Kahire iki cephede oynuyor, Türkiyesiz Akdeniz planı devrede!

Doğu Akdeniz’de son yılların en dikkat çekici diplomatik denklemlerinden biri Mısır üzerinden kuruluyor. Tam da Türkiye’de “Mısır artık Doğu Akdeniz’de Ankara’ya yaklaşıyor” değerlendirmelerinin güçlendiği bir dönemde Kahire’den Güney Kıbrıs ve Yunanistan lehine okunabilecek iki kritik adım tartışma ve tepkileri de beraberinde getirdi. Mısır Silahlı Kuvvetleri personelinin 1 Ekim’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bağımsızlık günü dolayısıyla düzenlenecek askeri geçit törenine katılması beklenirken; Mısırlı askerlerin Rum Milli Muhafız Ordusu unsurları ve adada görev yapan Yunan askerleriyle birlikte yürümesi planlanıyor.

ASKERDEN SONRA GAZ HAMLESİ

Kahire’nin ikinci ve stratejik açıdan daha uzun vadeli hamlesi ise enerji cephesinde ortaya çıktı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Rum lider Nikos Hristodulidis’in El Alameyn’de yaptığı görüşmede, Kıbrıs açıklarında çıkarılacak doğal gazın Mısır üzerinden Avrupa’ya taşınması planına yeniden güçlü destek verildi. Planın merkezinde Rum yönetiminin sözde 6. parselinde bulunan Kronos sahası var. Eni ve TotalEnergies ise temmuz sonunda saha için nihai yatırım kararını almış durumda. Yaklaşık 185 kilometre açıkta bulunan sahanın dört denizaltı kuyusuyla geliştirilmesi, gazın boru hattıyla Mısır’a götürülmesi ve burada mevcut Zohr altyapısı üzerinden işlenmesinin ardından Dimyat LNG tesisinde sıvılaştırılması planlanıyor. Hedef, ilk gazı 2028’de pazara çıkarmak. Üretimin tam kapasitede günlük 500 milyon fit küpe, yani yılda yaklaşık 2,8 milyon ton LNG eşdeğerine ulaşabileceği de belirtiliyor.


Taraflar geçtiğimiz nisan ayında silahlı kuvvetler arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesi, askeri akademiler arasında değişim ve savunma sanayii iş birliğinin geliştirilmesini de kapsayan yeni bir sürece girmiş, ayrıca ortak savunma sorunlarını ele alacak bir komite kurulması kararlaştırılmıştı. Mısır’ın Güney Kıbrıs’a ilk kez asker gönderecek olması ise Türkiye’nin radarında. Fotoğraf: Mısır Cumhurbaşkanlığı.

YUNANİSTAN DENKLEME GİRİYOR

Asıl dikkat çekici noktalardan biri ise Yunanistan’ın gazın Avrupa içlerine taşınmasında kendisine rol açmaya çalışması. Miçotakis, Mısır’dan çıkacak LNG’nin Revithoussa ve Dedeağaç terminallerine ulaştırılabileceğini, burada yeniden gazlaştırıldıktan sonra Bulgaristan ve Romanya üzerinden Orta ve Doğu Avrupa’ya uzanan “Dikey Koridor”a aktarılabileceğini açıkladı. Stratejistlere göre Atina’nın hedefi, Yunanistan’ı Doğu Akdeniz, Mısır ve Avrupa arasında enerji dağıtım merkezine dönüştürmek. Böylece Rum gazı çıkarılacak, Mısır’da işlenecek, Yunanistan üzerinden Avrupa içlerine taşınabilecek bir enerji zinciri kurulmuş olacak.

MISIR İKİLİ Mİ OYNUYOR?

Doğu Akdeniz’deki pay kapma savaşını ‘haberglobal.com’a yorumlayan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise şu tespitleri sıraladı: Türkiye ve Mısır’ın 4 Şubat 2026 tarihli Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi bildirisinde savunma dahil çok sayıda alanda anlaşmalar imzalandı. İki ülkenin yaklaşık 9 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmini 2028’de 15 milyar dolara çıkarma hedefi bulunuyor. Haziran ayında iki ülkenin genelkurmay başkanlarının katılımıyla askeri iş birliği komitesi toplandı ve ortak faaliyetleri içeren yeni bir askeri iş birliği yol haritası imzalandı. Üstelik Türkiye ile Mısır, 2025’te uzun yıllar sonra yeniden ‘Dostluk Denizi’ tatbikatını gerçekleştirdi. Ne var ki, ortaya son derece sıra dışı bir tablo çıkmış vaziyette. Kahire Ankara ile askeri tatbikat yaparken Güney Kıbrıs’la savunma iş birliğini büyütüyor; Türkiye ile askeri yol haritası imzalarken Rum askerleriyle aynı geçit törenine çıkmaya hazırlanıyor.”

“DOĞAL ORTAK” DENİLMİŞTİ

Konuyu daha hassas hale getiren gelişmenin Mekke Ortak Savunma Anlaşması olduğuna da değinen Prof. Dr. Köni, şöyle devam etti: “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos’ta imzaladıkları anlaşmayla üç ülkeden birine yapılacak silahlı saldırının tamamına yapılmış sayılması ilkesini kabul etti. Ankara’nın bu yapının genişlemesine ilişkin ilk aklına gelen ülkelerden biri de Mısır oldu. Dahası, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan zaten haziran ayında Kahire’de ‘R4’ formatında dışişleri bakanları düzeyinde bir araya gelmişti. Dolayısıyla Ankara’nın perspektifinde Mısır, yeni kurulmakta olan bölgesel güvenlik mimarisinin dışında değil, potansiyel merkez ülkelerinden biri.”

ÇOKLU DENGE POLİTİKASI

“Ancak Kahire şu aşamada Doğu Akdeniz’de tek bir kampa bağlanmak istemiyor. Özellikle Rum gazının Mısır’daki atıl veya eksik kullanılan LNG altyapısından geçirilmesi Kahire için doğrudan ekonomik kazanç anlamına geliyor. Ankara açısından kritik ayrım deniz yetki alanları ve askeri konumlanmada. Yunanistan ile Mısır’ın 2020’de imzaladığı kısmi deniz yetki alanı anlaşması Ankara tarafından Türkiye’nin ilan ettiği kıta sahanlığıyla çakıştığı gerekçesiyle reddedilmişti. Son El Alameyn bildirisinde de deniz yetki alanlarının BM Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde belirlenmesine yapılan vurgu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz tezleri açısından hassas başlıklardan biri olmaya devam ediyor.”

Başa dön tuşu