İşgalci abluka stratejisi! ABD İran’a, İsrail Gazze’ye uyguluyor
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Washington’ın talepleri kabul edilene kadar Hürmüz Boğazı’na deniz ablukası uygulamaya başladığını açıklamasıyla küresel finans ve enerji piyasalarında tedirginlik yükseliyor. Deniz ablukası, bir ülkenin ya da bölgenin gıda, enerji, silah ve iletişim akışını askeri güçle kesme yöntemi olarak tanımlanıyor. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 42. maddesine göre abluka bir savaş eylemi olarak kabul edilirken, uluslararası hukukta sivil nüfusu açlığa mahkum eden uygulamalar “savaş suçu” kapsamında değerlendiriliyor. ABD bir yandan Küba’da da abluka uygulamasına sıklıkla başvururken, Gazze’de uzun yıllardır İsrail’in deniz ablukası altında bulunuyor. Savaş eylemi ve suçu sayılmasına karşın başta ABD olmak üzere yayılmacı güçler ise tarih boyunca bu yöntemi sistematik olarak uyguladılar.
ABD’nin Küba’ya yönelik ambargo ve deniz denetimleri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından defalarca kınanmasına rağmen devam etti.
İNGİLİZ YAYILMACILIĞININ İCADI
Deniz ablukasının ilk yıkıcı etkisi Britanya Kraliyet Donanması’nın, Yedi Yıl Savaşları (1754–1763) sırasında tüm Fransa kıyılarını ablukaya almasıyla tarihe kaydedildi. Verili tarihe göre bu abluka Fransa’nın ticaretini felç ederek savaşın seyrini belirledi. Aynı yöntem Napolyon Savaşları’nda da tekrarlandı ve bu kez tüm Avrupa kıtasında ekonomik yıkım yarattı. 19. ve 20. yüzyılda deniz ablukası, emperyal güçlerin temel araçlarından biri haline geldi. Amerikan İç Savaşı sırasında Birlik güçlerinin güney limanlarını ablukaya alması, Konfederasyon ekonomisini çökerten temel faktörlerden biri oldu. 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı sırasında uygulanan ablukalar ise milyonlarca sivilin açlık ve kıtlıkla karşı karşıya kalmasına yol açtı.
ABD’NİN GAMBOT DİPLOMASİSİ
Modern dönemde deniz ablukası, özellikle ABD tarafından “gambot diplomasisi” olarak adlandırılan, kanun tanımayan ve abluka uygulanan ülkeleri zorlayan dış politika aracının merkezine yerleştirildi. 1962 yılında yaşanan Küba Füze Krizi sırasında ABD Başkanı John F. Kennedy, Küba’ya yönelik deniz ablukasını “karantina” olarak tanımlasa da bu adım Birleşmiş Milletler’de “fiili askeri kuşatma” olarak tanımlandı. ABD’nin Küba’ya yönelik ambargo ve deniz denetimleri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından defalarca kınanmasına rağmen devam etti. Küba’ya uygulanan bu abluka, gıda, ilaç ve temel ihtiyaçlara erişimi sınırlayarak sivil nüfus üzerinde doğrudan etki yarattı. Donald Trump ikinci başkanlık döneminde Venezuela’ya abluka uyguladı ve Küba’nın yeniden ablukaya alınacağı yönünde tehditler savurdu.
İsrail, Gazze’ye yönelik deniz, kara ve hava ablukasıyla temel ihtiyaçların ve insani yardımların girişini neredeyse bütünüyle sınırlamış durumda.
HÜRMÜZ’ÜN GÖLGESİNDE GAZZE ABLUKASI
Deniz ablukasının en güncel örneklerinden biri ise İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik uygulamaları olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Amnesty International raporlarına göre İsrail, Gazze’ye yönelik deniz, kara ve hava ablukasıyla temel ihtiyaçların ve insani yardımların girişini neredeyse bütünüyle sınırlamış durumda. Abluka dahilinde bölgeye sağlık ve ilkyardım malzemelerinin girişine de izin verilmiyor. Bu raporlarda, ablukanın sivil nüfus üzerinde “kolektif cezalandırma” etkisi yarattığı ve uluslararası hukuka aykırı olduğu da birçok kez vurgulandı. İsrail’in denizden uyguladığı abluka, balıkçılık faaliyetlerini sınırlarken, insani yardım akışını da büyük ölçüde engelledi.
MODERN ABLUKA VE DİJİTAL KUŞATMA
Günümüzde deniz ablukaları yalnızca fiziksel değil; dijital ve ekonomik çerçevede de uygulanıyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası raporlarına göre modern ablukalar, deniz ticaretinin kesilmesinin yanı sıra deniz altı askeri iletişim hatlarının kesilmesi, deniz altı kablolarının hedef alınması ve hava sahasının kapatılması gibi yöntemleri de içeriyor. 1994 tarihli San Remo Uluslararası Deniz Hukuku Kılavuzu çerçevesinde ablukaların belirli kurallara tabi olması gerektiği belirtilse de, uygulamada ablukacı güçlerin bu kuralları ihlal ettiği birçok örnek bulunuyor. Raporlara göre deniz ablukaları, küresel ticaretin çok büyük bölümünün deniz yollarına bağlı olması nedeniyle günümüzde de etkisini sürdüren en güçlü jeopolitik silahlardan biri olmaya devam ediyor. Avrupa merkezli raporlarda ABD ve müttefiklerinin askeri güce dayalı bu yöntemle, uluslararası sistemi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmeye çalıştığı değerlendirmeleri de sıklıkla yapılıyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel