İlk darbe ekonomiye! Derinlikli savunma İran’ı korur mu?

ABD’nin İran’a yönelik saldırı hazırlıkları sürerken, olası bir savaşın ekonomik ve toplumsal etkileri; hem bölgesel hem küresel ölçekte tartışılmaya devam ediyor. Washington’un Orta Doğu’ya sevk ettiği uçak gemisi görev grupları, uzun menzilli bombardıman uçakları ve bölgedeki üslerde artırılan hava savunma kapasitesi; Tahran’ın ise balistik füze konuşlandırmaları ve seferberlik adımları, askeri gerilimin yeni bir eşiğe taşınması olarak yorumlanıyor. Analistler böyle bir tabloda olası bir ABD hava saldırısının İran ekonomisi, kamu maliyesi, enerji sektörü ve toplumsal düzen üzerindeki etkilerinin yalnızca askeri dengeyle sınırlı kalmayacağını ve çok katmanlı sonuçlar üreteceğine de dikkat çekiyorlar.


Uzmanlara göre olası bir ABD hava saldırısı, kısa vadede İran’ın enerji ihracat kapasitesini daha da daraltabilir; ancak orta vadede küresel petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açarak bölgesel ekonomiler üzerinde zincirleme etkiler oluşturabilir.

İRAN EKONOMİSİ ZORDA

Yapılan analizlerde mevcut ekonomik durumun, İran açısından kırılganlık yarattığı özellikle vurgulanıyor. Başta Uluslararası Para Fonu olmak üzere uluslararası finans kuruluşlarının tahminleri, İran ekonomisinin son yıllarda düşük büyüme ve yüksek enflasyon sarmalında ilerlediğine işaret ediyor. Resmi verilere göre yıllık enflasyon yüzde 40-50 bandında seyrederken, gıda enflasyonu dönemsel olarak yüzde 60’ların üzerine çıkıyor. Genç işsizlik oranı bazı dönemlerde yüzde 20’nin üzerinde ölçülüyor. Bu tabloya kuraklık, su krizi ve tarımsal verimlilik sorunları da eşlik ediyor.

ASİMETRİK CAYDIRICILIK

Tahran yönetimi ise ABD’ye karşı doğrudan konvansiyonel güç üstünlüğüne dayalı bir strateji yerine asimetrik caydırıcılık üzerine inşa edilmiş bir savunma mimarisi benimsiyor. Bu çerçevede balistik füze kapasitesi, insansız hava araçları, kıyı savunma sistemleri ve bölgesel vekil unsurlar üzerinden çok katmanlı bir karşılık mekanizması oluşturulmuş durumda. İran’ın envanterinde farklı menzil kategorilerinde yüzlerce balistik füze bulunduğu, bazı sistemlerin 2 bin kilometreye kadar menzile sahip olduğu biliniyor. Bu kapasite; İsrail’i, Körfez’deki ABD üslerini ve bölgesel enerji altyapılarını menzil içine alıyor.

DERİNLİKLİ SAVUNMA

Savunma konseptinin ikinci ayağı, Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik konumda düğümleniyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği dar bir su yolu olarak küresel enerji güvenliğinin merkezinde yer alıyor. İran Devrim Muhafızları Donanması’nın sürat tekneleri, mayın döşeme kapasitesi ve kıyı konuşlu anti-gemi füzeleri, boğazın güvenliği üzerinde potansiyel bir baskı unsuru oluşturuyor. İran savunma doktrini aynı zamanda “derinlikte savunma” yaklaşımına dayanıyor. Kritik askeri ve nükleer tesislerin bir bölümünün yer altına alınması, dağlık alanlara konuşlandırılması ve dağınık altyapı modeli benimsenmesi, hava saldırılarının etkisini sınırlamayı amaçlıyor.

KURAKLIK TEHDİDİ SÜRÜYOR

Öte yandan kuraklık ve su krizi ise ekonomik kırılganlığı derinleştiren yapısal bir unsur olarak öne çıkıyor. Ülke genelinde yağışların uzun yıllar ortalamasının belirgin biçimde altında seyrettiği, yeraltı su rezervlerinin önemli bölümünün aşırı kullanım nedeniyle kritik seviyelere indiği belirtiliyor. Tarım sektörü istihdamın yaklaşık yüzde 15’ini oluştururken, savaş ortamında tarımsal üretimin sekteye uğraması ve lojistik hatların zarar görmesi, gıda enflasyonunu daha da yukarı taşınması anlamına geliyor.

İlk darbe ekonomiye! Derinlikli savunma İran'ı korur mu? - Resim : 2
Olası savaşın yalnızca Tahran’la sınırlı kalmayacağı; bölgesel ticaret, enerji piyasaları ve finansal akımlar üzerinden daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği ifade ediliyor.

STRATEJİLER NELER?

Emekli Amiral Cem Gürdeniz’in analizleri iki ülkenin strateji konseptine ışık tutuyor. Gürdeniz’e göre ABD’nin İran’a yönelik stratejisinin yalnızca askeri yığınaktan ibaret değil. Washington, uçak gemileriyle caydırıcılık sergilerken yaptırımlarla İran ekonomisini zorluyor. Gürdeniz, İran’ın ise klasik hava savaşı yerine asimetrik caydırıcılığa dayalı bir model izlediğini, balistik füze kapasitesiyle İsrail’i ve bölgedeki ABD unsurlarını menzil içinde tutarak stratejik denge kurduğunu da dile getiriyor. ABD uçak gemilerinin İran’ın füze menzili dışında konumlandırıldığını, bu nedenle hava operasyonlarının sınırlı kalabileceğini belirten Gürdeniz, olası bir çatışmada İran’ın kritik askeri ve nükleer altyapısının hedef alınabileceğini; ancak Tahran’ın stratejik derinliği sayesinde güçlü karşılık verebileceğini de ifade ediyor.

ÇOK KATMANLI MÜCADELE

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise süreci salt askeri bir çatışma ihtimali üzerinden okumanın eksik kalacağını belirterek şunları söylüyor: “ABD, askeri seçenekleri masada tutarken aynı zamanda yaptırımlar ve bölgesel ittifaklar üzerinden İran’ı çevreleme stratejisi izliyor. İran ise bu baskıya karşı hazırlıklı. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik konumu ve balistik füze kapasitesi üzerinden güçlü bir karşılık verme iradesi taşıyor. Bu nedenle mesele, klasik bir savaş senaryosundan çok, çok katmanlı bir güç mücadelesi olarak okunmalı.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu