İran ve Orta Doğu’nun güzelliği füzelerle yok ediliyor
29 koruma altındaki alanıyla İran, kültürel zenginlik açısından dünyada dokuzuncu sırada yer alıyor. Adeta açık hava müzesi olan bu ülke, bugün geri dönülmez zararlarla karşı karşıya. Sembolik şehirleri ve Safevi ile Kaçar dönemine ait sarayları hedef alan son saldırılar, UNESCO’yu Körfez İşbirliği Konseyi ile acil toplantılar yapmaya itti. Amaç, Pers medeniyetinin ve bölgedeki diğer kültürel mirasın korunması.
İran’daki risk altındaki miras
10 Mart 2026’da Tahran’a düzenlenen saldırı, Kaçar hanedanının başyapıtlarından Golestan Sarayı’na zarar verdi. Patlamanın şok dalgaları; vitrayları, aynaları ve oymalı kapıları parçaladı. Böylece yüzyıllarca kraliyet gücünü simgeleyen sarayın bütünlüğü zedelendi.
İsfahan’da da Chehel Sotoun Sarayı gibi önemli yapılar hedef oldu. “40 Sütunlu Saray” olarak bilinen yapı kısmen zarar gördü. Yanındaki bir hükümet binasına isabet eden patlama, sarayın yansıtma havuzunu ve 17. yüzyıla ait fresklerini etkiledi.
Dünyanın en büyük ve en etkileyici meydanlarından biri olan Nakş-ı Cihan Meydanı da büyük risk altında. Şah Camii ve Şeyh Lütfullah Camii ile çevrili bu alan, kentin merkezi olması nedeniyle yakınlardaki her saldırıda tehdit altına giriyor.
İsfahan’daki Cuma Camii (Masjed-e Jame) de zarar gördü. Şok dalgaları, Selçuklu mimarisinin en önemli örneklerinden biri olan bu binanın değerli turkuaz çinilerinin kopmasına neden oldu. Yapı, daha önce 1980’lerdeki İran-Irak savaşında da hasar almıştı.
Ayrıca Ali Qapu Sarayı’nın tarihi balkonu da bombardıman nedeniyle ciddi yapısal zarar gördü. Endişe şimdi güneydeki Pers medeniyetinin en önemli kalıntıları olan Persepolis ve Pasargadae’ye yönelmiş durumda. Şiraz yakınlarındaki bu alanlar, olası saldırılar karşısında savunmasız.
İsrail ve Lübnan’daki risk altındaki alanlar
UNESCO’nun uyarıları sadece İran’la sınırlı değil. Çatışmanın coğrafi yayılımı, diğer tarihi ve dini alanları da tehdit ediyor.
11-12 Mart tarihlerinde Kudüs semalarında balistik füzeler ve insansız hava araçları görüldü. Hava savunma sistemlerinin imha ettiği hedeflerin parçaları, Eski Şehir’e çok yakın noktalara düştü.
Ağlama Duvarı, Kutsal Kabir Kilisesi ve Mescid-i Aksa gibi insanlık için eşsiz değere sahip yapılar, bu parçaların etkisi altına girdi.
Lübnan’da da yoğun roket saldırıları ve İsrail’in karşılıkları, Fenike ve Roma dönemine ait son derece önemli arkeolojik alanları tehlikeye atıyor.
İnsanlığın ortak mirası tehdit altında
Uluslararası diplomasi, kültürel miras için koruma koridorları oluşturmayı tartışsa da sahadaki gerçeklik farklı. Bu alanlar artık “dokunulmaz” değil.
Bu anıtların yok edilmesi, sadece ilgili ülkeler için değil, tüm insanlığın ortak hafızası için geri dönülmez bir kayıp anlamına geliyor.