Münih Güvenlik Konferansı başladı: Küresel düzen “yıkım altında”

Münih Güvenlik Konferansı başladı: Küresel düzen “yıkım altında”

60’dan fazla devlet ve hükümet başkanı, 100’den fazla dışişleri ve savunma bakanı ile silah sanayinin temsilcilerinin katıldığı zirve transatlantik gerilimin, savaşları ve çatışmaların gölgesinde gerçekleşiyor.
Münih Güvenlik Konferansı raporunda küresel düzene, egemenler arasındaki güç savaşına ve eski dünyanın bittiğine dair çarpıcı tespitlere yer veriliyor.

KÜRESEL DÜZEN YIKILIYOR

Kapağında “odadaki fil” deyimine atıfta bulunan bir görselle yayımlanan “Yıkım Altında” başlıklı 121 sayfalık raporda şu çarpıcı tespitler yer alıyor:

  • Dünya bir ‘yıkım siyaseti’ dönemine girmiştir. İnşasına 80 yıl önce savaş sonrasında başlanan ABD öncülüğündeki uluslararası düzen, bizzat ABD eliyle yıkılmaktadır. Uluslararası düzen artık çözülme sürecinde.
  • Bugüne kadar küresel sistemin “gardiyanı” olarak görülen ABD, artık mevcut düzeni kendi çıkarlarına aykırı bularak yıkım sürecini başlattı. Trump yönetimi İkinci Dünya savaşı sonrası oluşan dünya düzenini ABD çıkarları için “bir yük” olarak görmeye başladı.
  • Trump’ın, “yıkım güllesi” siyaseti küresel sistemi ve mevcut kurumları hedef alan aktörlerin başında geliyor.
  • Bu yaklaşımın ilkeli işbirliğinin yerini “al-ver” odaklı pazarlıklara, kamu yararını ise özel çıkarlara bırakıyor.
    “Pax Americana” (Amerikan Barışı) döneminin sona ermesinden doğan boşluğun yerel çabalarla doldurulup doldurulamayacağı uluslararası sistemin en büyük belirsizliği konumunda.
  • Ticaret ve teknoloji jeopolitik araçlara dönüşüyor, kurallara dayalı sistem yerini daha işlemsel ve güç merkezli ilişkilere bırakıyor.

LİDERLER KONFERANSTA NELER KONUŞACAK?

MSC programı beş ana başlık etrafında şekilleniyor. Gazete Oksijen’e göre bunlar; küresel düzen, savunma, insan güvenliği, sürdürülebilirlik ve teknoloji.

Küresel düzen başlığında çok taraflılığın yeniden tasarlanması, BM sisteminde reform, ticaret ve finans mimarisinin güncellenmesi, tedarik zinciri güvenliği ve ticaretin “silahlaşmasına” karşı önlemler öne çıkıyor. Çok kutupluluk, “işlemsel diplomasi”, Küresel Güney’in yönetişim yapısına entegrasyonu ve uluslararası hukukun korunması da bu bölümün temel konuları arasında.

Savunma başlığında Avrupa ve ABD’de savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması, savaşın değişen doğası, nükleer caydırıcılığın yeniden düşünülmesi ve kritik altyapının korunması gibi konular ele alınacak. Ukrayna savaşı ve hibrit tehditler bu tartışmaların merkezinde.

İnsan güvenliği alanında kalkınma finansmanının yeniden tasarlanması, çok taraflı kalkınma bankalarının güçlendirilmesi, gıda ve su güvenliği, sağlık riskleri, iklim ile güvenlik arasındaki ilişki, insan haklarının korunması ve göç dinamikleri tartışılacak.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE TEKNOLOJİ

Sürdürülebilirlik başlığında iklim güvenliği, enerji dönüşümü, yenilenebilir kaynakların stratejik avantajları, kritik mineraller ve tedarik bağımlılıklarının jeopolitiği gündemde. Ayrıca çevresel bozulma ve yolsuzlukla mücadele gibi yapısal meseleler de ele alınacak.

Teknoloji bölümünde ise yapay zekâ, uzay teknolojileri, yeni nesil yıkıcı teknolojiler, transatlantik teknoloji düzenlemeleri ve “otoriter teknoloji” ile mücadele başlıkları öne çıkıyor. AI’nin barışçıl kullanımı ve küresel regülasyon ihtiyacı, güvenlik tartışmasının ayrılmaz parçası haline gelmiş durumda.

Bu geniş gündem, Münih’in artık yalnızca askeri güvenlik değil, küresel sistemin bütününü kapsayan bir tartışma platformuna dönüştüğünü gösteriyor.

Tartışma başlıklarının çeşitliliği, krizlerin birbirine bağlandığı yeni dönemin yansıması. Avrupa ve ABD arasındaki gerilim, Çin’in yükselişi, Ukrayna savaşı ve teknolojik dönüşüm aynı çerçevede ele alınıyor.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu