Mahkeme kararları uygulanana kadar vazgeçmeyeceğiz

MESEM ÇOCUKLARIN YAŞAMINA TEHDİT

Açıklamalarında eğitim sistemindeki çeşitli sorunları da vurgulayan veliler ve mahalle sakinleri, MESEM uygulamasının öğrenciler için yarattığı riske dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“MESEM uygulamasında gençlerimiz öğretim zamanının 1 gününü okulda, 4 gününü çalışarak geçirmektedir. Asgari ücretin yüzde 30’u ya da sınıfına göre yüzde 50’si oranında ödeme almakta, bunu da işverenlere MEB ödemektedir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2025 ve 2026 yılında toplam 9 bin 950 çocuğun iş kazası geçirdiğini açıkladı, bakanlık bu çocukların 37’sinin hayatını kaybettiğini belirtti.”

OKULLARDA AÇLIK VE BESLENME KRİZİ

Öğrencilerin okulda karşılaştığı açlık sorununa dikkat çeken veliler basın açıklamasında şöyle dedi:

“Türkiye’de okullarda beslenme sadece parayla satın alınarak ya da evden getirilerek karşılanıyor. Ücretsiz ve sağlıklı öğle yemeği uygulaması olmadığı için öğrencilerin okuldaki tüm zamanlarını yemek yemeden geçirme riskleri bulunuyor. TÜSİAD ve Eğitim Reformu Girişimi’nin PISA 2022’ye katılan 15 yaşındaki öğrenciler üzerinden yürüttüğü araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 31’i okuldan önce hiç kahvaltı yapmıyor. Haftada en az bir gün kahvaltı yapmayan çocukların oranı yüzde 60’a kadar çıkıyor.”

KARMA EĞİTİM VE LİYAKAT VURGUSU

Açıklamada ayrıca karma eğitime yönelik politikalara ve kız öğrencilerin denetimsiz dini oluşumlar yerine akranlarıyla aynı okul ortamında eğitim görmesi gerektiğine dair değerlendirmelere de yer verildi. Veliler, mahkeme kararlarının uygulanması için bakanlığa, valiliğe ve kaymakamlığa yapılan başvuruların yanıtsız kaldığını belirterek kararlar uygulanana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini duyurdu.

Yapılan basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“2026-2027 Eğitim-Öğretim yılı başlıyor. Eğitim ve öğretim yılı, kuralsızlığa ve eğitimsizliğe açılıyor. Anayasa ihlalleri, her düzeydeki hukuk kurallarının ihlal edilmesi; mahkeme kararlarının uygulanmaması düzeyinde devam ediyor. İsmail Tarman Ortaokulu’nun açılmasına yönelik açtığımız davalarda verilen, eskiden olduğu gibi normal ortaokul olarak devam etmesi kararı hala uygulanmıyor. İmam-Hatip okulları anayasa ve mahkeme kararları ile bağlı değil midir?

Milli Eğitim Bakanlığı mahkeme kararlarını uygulamak yerine; millet ve yargı ile inatlaşıyor, boş sınıflara ders vermeyi sürdürüyor. İsmail Tarman Ortaokulu 1140 öğrenci ile eğitime devam ederken, imam-hatip ortaokulu olduktan sonra okul mevcudu 565 öğrenciye düşmüştür. İsmail Tarman İmam Hatip Ortaokulu’nda sınıflar 17 öğrenci ile eğitimine devam etmekte iken, normal ortaokullarda sınıf mevcutları 42’ye çıkmıştır. Okulun dönüştürüldüğü 10 yılda öğrenci sayısı arttırılamamış, gittikçe düşmüştür. İmam-Hatip Ortaokuluna ihtiyaç varsa bir yer gösterilmeli, yeni bir okul yapılmalıdır.

Kuralsızlığın en önemli etkisi öğrencilerin eğitimden uzaklaşması olmuştur. Öğrenci bulamayan imam-hatiplerin talep olmadığı halde arttırılması, öğretmenlerin atamasının yapılmaması-öğrencilerle buluşturulmaması; ama tarikatların manevi değerler aşılama altında eğitimsiz-denetimsiz-adli sicil kontrolü yapılmayan kişilerin okullarda bulunmasına, öğrencilerle ders ortamında zaman geçirmelerine izin verilmesi eğitimin içini boşaltmış, çocuklarımızın değerli zamanlarının boşa harcanmasına neden olmuştur. Öğretmen olma yeterliliği olmayan kişilerin, öğrencilere manevi değer adı altında, ailelerin veremeyeceği ne bilgileri vardır? Bu kişilerin öğretmen olma yeterliliği yoksa eğitimlerini tamamlamış öğretmenlerin atamalarının yapılmasına ne engel vardır? Bu kişiler denetlenmekte midir? Okullar ve gençlerimiz yetersiz, liyakati olmayan ve denetlenmeyen insanların inisiyatifine bırakılabilir mi?

MESEM eğitimden uzaklaştıran bir başka uygulamadır, eğitime hiçbir katkısı yoktur, aksine tehlikesi büyüktür. MESEM uygulamasında gençlerimiz öğretim zamanının 1 gününü okulda, 4 gününü çalışarak geçirmektedir. Asgari ücretin yüzde 30’u ya da sınıfına göre yüzde 50’si oranında ödeme almakta, bunu da işverenlere MEB ödemektedir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2025 ve 2026 yılında toplam 9 bin 950 çocuğun iş kazası geçirdiğini açıkladı, bakanlık bu çocukların 37’sinin hayatını kaybettiğini belirtti. MESEM işyerleri, çocuklarımız için yaşamsal ve sosyal tehlike yaratmaktadır. Bu kadar ölüm yaşanırken nasıl olur da bu uygulama sona erdirilmez? Hayatta kalan gençlerimiz bakımından da haftada 4 gün çalıştıkları işyerleri denetlenmemekte, sınırlanmamakta, iş güvenliği önlemleri alınmamakta ve yine eğitim bilgisi olmayan kişilerle baş başa bırakılma tehlikesi vardır. Burada tek kazanan ucuz-bedava işgücüne sahip olan işveren, en büyük kaybeden de gençlerimizdir.

Karma eğitim hedefe alınmıştır. Çocuklarımızı eğitimden uzaklaştıran politikalar görmezden gelinmekte, karma eğitime sorumluluk yüklenmeye çalışılmaktadır. Çocukların denetimsiz oluşumlarda, yatılı kurslarda çeşitli zararlar ve istismara uğradıkları şikayetlere her gün bir yenisi eklenmektedir. Çocuklarla birlikteliğin dinin gereği olduğunu utanmazca iddia eden sapkınlar bile maalesef halkın içinde kalabilmektedirler. Kız öğrencilerimiz için, denetimsiz oluşumlardan okula gelen kişiler tehlike yaratmayacak ama beraber büyüdükleri, aynı okul ortamında, liyakatli öğretmenlerin gözetiminde eğitim alan akranları-arkadaşları mı tehlike oluşturacak? Kız çocuklarımız için benzer şekilde, denetlenmeyen, eğitim almamış işveren ve diğer yetişkinlerin yanında çalıştırmaya yol açan; gençlerimizin ölümüne, istismar şikayetlerine neden olan MESEM tehlike yaratmıyor da aynı yaşta, birlikte kitap okudukları, ders yaptıkları erkek öğrenciler mi tehlike yaratıyor?

Veliler çocukları arasında cinsiyet ayrımı yapmamakta, iyi bir eğitim almaları için çabalamaktadır. Artık bu zorlama şekilde kız çocuklarını ayrıştırma, eğitimde ve sosyal hayatta yalnızlaştırma, uzaklaştırma ve eve kapatma projelerini kimse talep etmemekte, bunlara kimse itibar etmemektedir. Veliler hem kız hem de erkek çocukları için aynı olanakları sağlamaya çalışmakta, aynı hedeflere yönlendirmektedir. Ülkemizin bilimsel ve sanatsal birçok alanında olduğu gibi spor alanında da gösterdiği istikrarlı başarılar, cinsiyet ayrımı yapılmadığını açıkça ispat etmektedir. Boş, hiçbir dayanağı olmayan tartışmalarla geçirecek zamanımız yoktur.

Öğrenciler ilk kez bu dönemlerde açlıkla karşı karşıyadır. MEB’nın bu soruna hiçbir çözüm çabası yoktur. Ücretsiz okul yemeği zorunluluktur. “Çocuklar okula aç gelip gidiyor ve bu durum hem bilişsel gelişimleri hem bedensel gelişimleri hem de çocuk sağlığı açısından ciddi bir riski beraberinde getiriyor.” Türkiye’de okullarda beslenme sadece parayla satın alınarak ya da evden getirilerek karşılanıyor. Ücretsiz ve sağlıklı öğle yemeği uygulaması olmadığı için öğrencilerin okuldaki tüm zamanlarını yemek yemeden geçirme riskleri bulunuyor. TÜSİAD ve Eğitim Reformu Girişimi’nin PISA 2022’ye katılan 15 yaşındaki öğrenciler üzerinden yürüttüğü araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 31’i okuldan önce hiç kahvaltı yapmıyor. Haftada en az bir gün kahvaltı yapmayan çocukların oranı yüzde 60’a kadar çıkıyor.

Kuralsızlık, doğru deyişle kural tanımamanın en kaçınılmaz etkisi, mutlaka size de dönecektir. Çünkü öğrettiğiniz budur, deneyimlettiğiniz budur, mekanizmalarını oluşturduğunuz budur. Kuralsızlığın yarattığı kaos güçlüyü koruyor gibi görünse de bu yanılsamadır, haklılık en büyük ve sürekli güçtür; vazgeçmez, yok edilemez, hakkını alır.

Soruyoruz. Mahkeme kararları neden uygulanmıyor? Yeni okul açmaya bütçe mi yok? Yeni okula öğrenci mi bulunamıyor? Hakkımız olan mahkeme kararlarının uygulanması için daha kime, hangi kuruma daha kaç kere başvuracağız?

Bizler kamu görevlilerine temel ilkeler çerçevesinde daha iyi, daha çağdaş, dünyayla yarışacak seviyede eğitim verilmesi ve eğitimin devam ettirilmesi görevini verdik. Kimse bizlerden yaşamımızın iradesini, sorgusuz sualsiz bir yönetime bırakmamızı beklemesin. Bu yüzden tüm işlemlerin takipçisiyiz, mahkeme kararlarının uygulandığı güne kadar mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.”

Başa dön tuşu