Köfteci Yusuf’un kayıtdışı kuryeleri hakları için eylemde

Turizm, Eğlence ve Hizmet İşçileri Sendikası (TEHİS) Genel Başkanı Tolga Kubilay Çelik, kendilerine ulaşan kuryelerin tamamının şirketten alacağı bulunduğunu anlattı. Çelik’e göre kurye sayısı da her geçen gün artıyor. Kuryelerin alacakları on binlerce liraya ulaşırken kimi kuryenin 150 bin liralık alacağına karşılık 5-10 bin liralık ödeme yapılmak istendi. Çelik, ücretlerini alamadıkları için çalışamaz hale gelen bazı kuryelerin artık benzin alacak parayı dahi bulamadığını belirtti.

40 KURYEDEN SADECE BİRİ SİGORTALI

Kuryelerin çalışma koşullarındaki kayıtdışılığa dikkati çeken Çelik, “Bize ulaşanlardan sadece 1 kişi, şirkette sigortalı çalışıyor. Sadece 3’ü de esnaf kuryelik modeliyle çalışıyor. Kalanların hepsi şirket tarafından kayıtdışı çalıştırılmış. Ülkede kuryelik mesleğinin, küçük taşeronlara yaptırılan bütün kısmında zaten kayıtdışı çalışma söz konusu. Arkadaşlar en kötü durumdaki, kayıtdışı, çok düşük ücretlere çalışan ve zaten ücretlerini alamayan insanlar oldukları için küçük küçük çalışmaya devam etmek zorundalar. Bu insanlar aylardır içeride ücretleri olduğundan artık mecburiyetten farklı yerlerde parça başı işlere de başlamış” diye konuştu.Kuryelerden biri sigortalı, 3’ü kendi hesabına çalışan esnaf kurye modeliyle çalıştırılırken kalanların tamamının herhangi bir kaydı bulunmuyor. Çelik, bunun yalnızca Köfteci Yusuf ile sınırlı olmadığını hatırlatarak ücretlerini alamayan kuryelerin geçinebilmek için çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını belirtti.

TAŞERONLAŞMANIN SON RADDESİ

Çelik, taşeronlaşmanın son raddesi, dediği kuryelerin durumunu şöyle anlattı: “Biz hukuki süreçlerle de ilgilenmeye başladık, mücadelemiz bu zeminde de devam ediyor. Şirketi de müzakereye çağırdık. Eylemlerimiz de taşeronun panik yapmasına yol açtı. Burada paketleri daha önce daha kurumsal bir şirket taşırken iş bu taşerona devredildi. Kuryeler, taşeronun yetkilisini bile görmemiş. Köfteci Yusuf’ta işe girmiş, işe gidip geliyorlar. Halbuki onları tabii kayıtdışı biçimde bu şirket taşere ediyor. Kuryelik zaten taşeronun son raddesinde bir meslek. İşçinin taşeronlaşması, bu esnaf kurye denen şahıs şirketleri üzerinden sistemin döndürülmesi. İşçi kendi adına şirket kurup hizmet satıyor. Ülkede tüm işkolları ne kadar güvencesizse bu da öyle. Kadrolu çalışma bu güvencesizliği ve kötü koşulları bir nebze kırsa da kurye buna ulaşamıyor. Tüm bunları yurt genelindeki emek rejiminden de ayrı düşünmemek gerek. Kuryeler de şahıs şirketlerinde KDV giderleri, gelir vergisi, eldiveninden kaskına ekipman, sürüş belgeleri gibi tüm şartları kendileri finanse etmek zorundalar. Kadrolu işçinin hiç değilse sigortası ödeniyor. Esnaf kuryelerde ise Bağ-Kur prim borcu olmayan yok. Hepsi borçlu olduğundan bankalara devasa borçları var. Kimi kurye de bu yüzden kayıtdışılığa itiliyor.”

Kuryelerin yaşadığı sorunların Türkiye’deki genel emek rejiminden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Çelik, platform işlerinde teslimat sektörünün büyük ölçüde yabancı sermayenin kontrolüne bırakıldığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin en büyük zincirlerinden birinde de karşımıza bu çıkıyor. Zaten platform işlerinde teslimat da neredeyse tamamen yabancı sermayenin eline bırakılmış durumda. Ve bütün hikaye de onların kârlarının korunması, onların çalışma sistemlerinin tıkır tıkır işlemesiyle ilişkileniyor. Denetleyeni, dokunanı yok. Göstermelik yönetmelikler açıklanıyor. İş müfettişleri, Çalışma Bakanlığı nerede, ne yapıyor? Kaç kurye en büyük zincirde kayıtdışı çalışırken Bakanlığın ruhu duymuyor.”

Başa dön tuşu