Siyaset ve müzik

Siyaset ve müzik

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Dünya Müzik Günü’nü iki etkinlikle kutluyor. Gün boyu Gazhane’de profesyonel müzik gruplarından okul topluluklarına çok sayıda müzisyen bir araya geliyor. Kadıköy’deki İstanbul Kitapçısında, Şerefiye Sarnıcı’ndeki etkinlikler ve açık hava konserleriyle  İstanbul Dünya Müzik Günü’nünü en iyi biçimde değerlendirecek. Ankara’da Kültür ve Turizm Bakanlığı CSO salonunda Hatay Akademi Senfoni Orkestrası’nın ‘Beyrut’un Yankısı: Bir Fairuz Senfonisi’ konseri günün anlam ve önemine yakışan bir etkinlik. Antalya’da 9. AKRA Müzik Festivali dün akşam Fazıl Say konseri ile sonlanırken, Bursa’da hafta içinde Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği 9. Caz Festivali başlayacak. Balat Atatürk Ormanı, Üç Fidan Parkı gibi açık hava sahnelerinde gerçekleşecek etkinlikte Musa Eroğlu’ndan Şenay Lambaoğlu’na müzik dünyamızın özgün yorumcularını dinleme imkanı olacak.

Bu akşam İzmir Arena’da Rock’un kraliçesi Şebnem Ferah’ın konseri, yarın akşam Kültürpark’ta İzmir Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası’nın Film Müzikleri Konseri var. 4 Haziran’da ‘Müziğin Akdeniz Ruhu’ konseri ile başlayan 39. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında Salı akşamı İtalyan solistlerin katılacağı ‘Bel Canto ve Romantizm’ temalı bir dinleti gerçekleşecek. İKSEV’in düzenlediği festival, 29 Haziran’da Polonya Klasikleri konseri ile sürecek ve 8 Temmuz’da Çeşme Kalesinde ‘Yıldızlar Altında Epik Bir Yolculuk’ başlığı ile ünlü film müziği bestecisi Hans Zimmer’in ‘La Chapelle Sauvage’ eserinin seslendirileceği konserle sonlanacak. Bildiğim kadarıyla, andığım beş kent dışında Dünya Müzik Günü’nde anlamlı bir etkinlik yok. Umarım yanılıyorumdur; haberi bize ulaşmayan başka etkinlikler de yapılıyordur.

ŞARKILAR KİMİN?

Yazının başlığında ‘Siyaset ve Müzik’ sözcüklerini görünce, ülkemizin güncel konularından birine değineceğimi düşündüğünüzü biliyorum. CHP’nin ‘butlan’ yönetimini protesto eden Grup Yorum, Onur Akın, Suavi, Sabahat Akkiraz, Selda Bağcan, Zülfü Livaneli, Cahit Berkay, Türkü Akbayram gibi sanatçıların protestosu toplumda karşılık bulurken, bazıları ‘Bu şarkıları partiye şirketler sattı, yorumcuların geri çekme hakkı yok!’ gibi beyanlarda bulundu. Bu sözleri söyleyenlerin ülkemizin Telif hakları yasasından haberi yok sanırım. MÜYORBİR (Müzik Yorumcuları Birliği) Başkanı, sayfa arkadaşım Burhan Şeşen yorumcuların eserlerinin çalınmasını engellemeye hakları olduğunu, eser sahipleri eserlerinin ticari haklarını satsalar da manevi haklarının kendilerinde olduğunu bir güzel anlattı.

Müzik sanatçılarının, tıpkı yazarlar, plastik sanatlar alanının emekçileri, sinema ve tiyatro oyuncuları, yönetmenleri gibi, ülkelerinde ve dünyada olup bitenlere karşı ses yükseltmelerinden daha doğal bir şey olabilir mi? Toplumsal sorumluluklarının bilincinde olan sanatçılar dünyanın her yerinde haksızlıklara, adaletsizliklere isyan ediyor; etmeye de devam edecek. ABD’nin saldırgan politikalarına karşı çıkan pek çok sanatçı gibi ünlü pop star Arina Grande, Beyaz Saray’ın göçmen politikalarını tanıtmak amacıyla, “Güle güle…Başkan Trump tarihin en güvenli sınırını inşa etti” sözleriyle paylaştığı sosyal medya videosunda ‘Bye’ adlı şarkısının kullanılmasına tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Lütfen benim müziğimi bu vahşi, insanlık dışı ve iğrenç saçmalıkla ilişkilendirerek kullanmayın!”. Sonuçta, Beyaz Saray videoyu yayından kaldırdı. ABBA, Beyoncé, Céline Dion gibi pek çok sanatçı da, tıpkı Vietnam savaşında olduğu gibi, siyasi otoriteye karşı tepkilerini dile getirmekten geri durmuyor.

SANATÇI VE PATRON

Tarih boyunca sanatçının otorite ile dansı hiç durmadı. Sanatçılar, bir yandan ifade özgürlüklerini savunma içgüdüsü ile hareket ederken, öte yandan yaşamlarını sürdürebilmek adına otoriteye boyun eğmek ya da eğmemek ikilemi ile karşı karşıya kaldılar. Kimi direndi, kimi teslim oldu; kimi de çelişkiler içeren bir yaşamı sürdürdü. Orta Çağda kilise otoritesiyle, sonra feodal beylerle, daha sonra krallar, imparatorlar tarafından himaye edilen sanatçı bu ikilemden hiç kurtulamadı. Günümüzün otoriter yönetimlerinde yaşayan sanatçılar gibi, görece demokratik ülkelerde yaşayanlar da endüstrinin kralları karşısında aynı ikilemi yaşıyor. Bu konuda daha derinlere inmek isterseniz, değerli tarihçi Halil İnancık’ın Patrimonyal Devlet ve Sanat üzerine sosyolojik incelemesi ‘Şair ve Devlet’e başvurmanızı öneririm. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu üzerinde odaklanan İnalcık, Padişahın sanat anlayışının dönemin müziği üzerindeki etkisini, yönetimlerin sanatçının zihnini ve ruhunu etkileyen baskısını örneklerle anlatmış.

Dünya Müzik Günü’nde düzenlenen etkinliklere katılırken, müzisyenlerin sorunları üzerinde kafa yormakta yarar var. Daha adil, daha mutlu bir dünya hayal eden sanatçıların verdikleri yaşam savaşını (herkes pop-star değil elbette!), karşılaştıkları engelleri, yasaklamaları göz ardı edemeyiz. Ülkemizin kültür tarihinde Pir Sultan Abdal’dan Köroğlu’na, Dadaloğu’ndan RuhiSu’ya, Cem Karaca’dan Şanar Yurdatapan’a sayısız müzisyen var, baskılara karşı direnişin bedelini hapislerde, sürgünlerde ödeyen… Önümüzdeki hafta dünyadan örneklerle devam ederiz. Şimdilik, takvimin bu en uzun gününde tüm dünyada ücretsiz konserlerle müziğin coşkusu yaşanırken, siz de bir konsere gidip direnç ve umut tazeleyebilirsiniz. Eğer kentiniz Dünya Müzik gününden habersizse, siz de radyoyu (mesela Apaçık Radyoyu) açıp, dilediğiniz müziği dinleyerek bir nebze nefes alabilirsiniz…

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu