İran savaşı bahane oldu, Kolonici zihniyet ortaya çıktı!

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı saldırılar bir haftayı geride bırakırken Avrupa’nın pozisyonu da netleşmeye başladı. Küresel istihbarat yayını Intelligence Online’ın (IO) haberine göre Fransa Genelkurmay Başkanı General Fabien Mandon, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un talimatıyla Lübnan’ın başkenti Beyrut’a gitmek üzere yola çıktı. Haberde Mandon’un İsrail ile de temaslarda bulunacağı da ifade edildi. Fransız basınının Fransa Genelkurmay Başkanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberlerde ise ABD uçaklarının Orta Doğu’daki Fransız askeri üslerinde geçici olarak konuşlanmasına izin verildiği belirtildi. İstihbarat kaynaklarına göre Fransa savaşa müdahil olmaya hazırlanıyor. Yaşananlar Avrupa’nın ve ABD’nin Orta Doğu’yu koloni olarak gören bakış açısının değişmediğini de ortaya çıkarıyor.


Fransa, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşa müdahil olabilmek için bir yandan üslerini açtı diğer yandan bölgede üst düzey askeri görüşmeler gerçekleştirmeye başladı.

FRANSA PAY KAPMA PEŞİNDE

Fransa’nın ardından Birleşik Krallık hükümetinin de Orta Doğu’daki askeri üslerinin İran’a yönelik operasyonlarda kullanılmasına izin verdiği açıklandı. Avrupa basınında yer alan haberlere göre bu adım Batılı askeri ittifakın İran savaşında koordineli hareket etmeye başladığını gösteriyor. İngiliz diplomatik kaynaklar ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan görüşmede İran’a yönelik saldırılar ve Lübnan’daki gelişmelerin ele alındığını aktardı. Uluslararası ajanslar bu temasların ardından Batılı ülkelerin Orta Doğu’daki askeri varlığını genişletebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

DAİMİ ASKERİ MÜDAHALE POLİTİKASI

Verili tarih kayıtlarına göre Fransa ve İngiltere’nin Orta Doğu’daki askeri ve siyasi varlığının kökleri Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki manda sistemine kadar uzanıyor. 1916 tarihli Sykes–Picot Anlaşması, Orta Doğu’nun İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmasını öngördü. 1920 San Remo Konferansı sonrasında Suriye ve Lübnan Fransız mandasına, Irak ve Filistin ise İngiliz mandasına bırakıldı. Avrupa’nın bölgedeki askeri müdahaleleri 1956’daki Süveyş Krizi ile yeni bir döneme girdi. Bu kriz sırasında İngiltere ve Fransa, İsrail ile birlikte Mısır’a karşı askeri operasyon düzenledi. Bu krizin ardından İngiltere ve Fransa, Orta Doğu’daki sömürgeci müdahale gücünü ABD’ye devretti. 1991 Körfez Savaşı, 2003 Irak işgali, 2011 Libya müdahalesi ve Suriye’de yürütülen askeri operasyonlar Batılı askeri güçlerin Orta Doğu’daki daimi müdahale politikasının tarihsel devamı olarak kayıtlara geçti.

İran savaşı bahane oldu, Kolonici zihniyet ortaya çıktı! - Resim : 2
Verili tarih, Fransa, İngiltere ve ABD’nin bir asrı aşkın süredir Orta Doğu’da petrol ve güvenlik eksenli müdahalelerle askeri varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.

PETROL KARŞILIĞI GÜVENLİK

Konu hakkında yazılan çok sayıda araştırma kitabı ABD’nin Orta Doğu’daki belirleyici askeri güç haline gelmesinin özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan güvenlik düzeniyle başladığını ortaya koymakta. 1945’te Suudi Arabistan ile yapılan ve “güvenlik karşılığı petrol” olarak kayıtlara geçen Quincy Anlaşması, ABD’nin enerji güvenliği karşılığında bölge monarşilerine askeri koruma sağlamasını öngördü. Soğuk Savaş döneminde ise Washington, İngiltere’nin bölgedeki rolünün zayıflamasıyla birlikte güvenlik yapısını devraldı. CENTCOM’un kurulması (1983), Körfez Savaşı (1991) ve ardından kurulan kalıcı askeri üsler ABD’nin bölgedeki askeri varlığını kurumsallaştırdı. Araştırmacılara göre bu süreç Batılı güçlerin Orta Doğu’daki enerji kaynakları, ticaret yolları ve stratejik boğazlar üzerindeki etkisini sürdürmesinin temel mekanizmasını oluşturdu.

AVRUPA’DA FARKLI SESLER

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları dünya genelinde protestolara yol açarken Avrupa’da da farklı siyasi tepkiler ortaya çıktı. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, çatışmaların genişlemesine karşı çıkan az sayıdaki Avrupa liderinden biri oldu ve diplomatik çözüm çağrısı yaptı. Buna karşılık Almanya hükümetinin açıklamalarında ABD’nin operasyonlarına destek verildi. Aynı süreçte NATO’dan yapılan açıklamada, ittifakın bölgedeki müttefiklerinin güvenliğine yönelik girişimlere destek verileceği belirtildi. Brüksel basınına yansıyan bilgilere göre bir NATO savaşı olmamasına karşın Genel Sekreter’in açıkça ABD saldırganlığına destek vermesi, Avrupa ulusal parlamentolarında ciddi tartışmalara yol açmış durumda.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu