Kübalı tarihçi Nunez “Asla sömürülen halk olmayacağız!”

ABD Başkanı Donald Trump beşinci kez Küba hükümetini devirme ve ülkeyi ele geçirmekle tehdit etti. “İran ile işimiz bitince sıra Küba’ya gelecek” tehditlerini savuran ABD hükümetine karşı dünyanın dört bir köşesinden Küba’ya destek açıklamaları, yardımları ve filoları da geliyor. Rusya ve Çin konteyner gemilerle sürekli enerji ve gıda yapıyor uluslararası sağlık kuruluşları Küba’ya ilaç desteği yetiştiriyor. ABD’nin Amerika kıtalarında en çok müdahale girişiminde bulunduğu Küba’nın önde gelen tarihçilerinden, gazeteci ve yazar Orlando Guevara Nunez ülkedeki bakış açısı ve havayı Haber Global Web Özel’e değerlendirdi. Nunez’e göre Trump, “bir ülkeyi aç bırakma, enerji kesintileri ile karanlığa mahkum etme ve petrol akışını keserek milyonlarca insanın hayatını acımasızca boğmayı” hedefliyor. Nunez’e göre Küba asla yeniden sömürülen bir halk olmayacak. Nunez’in çarpıcı açıklamaları şu şekilde:


ABD’nin enerji akışını kesmeye dönük yaptırımları, Küba’daki 11 milyon insanı hedef alıyor. Kübalı tarihçi Orlando Guevara Nunez’e göre bu süreç, “uluslararası hukuk” değil doğrudan Washington’un dayattığı kurallar üzerinden yürütülüyor.

11 MİLYONA KARŞI ACIMASIZ PLAN

Küba’ya yönelik enerji akışını hedef alan yaptırımlar ülkedeki 11 milyon insanın hayatını acımasızca boğmayı hedefliyor. Amerikan baskısı halkın direncini kırma ya da halk içinde mevcut yönetime karşı muhalefet oluşturmaya yönelik bir araç olarak bu yöntemleri her zaman kullanıyor. Küba gibi ülkelerde gerçek niyetlerini açıkça ortaya koyarken Washington merkezli küresel ekonomik düzende ise bu yardımlar, hibeler, kalkınma fonları adı altında gerçekleştiriliyor. Araçlar değişiyor ancak amaç aynı. Latin halklarının büyük bölümü bu deneyimin iki yüzünü de tecrübe ettikleri için bu baskının kendi başlarına da gelebileceğini biliyorlar.”

ULUSLARARASI DEĞİL ABD KURALLARI

“ABD’nin müdahaleleri ve yaptırımları ile uluslararası hukukun ihlal edildiği yönündeki yorum eksik bir iddiadır. Bu kuralların çoğunu ABD koydu ve dayattı. Böylesine kolay çiğnenebiliyorsa bu kurallar hiçbir zaman uluslararası değildir. Her zaman için ABD’nin kendi ulusal çıkarlarının kuralları vardı. Küba’ya 300’den fazla tek taraflı yaptırım uygulanırken bunun zemini uluslararası kurallar değil ABD’nin kurallarıydı. ABD kendi içinde eşitsizlik, polis şiddeti ve toplumsal çatışmalar yaşarken uyguladığı şiddet kurallarını dünyaya da dayatmaya çalışıyor.”

ABD ÇABALARI BOŞA ÇIKARILDI

Küba’ya doğrudan müdahaleler ya da Küba’yı izole etme girişimlerine yönelik her çaba bugüne kadar boşa çıkarıldı. Birleşmiş Milletler her yıl Küba’ya uygulanan baskıyı kınıyor. Küba tarihi boyunca tüm dünyaya yalnızca eğitim, sağlık, insani destek ulaştırdı ve ABD’nin müdahale ettiği her halk şimdi o desteği Küba’ya yönelik sergiliyor. Tüm dünyadan maddi destek ve yardımlar geliyor.”

Kübalı tarihçi Nunez “Asla sömürülen halk olmayacağız!” - Resim : 2
Gazeteci Nunez’e göre Küba’da Batista dönemindeki yoksulluk ve toprak eşitsizliği hafızası, halkın ABD müdahalelerine karşı direncinin temelini oluşturuyor: “Küba halkı bir daha asla sömürülen halk düzeninin geri getirilmesine izin vermeyecek”.

KÜBA SÖMÜRÜLEN HALK OLMAYACAK

“Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı Amerikan müdahalesine benzer girişimleri Küba halkı defalarca kez gördü. 1959’dan bu yana Washington’ın devreye soktuğu her plan başarısız oldu. ABD hükümetleri emperyalist hayaller peşinde koşarken iki büyük gerçeği hep göz ardı ettiler. Küba, Trump’ın gelişiyle değil ondan önce de ve sonrasında da direnişe her zaman hazır bir ülkedir. İkinci gerçek ise hiçbir Kübalının aklından çıkmayan bir tepkiyi temsil eder. Küba halkı ABD’li suç örgütlerinin, hükümetin, kaçakçıların kuklası haline gelen Batista döneminde açlık, yoksulluk, hakaret ve sömürü altında yaşadı. Küba topraklarının yüzde 50’si ABD vatandaşı olan Kübalı ve doğrudan ABD’li patronların elindeydi. 200 bin çiftçi aile topraksız ve nüfusun büyük bölümü temel gıdaya ulaşamaz haldeydi. Hiçbir Kübalı bu sömürülen halk düzeninin geri getirilmesine izin vermez.

ASKERİLEŞEN SİSTEM KRİZİ

Ülkemizde ABD’yi tanımlamak için kullandığımız ifadelerden birisi taçsız imparatorluk’tur. Tarihi boyunca ABD, eşitlik, özgürlük, demokrasi, cumhuriyet, göçmen ülkesi olma gibi değerleri öne çıkarır dolayısıyla imparatorluğa ilişkin bir düşünce oluşmaz. Ancak, kuruluşundan bu yana hem içeride hem dışarıda, politikası kuralsız bir imparatorluk olarak kendisini gösterir yalnızca tacı yoktur. ABD’nin Latin Amerika’dan Grönland’a, Avrupa’dan, Orta Doğu ve Afrika’ya ve Asya Pasifik’e kadar sergilediği tüm tutum ve kararlar bu kuralsız sistem krizinin askerileşerek tepki vermesidir.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu