına gelir. Biz bu karanlık düzeni tüm çıplaklığıyla teşhir etmekle yükümlüyüz. BirGün bunun için var.

Küpünü doldurmaya çalışanların, Saray’ın soytarılığına soyunanların, kişisel ikbal peşinden koşanların bizi anlamasını beklemiyoruz.

Özetle;

Saray rejimi bu halk için yoksulluk ve ölüm demektir.

Mutlak butlan, Saray rejimine güç veren bir projedir.

Bu projeyi savunanların yeri Saray’ın gölgesidir.

Gerisi lafügüzaf.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu